Suriyeli Ressamın Acı Dolu Sanatı: Esirin Gezegeni

Suriyeli Ressamın Acı Dolu Sanatı: Esirin Gezegeni
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Suriyeli ressam Abdülhamid el-Hazuri, babasının zorla kaybedilmesinin ardından geliştirdiği 'Esirin Gezegeni' adlı sanat projesinde, tutuklu ve kayıp kişilerin acılarını duvar, boşluk ve yıkım kavramlarıyla resmederek görünür kılmaya çalışıyor.

Suriyeli ressam Abdülhamid el-Hazuri, devrik Esed rejimi tarafından babasının zorla kaybedilmesinin ardından geliştirdiği "Esirin Gezegeni" adlı sanat projesinde, tutuklu ve kayıp kişilerin yaşadığı acıları levhalara yansıtmaya çalışıyor.

Suriyeli 22 yaşındaki Güzel Sanatlar ve Uygulamalı Sanatlar Fakültesi mezunu Hazuri, babasının zorla kaybedilmesi ve akıbetinin 13 yılı aşkın süredir bilinmemesinin ardından yaşadığı acıları, sanat çalışmalarına yansıtmaya başladı.

Hazuri, projesinde tutuklu ve kayıp kişilerin yaşadığı acıları, ailelerinin bekleyişini ve zamanın oluşturduğu tahribatı resim sanatıyla görünür kılmaya gayret ediyor.

Büyük levhaları tutukluların yaşamlarının tanığı olarak ele alan Hazuri, projenin görsel dilini oluşturmak amacıyla yaklaşık bir yıl boyunca farklı teknikler üzerinde çalıştı.

Hazuri, kişisel kaybından yola çıkarak hazırladığı projesini, savaş ve zorla kaybedilmeler nedeniyle yakınlarından haber alamayan ailelerin yaşadığı ortak acıya dikkati çekmek için kullanıyor.

Suriyeli genç ressam Hazuri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, babasının zorla kaybedilmesinden yola çıkarak hazırladığı "Esirin Gezegeni" projesinde, tutuklu dramını duvar, boşluk ve yıkım kavramlarıyla anlattığını söyledi.

Hazuri, sanatın, yaşadığı acıyı ve kayıp kişilerin durumunu anlatabilmesi için kendisine bir alan sunduğunu dile getirerek, "Şans eseri sanatçı oldum ve içimde yaşadıklarımı, haksızlığa uğrayan, kaybolan ve tutuklanan insanların durumunu ifade etme fırsatı buldum." dedi.

Babasından bugüne kadar herhangi bir haber alamadığını belirten Hazuri, yaşadığı kaybın kendisi için hayatındaki dönüm noktalarından biri olduğunu ifade etti.

-"Duvar, bu insanların durumunu anlatmak için en doğru seçenekti"

Hazuri, "Hapishanedeki insanın durumunu belgeleyen temel unsurlardan biri olarak duvarı gördüm ve üzerinde inşa ve yıkım yöntemiyle çalışmaya başladım. Katmanlar oluşturuyor, ardından bu katmanları yeniden yıkıyordum." diye konuştu.

Hazuri, eserlerinde zamanla boşluk kavramının daha fazla öne çıktığını ve figürlerin bir bölümünü gösterip diğer bölümünü gizleyerek zamanın geçişini anlatmaya çalıştığını aktardı.

"Çimento ve alçıyla katmanlar oluşturuyor"

Hazuri, eserlerinde geleneksel boya malzemelerinin yanı sıra çimento, alçı, yapıştırıcı ve çeşitli inşaat malzemeleri kullandığını dile getirdi.

Sanatın sanatçının kişiliğinden bağımsız düşünülemeyeceğini ifade eden Hazuri, "Hapishane konusu beni çok etkiledi. Bu nedenle duvar, bu insanların yaşadığı durumu ifade etmek açısından en doğru ve en samimi seçenekti." şeklinde konuştu.

"Bu insanların hafızamızda her zaman var olması gerekiyor"

Hapishanelerdeki insanların yaşadığı koşulların kendisini sürekli düşündürdüğünü dile getiren Hazuri, projesinin bu kişilerin hikayelerini sanat yoluyla görünür kılmayı amaçladığını vurguladı.

Bu insanların yaşadıkları acıları anlatacak birilerinin olması gerektiğini söyleyen Hazuri, "Onların hafızamızda her zaman var olmaları gerekiyor. Onlar işkence gören insanlar ve hiç kimse onların yaşadığı koşulları tam olarak bilmiyor." ifadelerini kullandı.

Eserlerinde kolaj tekniğine de yer veren Hazuri, araştırmaları sırasında ulaştığı gazete ve haberleri tablolarının üzerine yerleştirdiğini, böylece izleyicinin tutuklu ve kayıp kişilerin yaşadığı dramı unutmamasını amaçladığını belirtti.

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.