Frankfurt Tiyatro Festivali'nde usta oyunculara ödül

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

13. Frankfurt Türk Tiyatro Festivali'nde, sanatçılar Hakan Altıner'e "Tiyatroya Bir Ömür" ödülü, Tamer Levent'e de "Vefa" ödülü takdim edildi

Usta oyuncular Zafer Algöz, Hakan Altıner ve Tamer Levent, Haldun Dormen'e ithaf edilen ve Tiyatro Frankfurt'un ev sahipliğinde düzenlenen "13. Frankfurt Türk Tiyatro Festivali"nde ödül aldı.

Almanya'nın Frankfurt kentindeki Gallus Theater'da devam eden festivalde, "Haldun Dormen Özel Ödülü" Zafer Algöz'e, "Tiyatroya Bir Ömür" ödülü Hakan Altıner'e, "Vefa" ödülü ise Tamer Levent'e takdim edildi.

"Ezber yeteneğimiz olduğu müddetçe sahnede olmayı tercih ediyorum"

Başarılı oyuncu Zafer Algöz törende yaptığı konuşmada, hayatı boyunca birçok ödül aldığını belirterek, "Bir İsmail Dümbüllü ödülü, bir Sadri Alışık ödülü aldım, bu üçüncüsü de kıymetli komşum adına verilen ödül. Haldun Dormen ödülü çok kıymetli benim için. Çok büyük onur duydum. Çok teşekkür ederim düşündüğünüz için." dedi.

Dormen'in "en zarif İstanbul beyefendisi" olduğunu ifade eden Algöz, şunları söyledi:

"Haldun ağabey kendi deyimiyle, 'Ağzımda gümüş kaşıkla doğdum. Ben şanslı bir insanım.' diye anlatırdı. Çünkü Haldun ağabey varlıklı bir tüccarın oğluydu. Annesi Osmanlı Sarayı'ndan gelen asilzade bir hanımefendi. Çocukluğu hep Alman dadıların eşliğinde geçmiş. Genelde bizde öyle varlıklı insanların evlatları da ticaretle uğraşır ama nereden kanına tiyatro yapma aşkı girdiyse 'Ben tiyatro mesleğini seçeceğim.' demiş. Ben de şanslı bir insanım. Çünkü benim de tiyatro oyuncusu olmamı en çok annem babam destekledi. Onların sayesinde tiyatro mesleğine yönlendim. Haldun ağabey de o zamanlar rahmetli babasının, 'Eğer yapabileceksen en iyisini yap. Ne istiyorsan onu yap.' deyip yönlendirmesiyle Amerika'ya gitmiş. Amerika'da tiyatro eğitimi görmüş sonra Türkiye'ye gelmişti."

Sanatta öğretici, eğitmen olmanın, birilerini yetiştirmenin, birilerine el ve güç vermenin önemli olduğunun altını çizen Algöz, "O yüzden sadece kendini düşünen sanatçılara ya da sanatçı büyüklere biz kendi aramızda, 'Köküne doğru büyüyen ağaç' deriz. Yani sadece kendine hayrı var, başkasına hayrı yok. Ama Haldun Dormen gibi büyük ustalar, yukarıya doğru büyüyen, filiz veren, öğrenci, rejisör, tiyatro adamı, sanat adamı yetiştiren ustalar oldular." diye konuştu.

Usta oyuncu Dormen'i örnek aldığını dile getiren sanatçı Algöz, şöyle devam etti:

"Umalım ki bizler de onun gibi bu yaşa kadar aktif, bu mesleğin, tiyatro sanatının içinde olalım, elimiz ayağımız tuttuğu, nefesimiz yettiği müddetçe. Hayatım boyunca gerçekten Haldun ağabeyi örnek almışımdır. Zekamız, ezber yeteneğimiz olduğu müddetçe hep sahnede olmayı, sahnede bir şeyler yapmayı tercih eden bir insanım. İnşallah ben de öyle olurum. Çünkü Haldun ağabey zaten benim için ölümsüzdü. Allah mekanını cennet eylesin."

"Haldun Dormen hayattan zevk alan, yol gösteren, ışık saçan insandı"

Ödülünü usta oyuncu Tamer Levent'in elinden alan Hakan Altıner, "Kibarlık Budalası" oyununda 600 kez Dormen ile aynı sahneyi paylaştığını belirterek, "Haldun Dormen'le Kibarlık Budalası oyununda karşılıklı oynama onuruna, mutluluğuna eriştim. Yahya Kemal'in 'Rindlerin Ölümü' diye bir şiiri vardır. Rind demek işte Haldun ağabeyin tanımıdır. Hayattan zevk alan, yol gösteren, ışık saçan insan demektir. Hakikaten yüzlerce anı biriktirdik. Karşılıklı oynayarak, turnelere çıkarak, provalar yaparak birden fazla oyunda beraber çalıştık. 1970'te Dormen Tiyatrosu'nda 'Yaygara 70' adlı oyunu yedi kere manyak gibi seyredip kendi kendime, 'Ben bu dünyanın içinde olabilir miyim?' diye heyecanlanan 18 yaşındaki Hakan, ömrünün diğer bölümünde ona bu yolu, bu ışığı tutan Haldun Dormen'le oyun arkadaşı olarak yönetmen oyuncu ilişkisinde beraber oldu. Benim aldığım hayatımdaki en büyük ödül budur." dedi.

Altıner, Dormen ile Kibarlık Budalası'nın 6. ya da 7. sezonunun sonunda çıktıkları bir turnede yaşadıklarını şöyle anlattı:

"Gece yarısı telefon geldi. Deli gibi koştum hastaneye. Kapıdan gördü beni, 'Bak marifetime, ne yapacağız oyunları?' dedi. 'Telaşlanmayın.' dedim. İki asistan doktor o gece nöbetçi. Yatağın başında fısıldaşıyorlar. 'Gelin bakayım buraya. Ne fısıldaşıyorsunuz siz?' dedi. 'Efendim iki seçenek var. Sabah erkenden ya sizi bir ameliyata alacağız. Oraya bir platin koyacağız veyahut da bırakacağız. Rahat rahat altı ay boyunca yavaş yavaş kemik kaynayacak.' O zaman da tam doksan yaşındaydı. Kemik kaynayacak, o çivi de kaynayacak. Kaslar zayıflamış olacağı için üç ay fizik tedavi. Doktor, 'Oyunları iptal edin. Ocak'tan itibaren düşünün. Yeni oyunlar yapmayın.' dedi. 'Tabii.' dedik, Haldun ağabeyi evine götürdük. Ara ara telefonlaşıyoruz. Çay içmeye gidiyorum. Her şey iyiye gidiyor gözüküyor. Ağustos'un ilk günleri. Telefon etti, 'Şekerim hadi oyun koy.' dedi. 'Ne oyunu Haldun ağabey.' dedim. 'Kibarlık Budalası, hadi oynayalım artık.' dedi. 'Haldun abiciğim konuştuk, hatırlayın. Doktorunuz da söyledi. En az altı ay. Şimdi daha iki buçuk ay oldu.' dedim. Doktor tamam demiş. Röntgen çıktı, kemik kaynamış. Bastonla sahneye çıkabiliyor. 'Peki nasıl olur?' dedim. Hayatım boyunca hem unutamayacağım hem hayatıma yön veren cümleyi söyledi, beynini işaret ederek, 'Burasıyla kaynatıyorum.'"

"Yaparsın şekerim, sanata evet demektir"

Sanatçı Tamer Levent ise Dormen Tiyatrosu'nun başlattığı ekolden pek çok insan yetiştiğine dikkati çekerek, "Ankara ekolünden oraya gidenler oldu. Muhsin Ertuğrul hocadan sonra Yıldız Kenterler, Müşfik Kenterler gitti. Genco Erkal gitti, Haldun Dormen gitti. Peki şimdi ne olacak? Şimdi onların bıraktıklarıyla yeni bir sanat kavramına, işin adı değil, yapılacak işin nasıl yapılacağını tasarlayan ve o tasarlanmış kültüre tutkuyla bağlı insanlar kuşağının yetişmesine neden olacaklar. Bu nedenle ben Haldun Dormen'in o çok önemli lafını 'sanata evet' lafı olarak yorumluyorum. 'Yaparsın şekerim'. Yaparsın şekerim lafını bir sanat felsefesi kültürüyle analiz edersek esasında kendi yaşadığı zorlukları da anlatıyor." ifadelerini kullandı.

Festivalin bu yıl 13'üncüsünün düzenlendiğinin altını çizen Levent, "Uluslararası standartlarda bir projenin kimliğini ispat edebilmesi için 5 yıl içerisinde kendini kanıtlamış olması gerekir. Ondan sonra her 5 yılda katlanarak büyür. 13. yıla geldiğine göre 3. tip zaman dilimine geçmek üzere Frankfurt Türk Tiyatro Festivali. Bu festivalin böyle bir mirası sahiplenip, devamını sağladığına göre, dünyaya da ses getirmesi lazım diye düşünüyorum." görüşünü dile getirdi.

Menajer Velhan Cantay ise Haldun Dormen'in okulundan mezun olan tek menajer olduğunu kaydederek, "Umuda, çalışmaya, ekibe çok inanan bir insandı. Onun ekmeğini, tiyatroda yemenin zevkini de çok iyi bilirdi Haldun abi. Herkesin o zevki almasını çok isterdi, en küçüğünden en büyüğüne kadar." dedi.

Dormen'in Frankfurt Türk Tiyatro Festivali'ne çok değer verdiğini ve bu festivali önemsediğini vurgulayan Cantay, festivale destek veren, sponsor olan, emeğini katan, her sene gönüllü olarak katılanlara ve Kamil Kellecioğlu ile ekibine teşekkür etti.

"Bazı insanlar hayalleriyle yaşamaya devam eder"

Festival Başkanı Kamil Kellecioğlu ise tiyatronun yalnızca bir meslek olmadığının altını çizerek, "Tiyatro, inanmaktır. İnsana, söze, bir gün insanların birbirini daha iyi anlayabileceğine inanmaktır. İşte, Haldun abi böyle bir insandı. Keza Ayla (Algan) abla. Onlar hayatlarını yalnızca tiyatro yapmak için yaşamadılar. Bir kültürü yaşatmak için de yaşadılar. Bir dili sahnede canlı tutmak, insanın kalbine dokunmak için yaşadılar. Dokundular da. En önemlisi, hayal kurmaktan hiç vazgeçmediler. Bizlere hep şunu hissettirdiler. Tiyatro varsa, umut var." diye konuştu.

Kellecioğlu, Avrupa'da Frankfurt'ta Türkçe tiyatro yapabilmenin tesadüf olmadığına işaret ederek, şunları kaydetti:

"Bu, yıllarca kurulan hayallerin sonucudur. Avrupa'da Türk tiyatrosu yaşasın, onların ortak hayali buydu. Sadece Türkiye'de değil, gurbette de Türkçe sahneler olsun istediler. Her yere sahne açtılar, Berlin'e, Köln'e, Dortmund'a. Çocuklar kendi dilinde bir replik duysun, insanlar tiyatro çıkışında birbirlerine sarılsın, kültür unutulmasın istediler. Biz bugün burada aslında onların hayalini yaşıyoruz. Bu festival sadece oyunlardan oluşmuyor. Bu festival, yıllar önce kurulmuş bir düşün devamıdır. Her perde açıldığında, her alkış yükseldiğinde, her genç oyuncu sahneye çıktığında, onların emeği yeniden nefes atıyor. Çünkü bazı insanlar yaşarken değil, hayalleriyle de yaşamaya devam eder."

Ödüllere geçen yıl Ayla Algan ile başladıklarına dikkati çeken Kellecioğlu, "Bu yıldan itibaren Haldun Dormen ismi... Frankfurt Türk Tiyatro Festivali devam ettiği sürece her yıl burda onun adına Türk tiyatrosuna katkı vermiş, hayatını adamış ustalarımıza, duayenlerimize böyle bir ödül takdim edeceğiz." dedi.

Festivalle ilgili detaylı bilgiye Tiyatro Frankfurt'un sosyal medya hesaplarından ve internet sitesinden ulaşılabiliyor.

Kaynak: AA / Hilal Uştuk
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.