Osmanlı'nın 16. yüzyıldaki önemli figürlerinden Gazanfer Ağa için yazılan şiirler gün yüzüne çıkarıldı
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Uğur Öztürk tarafından III. Mehmed'in kapı ağalarından Venedik asıllı Gazanfer Ağa için yazılmış şiirler gün yüzüne çıkarıldı.
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Uğur Öztürk tarafından III. Mehmed'in kapı ağalarından Venedik asıllı Gazanfer Ağa için yazılmış şiirler gün yüzüne çıkarıldı.
Daha önce "Osmanlı Dünyasında Himaye İlişkileri ve Yazılı Kültür" adlı kitaba imza atan Öztürk, 16. yüzyıl Osmanlı hareminin önemli figürlerinden biri olan Gazanfer Ağa'ya yazılmış şiirler üzerine "Osmanlı Sarayının Mahremi: Kapı Ağası Gazanfer Ağa İçin Yazılmış Şiirler Mecmuası" başlıklı çalışmasını okurla buluşturdu.
AA muhabirine açıklamalarda bulunan Öztürk, Gazanfer Ağa'nın gerçek adı ve doğum tarihi hakkında net bir bilginin bulunmadığını belirterek, "Sadece 1559'da ailesiyle birlikte seyahat ederken korsanlar tarafından esir alındığında 10-11 yaşlarında olduğu bilinmektedir. Bu durumda 1548–1549 yıllarında doğmuş olması muhtemeldir. Esir alındıktan sonra annesi ve iki kız kardeşi fidyeyle serbest bırakılmış ancak Gazanfer ve erkek kardeşi Cafer o sırada Kütahya'da sancak beyi olan Şehzade II. Selim'e takdim edilmiştir." dedi.
Öztürk, Gazanfer Ağa'nın II. Selim'in tahta çıkmasıyla dülbent başı olarak hareme dahil edildiğini aktararak, "II. Selim'den sonra tahta çıkan III. Murad döneminde has oda başı ve babüssaade (kapı ağası) görevlerini icra etmiştir. Gazanfer'in haremdeki etkinliği III. Mehmed döneminde zirveye ulaşmış ve sultan danışmanı gibi hareket etmiştir. Onun elde ettiği bu güç kendisine birçok düşman kazandırmıştır ve sonunda düşmanları, Ağa'yı III. Mehmed'in karşı çıkmasına rağmen 6 Ocak 1603'te çıkardıkları isyanda öldürmüşlerdir." diye konuştu.
" Şiirlerin hepsinin merkezinde Gazanfer Ağa yer alıyor"
Çalışmasının başlığında kullandığı "mahrem" ifadesinin iki yönü olduğuna işaret eden Öztürk, şunları anlattı:
"Birincisi Gazanfer Ağa görevleri sebebiyle 16. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı hareminin dolayısıyla hanım sultanlarına en yakınında bulunan kişiydi. Gazanfer Ağa, hanım sultanların yakını, mahremi olması sebebiyle hem saray içinde hem saray dışında (özellikle sadrazamların belirlenmesinde ve müderris atamalarında) hem de kültürel anlamda onlar adına eserler yazdırarak en büyük destekçi olmuştur. 'Osmanlı Sarayının Mahremi' başlığının ikinci sebebi ise dönemin şair ve müellifleri/mütercimleri onu özellikle III. Mehmed dönemde sultana yakınlığı dolayısıyla 'mahrem-i sultani/padişahi veya saye-i zıllullah (Allah'ın yer yüzündeki gölgesinin gölgesi)' olarak övmüşlerdir."
Uğur Öztürk, şiirlerin neredeyse tamamında bu kavramların kullanıldığına dikkati çekerek, "Mahrem-i sultani kavramı, hem saray mahremi hem sultanın özel danışmanı hem de yakınlık anlamında kullanılmıştır. Mahrem kelimesine ek olarak yakın anlamına gelen mukarin, mukarreb kelimeleri ve sıra sohbet arkadaşı olarak tanımlanan musahib sıfatı da yine bahsi geçen şiir ve eserlerde Gazanfer Ağa için kullanılmıştır. Şiirlerin hepsinin merkezinde Ağa olduğu için onun dışında Osmanlı sarayının ve sultanlarının haremi veya mahremi mecmuadaki şiirlere yansımamıştır." ifadelerini kullandı.
"Gazanfer Ağa, hem kültürel hem de edebi anlamda bir hami rolüne bürünmüştür"
Gazanfer Ağa'yı sadece has odabaşı ve kapı ağası görevleriyle tanımlamanın onun yaşadığı dönem içindeki etkinliğinin sınırlarını çizmede yetersiz kaldığını vurgulayan Öztürk, şunları kaydetti:
"Gazanfer, III. Murad, III. Mehmed ve Valide Safiye Sultan'ın dolayısıyla sarayın en güvendiği ve yetkili kişilerinden biriydi. Kurduğu medrese sayesinde ilmiye sınıfının hamisi olan Gazanfer Ağa, Hoca Sadeddin Efendi ile birlikte ilmiye sınıfı üzerinde de söz sahibi olmuştur. Bu iki kişinin birlikte hareket etmesini Gazanfer Ağa Medresesi müderrislerinde de görürüz. Hoca Sadeddin Efendi, Gazanfer Ağa Mecmuası'na sunuş mahiyetinde bir manzume de kaleme almıştır."
Medrese dışında Gazanfer Ağa, Kütahya Gediz'de yine kendi adına kurduğu cami, külliye ve 12 çeşme, Mekke'deki ribat, Sinan Paşa Köşkü diye bilinen İncili Köşk'ün yanındaki çeşme ile hanedan üyesi gibi davranmıştır. Gazanfer Ağa bu kadar etkinliğin yanı sıra III. Murad ve III. Mehmed adına şiirler, eserler yazdırmıştır. Bu haliyle hem kültürel hem de edebi anlamda bir hami rolüne bürünmüştür. Gazanfer Ağa Mecmuası'ndaki şairlerin Ağa'yı bir sultan gibi bütün cömertliğin kaynağı, Osmanlı ailesinin mahremi, fakir ve düşkünlerin sığınağı olarak tavsif etmesinin sebebi budur."
Doç. Dr. Uğur Öztürk, III. Murad ve III. Mehmed döneminin şairler ile saray çevresinin irtibatının yoğun olduğu dönemler olduğunu belirterek, "Başta padişahlar olmak üzere, hanım sultan ve onların yardımcıları, vezirler ve paşalar son olarak harem ağaları bu iki dönemin hamileridir. Bu dönem şair ve müellifleri bahsi geçen hamilerin istekleri doğrultusunda eserler yazmışlardır. Dönemin bu yoğunluğunu Gazanfer Ağa Mecmuası'nda da görürüz. 55 civarında şairin bulunduğu mecmuada farklı türde 172 şiir vardır. Bu şiirlerin merkezinde sadece Gazanfer Ağa vardır ve tespit edilebildiğim kadarıyla bu şairlerin bazıları methiye türünde sadece Ağa için şiirler yazmıştır." dedi.
"Mecmua, Osmanlı edebiyatı ve saray tarihi için vazgeçilmez bir kaynaktır"
Gazanfer Ağa Mecmuası'nın 16. yüzyılın sonuna kadar bir harem ağası için yazılmış şiirlerin derlendiği şimdilik ilk ve tek örnek olduğunun altını çizen Öztürk, "Tek nüsha olan mecmuada merkezde Gazanfer Ağa olduğundan bir harem ağasının edebi ve kültürel anlamda elde ettiği güç ve bu gücün yansımasını göstermesi bakımından mecmua, Osmanlı edebiyatı ve saray tarihi için vazgeçilmez bir kaynaktır. Mecmua gün yüzüne çıkmadan önce Gazanfer'in kültürel ve edebi himayesine dair elimizde derli toplu bir değerlendirme yoktu." görüşünü paylaştı.
Öztürk, "Osmanlı Sarayının Mahremi: Kapı Ağası Gazanfer Ağa İçin Yazılmış Şiirler Mecmuası" çalışmasında Ağa tarafından telif, tercüme ve şerh ettirilen eserlerin bir listesini de verdiğini belirterek, şunları kaydetti:
"19 eserden oluşan bu liste şu ana dek Gazanfer'in yazdırdığı kitapların derli toplu ele alındığı tek listedir. Mecmua ortaya çıkmasaydı hem Gazanfer'in edebi himayesi eksik kalacaktı hem de onun geniş himaye ağının hangi boyutlara ulaştığına dair bilgileri edinemeyecektik. Mecmua Ağa'ya yazılan methiye şiirlerinden ibaret değildir, Gazanfer'in yaptırdığı mimari eserlerin sayısı ve yapılış tarihleri hakkında da elimizdeki tek kaynaktır. Ayrıca Gazanfer Ağa Mecmuası'nın bulunup neşredilmesi III. Mehmed dönemi edebi ve kültürel ortamını anlama açısından da önemlidir."













