Irak Başbakanı, silah bırakma sürecinin son tarihini Haziran 2027 olarak açıkladı
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekleGazeteci İlnur Çevik, AA Analiz'de Irak'ta devlet dışı silahlı grupların silahsızlanma sürecini değerlendirdi. Çevik, 30 Eylül'ün kesin son tarih değil yeni sürecin başlangıcı olduğunu, silah bırakma sürecinin son tarihinin Haziran 2027'ye uzatıldığını belirtti.
Gazeteci İlnur Çevik, Irak'ta devlet dışı silahlı grupların geleceğini, silahsızlanma sürecini ve bu yapıların ülkenin siyasi ve bölgesel dengelerine etkisini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Eylül ayının sonu Irak için bir milat olacaktı. ABD'nin askeri unsurları ülkeden çekilecek, Irak'ta bulunan devlet dışı silahlı güçler ya silahlarını bırakıp yok olacaklar ya da ülkenin silahlı kuvvetlerine katılacaklardı. Ama 30 Eylül tarihi yaklaştıkça bunun iyi niyetli bir temenniden öteye geçmediği görüldü.
ABD güçleri 30 Eylül'de ülkeden çekilecek. Ancak devlet dışı silahlı grupların silah bırakıp ülkenin silahlı kuvvetlerine katılıp katılmayacağı hala belirsiz. Ali ez-Zeydi hükümeti ise 30 Eylül'ün devlet dışı silahlı güçlerin silahlarını bırakmak için son tarih olmadığını ve bu tarihin silah bırakma sürecinin başlama zamanı olduğunu duyurarak bir nevi ciddi sorunların olduğunu kabullendi ve durumu kurtarmak için 30 Eylül'ün geçerli olduğunu ama silah bırakma sürecinin başlangıcı olacağını açıkladı.
Daha sonra Irak Başbakanı, süreçle ilgili soru işaretlerini gidermek için silah bırakma sürecinin son tarihinin Haziran 2027'ye uzatıldığını açıkladı. Silah bırakmaya direnen İran yanlısı milis grupların da bu tarihe kadar silahlarını bırakması ve ardından Irak'ın resmi askeri yapısına dahil edilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, sürecin ilk 90 gününde İran yanlısı milis grupların ABD güçlerine yönelik herhangi bir eylemde bulunmayacağını, ABD güçlerinin de bu gruplara karşı askeri operasyon düzenlemeyeceğini açıkladı.
Böylece Irak Başbakanı ez-Zeydi, devlet dışı silahlı güçleri silah bırakmaya ikna edemediği için ortaya çıkan olumsuzluğu ortadan kaldırmaya çalışıyor. Zira Başbakan Ali ez-Zeydi, ılımlı çizgisi ve ABD'ye yakınlığıyla biliniyor. Irak hükümetinin devlet dışı silahlı grupları kontrol altına alma çabalarında da ABD'nin baskısı etkili oldu. ABD, Haziran 2026'da Irak hükümetinden, devlet kurumlarının kontrolü dışındaki silahların resmi makamların denetimine alınmasını ve milis gruplarının tasfiye edilmesini talep etti. Washington ayrıca, bu sürecin belirli bir takvim çerçevesinde yürütülmesini istedi. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan süreçte, İran'a yakın Iraklı milis grupların silahsızlandırılması ve devletin kontrolü dışında hareket etme kapasitelerinin sınırlandırılması, hem ABD'nin hem de Ali ez-Zeydi hükümetinin öncelikleri arasına girdi. Ancak bu hedefi hayata geçirmek, söylemek kadar kolay olmadı.
Irak'ta devlet dışı silahlı gruplar ve bölgesel dengeler
Irak'ta resmi silahlı kuvvetlerin dışında üç ana grubun kontrolünde devlet dışı silahlı yapılar bulunuyor. Bunların en önemlisi, büyük ölçüde İran'la yakın ilişkileri bulunan Şii milis grupları.
DEAŞ'ın Musul'u ele geçirmesinin ardından Irak ordusunun yetersiz kalması üzerine Irak'taki en önemli Şii dini lider Ayetullah Ali es-Sistani'nin çağrısıyla Şii gönüllülerden oluşan bir silahlı güç kuruldu ve Haşdi Şabi (Halkı/millet Yığınları) ismini aldı. Bu yapı zamanla İran Devrim Muhafızları ve İranlı generallerle yakın ilişkiler geliştirdi.
ABD ise bu ilişkilerin sona ermesini ve İranlı yetkililerin Irak yönetiminin bilgisi dışında Haşdi Şabi ile temas kurmamasını istiyor. Irak hükümeti de devlet dışı silahlı grupların yabancı ülke yetkilileriyle temaslarını sınırlandırmak için baskısını artırdı. Irak yasalarına göre meşru bir güç kabul edilen Haşdi Şabi'nin mensupları devletten maaş alıyor. Bunun dışında İran'a yakın bazı Şii milis grupları ise devlet güçlerinden bağımsız hareket ediyor.
Son dönemde ortaya çıkan tablo, bu grupların silah bırakma konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Üstelik bu grupların, Ali ez-Zeydi hükümetini oluşturan bazı Şii koalisyon ortaklarından da destek aldığı biliniyor. ABD ile İran arasındaki çatışma da süreci etkileyen önemli faktörlerden biri. ABD'nin İran karşısında kesin bir sonuç elde edememesi ve İran'ın bölge siyasetindeki etkisini sürdürmesi, Iraklı Şii milislerin merkezi hükümetin silah bırakma çağrılarına daha mesafeli yaklaşmasına neden oluyor.
Şii grupların yanı sıra Sünniler arasında da devlet dışı silahlı yapılar bulunuyor. Bunlara Yezidilerin Sincar'da oluşturduğu silahlı yapılar ile Kürtlerin Peşmerge güçleri de eklendiğinde, oldukça karmaşık bir tablo ortaya çıkıyor.
Irak merkezi hükümetinin karşı karşıya olduğu sorun yalnızca Şii gruplar üzerindeki İran etkisiyle sınırlı değil. Devlet dışı silahlı grupların kendi çıkarları doğrultusunda komşu ülkelerdeki azınlıklara destek vermesi, Irak'ın bu ülkelerle ilişkilerini de doğrudan etkiliyor.
Suudi Arabistan ve Suriye açısından da benzer bir tablo söz konusu. Şii milis grupları, Suriye'de Beşşar Esad yönetimine aktif destek verirken, Suudi Arabistan'ın kuzeyinde de bazı Şii aşiretlerle işbirliği yaparak bölgedeki istikrarsızlığa katkıda bulundular. Benzer şekilde PKK'nın Irak'ın kuzeyindeki varlığı, uzun süredir Türkiye-Irak ilişkilerini olumsuz etkileyen temel sorunlardan biri. Terörsüz Türkiye sürecinin ilerlemesi ve PKK'nın silahlı faaliyetlerinin sona erdirilmesine yönelik adımlar olumlu bir gelişme olsa da örgütün varlığı ve oluşturduğu güvenlik tehdidi henüz tamamen ortadan kalkmış değil.
Bu yüzden bu grupların silahsızlandırılması ve Irak'ın dış ilişkilerinin zehirlenmesinin önlenmesi, Bağdat yönetimi için hayati önem taşıyor.
Yeni bir sürecin başlangıcı
Başbakan Ali ez-Zeydi hükümetinin önceliği, mevcut gerilimleri daha büyük bir krize dönüşmeden yönetmek olmalı. Bu nedenle 30 Eylül'ü, devlet dışı silahlı grupların tamamen silah bırakacağı ve Irak ordusuna katılacağı kesin bir son tarih olarak değil, yeni bir sürecin başlangıcı olarak değerlendirmek gerekiyor. Nitekim hükümetten son dönemde yapılan açıklamalar da bu yönde bir yaklaşımın benimsendiğine işaret ediyor.
Bu süreçte silahlı gruplar silah bırakmayacak, silahlar devlet kontrolünde kalacak ve grupların entegrasyonu için gerekli hukuki çerçeve oluşturulacak.
Başbakan Ali ez-Zeydi'nin son açıklamaları, silahlı yapıların devlet dışındaki bağımsız askeri faaliyetlerinin sona erdirilmesi ve ağır silahların devlet kontrolüne alınması karşılığında, bu yapılarda görev yapan kişilerin devlet güvenlik sistemi içerisindeki geleceğini tanımlayan bir geçiş mekanizmasının kurulacağını gösteriyor.
Uzmanlara göre, grupların "silah bırakması" yerine "devlete entegrasyon" söyleminin öne çıkarılması, gruplar açısından oluşabilecek yenilgi algısını azaltarak daha kabul edilebilir bir çıkış yolu sağlayabilir. Bu nedenle ABD'nin Irak'taki mevcut siyasi gerçekliği dikkate alması ve Zeydi yönetiminin karşı karşıya olduğu açmazları gözetmesi önem taşıyor.
ABD askeri varlığının ve DEAŞ'a karşı oluşturulan uluslararası koalisyonun sona ermesi, bölgede Türkiye'ye yeni görevler düştüğüne işaret ediyor. Bu da bölgede artan Türkiye etkisinin ve gücünün neticesi.
[İlnur Çevik, Gazeteci, Dış İlişkiler Uzmanı, Cumhurbaşkanı Eski Başdanışmanı, Eski Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politika Kurulu Üyesidir.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.















