Arktik'te rekor sıcaklık ve eriyen buzlar yaban hayatı tehdit altında

Küresel iklim değişikliği Arktik'te sıcaklık ve yağış rekorlarını kırdırırken, deniz buzlarının erimesi kutup ayıları ve diğer türlerin yaşam alanlarını daraltıyor. Türk bilim insanları, 6. Ulusal Arktik Seferi'nde bu değişimleri gözlemleyerek ekosistem etkilerini araştırıyor.
Küresel iklim değişikliğinin etkileri Arktik'te her geçen yıl daha belirgin hale gelirken, art arda kırılan sıcaklık ve yağış rekorları deniz buzlarının hızla erimesine neden olarak bölgedeki yaban hayatının yaşam koşullarını giderek zorlaştırıyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, yaklaşık üçte ikisi okyanuslardan oluşan Kuzey Kutbu, uzun süreli aydınlık ve karanlık dönemleri, eriyen buzullardan beslenen tatlı su kaynakları ve yalnızca bu bölgede yaşayan endemik türleriyle gezegenin en özgün ekosistemlerinden birine ev sahipliği yapıyor.
Arktik Okyanusu'nun en verimli bölgelerinden biri olarak kabul edilen Barents Denizi de çok sayıda deniz memelisi ve kuş türü için kritik yaşam alanı oluşturuyor. Ancak iklim değişikliğinin etkisiyle bölgedeki ekolojik denge hızla değişiyor.
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesinin (NOAA) 2025 Arktik Raporu'na göre, Ekim 2024-Eylül 2025 döneminde Arktik'te yüzeye yakın hava sıcaklıkları, 1900 yılından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı.
Son 10 senenin tamamı ölçüm tarihinin en sıcak yılları olarak kayıtlara geçerken, 2006'dan bu yana Arktik'teki yıllık sıcaklık artışı küresel ortalamanın iki katından daha hızlı gerçekleşti.
Aynı dönemde bölgede toplam yağış miktarı da rekor seviyeye yükseldi. Kış, ilkbahar ve sonbahar mevsimlerindeki yağışlar ise 1950'den bu yana ölçülen en yüksek 5 değer arasında yer aldı.
Deniz buzlarının kaybı yaşam alanlarını daraltıyor
Arktik'te hızla eriyen deniz buzları, yaşamlarını buz örtüsüne bağımlı sürdüren deniz memelilerinin yaşam alanlarını giderek küçültüyor.
Deniz Memelileri Komisyonunun (Marine Mammal Commission) değerlendirmelerine göre ise avlanma, dinlenme ve üreme gibi temel faaliyetleri için deniz buzuna ihtiyaç duyan türler, buzların geri çekilmesiyle daha uzun mesafeler katetmek zorunda kalıyor.
Bu durum, hayvanların daha fazla enerji harcamasına, üreme başarısının azalmasına ve bazı popülasyonlarda düşüş riskinin artmasına neden oluyor.
Bilim insanları, deniz buzlarındaki kaybın kutup ayıları, morslar ve foklar başta olmak üzere birçok Arktik türünün davranışlarını ve göç düzenlerini değiştirdiğine dikkati çekiyor. Buzların azalmasıyla bazı türlerin insan yerleşimlerine daha fazla yaklaşmasının insan-yaban hayatı çatışması riskini artırdığı belirtiliyor.
Türk bilim insanları Arktik'teki yaban hayatını gözlemledi
Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının uhdesinde, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) koordinasyonunda bu yıl altıncısı düzenlenen Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi kapsamında bilim insanları, Arktik'teki yaban hayatını yakından gözlemleme fırsatı buldu.
Barents Denizi'nde gerçekleştirilen sefer sırasında araştırmacılar, iklim değişikliğinin etkilerini anlamaya yönelik çeşitli çalışmalar yürütürken, Arktik'in simgesi haline gelen kutup ayılarının yanı sıra kambur balina, beyaz balina (beluga), mors kolonileri, farklı fok türleri ve ren geyiklerini doğal yaşam alanlarında gözlemledi.
6. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Koordinatörü Prof. Dr. Burcu Özsoy AA muhabirine yaptığı açıklamada, sefer kapsamında yürütülen gözlem ve örnekleme çalışmalarıyla elde edilen verilerin, Arktik ekosistemindeki değişimlerin izlenmesine ve iklim değişikliğinin kutup canlıları üzerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamasını hedeflediklerini söyledi.
Artan sıcaklıkların uluslararası raporlara da yansıdığına değinen Özsoy, "Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma seferlerimizde yaptığımız gözlemlerde ve uluslararası çalışmalarda da görüldüğü üzere 2026'da bu etkiler devam ediyor." dedi.
Özsoy, deniz buzlarındaki azalmayı ve ortalama sıcaklıkların artışını yakından takip ettiklerini belirterek, "Bu kapsamda Kuzey Kutbu'nda yaşayan hayvanlar ve deniz canlıları başta olmak üzere ekosistemde olumsuz sonuçların görülmesi de ön plana çıkıyor. Bu sebeple, bilimsel çalışmalarımızın artması ve uzun dönemli izleme çalışmalarının sürdürülebilmesi çok önemli. Bu kapsamda biz de uluslararası literatüre katkı sunmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.













