Eğitim-Bir-Sen'den MEB Önünde Protesto: "Siverek'te Yaşanan Hadise, Failin Yaptığı Tehditlerin Zamanında Tespit Edilmesiyle Önlenebilirdi"

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen), Milli Eğitim Bakanlığı önünde yaptığı açıklamada, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisedeki silahlı saldırıya tepki gösterdi. Sendika adına basın açıklamasını okuyan Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Bu gidiş kabul edilemez. Eğitimciye yönelik şiddet, bireysel bir suç olmaktan çıkmış; doğrudan bir iş güvenliği sorunu hâline gelmiştir. Buradan açık ve net söylüyoruz: Siverek’te yaşanan bu hadise, failin sanal medya üzerinden yaptığı tehditlerin zamanında tespit edilmesiyle önlenebilirdi" dedi.

Haber: Hilal ACAR / Kamera: Gurbetelli Yalçın

(ANKARA) - Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen), Milli Eğitim Bakanlığı önünde yaptığı açıklamada, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisedeki silahlı saldırıya tepki gösterdi. Sendika adına basın açıklamasını okuyan Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Bu gidiş kabul edilemez. Eğitimciye yönelik şiddet, bireysel bir suç olmaktan çıkmış; doğrudan bir iş güvenliği sorunu haline gelmiştir. Buradan açık ve net söylüyoruz: Siverek'te yaşanan bu hadise, failin sanal medya üzerinden yaptığı tehditlerin zamanında tespit edilmesiyle önlenebilirdi" dedi.

Eğitim-Bir-Sen, Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırıya tepki göstererek Milli Eğitim Bakanlığı önünde açıklama yaptı.

"Eğitimde şiddete hayır" pankartı ardında toplanan sendikalılar, "Okulda şiddet istemiyoruz", "Öğretmene uzanan eller kırılsın", "Okulda ölmek istemiyoruz" ve "Şiddete karşı omuz omuza" sloganları atarak, "Okulda şiddete öfkemiz büyük", "Okulda silahın işi ne", "Şiddet, acı ve gözyaşı demek" ve "Nereye bu gidiş" yazılı dövizler taşıdı."

Basın açıklamasını okuyan Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, şunları söyledi:

"Şiddet olayları toplum içinde yaygınlaşmış, eğitim kurumları şiddet olaylarının sıklıkla yaşandığı alanlara dönüşmüş, eğitim çalışanları şiddetin adeta açık bir hedefi olmuştur. Bu manzara, toplumsal değerlerin çöküş göstergesidir. Bu yaşananlar karşısında herkesin başını iki elinin arasına alıp, nereye bu gidiş sorusunu sormalı, sorumluluğunu düşünmelidir. Öğretmenin itibarsızlaşması, toplumsal değerlerin çöküş alametidir. Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde sıklıkla görülen silahlı okul baskınının bir benzerinin ülkemizde gerçekleşmesi, bugüne kadar yaşananlar sebebiyle görevleri başında can güvenliğinden endişe duyan eğitim çalışanlarını, daha büyük bir endişeye sevk etmektedir. Tüm Türkiye'de bir gün iş bırakarak gösterdiğimiz tepki bu büyük endişenin görülmesini sağlamak amacı taşımaktadır. Biz öğretmene değer her şeye değer derken toplumda öğretmen sahipsizdir, vuranın yanına kar kalır düşüncesi hakim olmaktadır. Bu iklimde maalesef öğretmenler, öğrencisinden ve velisinden korkar hale gelmiştir. Bu tablo doğru değildir. Bu tablodan ülkemize fayda gelmez. Yarınlarımız aydınlanmaz. Bu tablodan sevgi çıkmaz, saygı çıkmaz. Bu tabloyu kabul etmiyoruz."

Yavuz: "Bu durum, toplumsal çürümeyi açıkça gözler önüne sermektedir"

Siverek'te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen saldırı, bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet artık münferit değil, yaygın bir toplumsal sorundur. Bu durum, toplumsal çürümeyi açıkça gözler önüne sermektedir. Bugün daha iyi bir eğitim için müfredatı, pedagojiyi ve geleceği konuşmamız gerekirken; şiddeti konuşmak zorunda kalıyoruz. Bunun sebebi, şiddetin artan toplumsal maliyetine rağmen, çözüm üretmekte yetersiz kalınmasıdır. Artık öyle bir noktadayız ki, eğitim çağındaki çocuklar şiddetin faili haline gelmekte, silaha erişim kolaylaşmakta ve okullar güvenli alanlar olmaktan uzaklaşmaktadır. Aklı olanın da olmayanın da öğretmene, öğrenciye ve eğitim çalışanına yöneldiği bir zemin oluşmaktadır. Bu gidiş kabul edilemez. Eğitimciye yönelik şiddet, bireysel bir suç olmaktan çıkmış; doğrudan bir iş güvenliği sorunu haline gelmiştir. Eğitimcilerimize yönelik her saldırı, geleceğimizi karartmakta, eğitim ortamını zehirlemekte ve toplumsal huzuru tehdit etmektedir. Buradan açık ve net söylüyoruz: Siverek'te yaşanan bu hadise, failin sanal medya üzerinden yaptığı tehditlerin zamanında tespit edilmesiyle önlenebilirdi."

"Okul polisi uygulaması yaygınlaştırılmalıdır"

Yavuz açıklamasının sonunda taleplerini sıralayarak, "Sanal medya üzerinden yapılan tehditler tespit edilmeli ve bölgedeki güvenlik birimleri harekete geçirilmelidir. Eğitim hakkını korumak, eğitim ortamında güvenlik ve huzuru sağlamak için öğrenci disiplin yönetmeliği yenilenmelidir. Dijital mecralar yoluyla yapılan istismar, tehditler ve akran zorbalığı konusunda ebeveynlere sorumluluk yüklenmelidir. Okul polisi uygulaması yaygınlaştırılmalıdır. Her okula rehber öğretmen normu verilmeli, okullardaki rehberlik hizmetleri artırılmalıdır. Sanal dünyada yapılanların gerçek ve bağlayıcı adli sonuçları olduğu bilinci öğrencilere kazandırılmalıdır" dedi.

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.