Demirtaş, "Başbakan'ın Çağrısını Değerlendireceğiz'

Demirtaş, 'Başbakan'ın Çağrısını Değerlendireceğiz'
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Grup Toplantısını Diyarbakır'da yapan BDP'nin Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, Meclis'i gitmelerine konusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısını değerlendireceklerini söyledi.

Grup Toplantısını Diyarbakır'da yapan BDP'nin Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, Meclis'i gitmelerine konusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısını değerlendireceklerini söyledi. Demirtaş, "Önümüzdeki günlerde AK Parti grubu ile bir araya gelip görüşeceğiz. Başbakan'ın çağrısını değerlendireceğiz" dedi.

Meclis'i boykot eden BDP, ikinci Grup Toplantısını Diyarbakır Kayapınar İlçesi Kültür Merkezi'nde gerçekleştirdi. Toplantıya Ahmet Türk, Leyla Zana ve Şerafettin Elçi ile tutuklu 5 milletvekili dışında kalan 27 milletvekili ile Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile yaklaşık 500 kişi katıldı. i

VEDAT Aydın VE 17 BİN FAİLİ MEÇHUL CİNAYET

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, 10 Temmuz 1992 tarihinde faili meçhul bir şekilde öldürülen kapatılan Halkın Emek Partisi (HEP) İl Başkanı Vedat Aydın şahsında 17 bin faili meçhul cinayeti anarak, "Konuşmama faili meçhuller döneminin ilk siyasal cinayletlerden Amed'de işlenen Vedat Aydın cinayetini hatırlatarak, başkanımızı anarak başlamak istiyorum. Aradan geçen bunca zamana, göstermelik soruşturmalara, somut tanıklıklara, delillere rağmen Vedat Aydın cinayetinin halen aydınlatılmamış olması bugünkü hükümet açısındanda ciddi bir utançtır.

Sayıları 17 bine varan siyasal cinayetler işlenmiş, bugüne kadar siyasi irade ciddi bir soruşturmaya tanıklık edilmemiştir. Bütün kayıpların ortaya çıkarılması için hüükmete birkez daha çağrı yapıyoruz. Soruşturmayı yürüten savcıların Vedat Aydın cinayeti aydınlanmadan Türkiye demokrasisiyle buluşmayacağını bilmelidirler. Devlet görevlileri tarafından evinden alındıktan sonra katledilen Vedat Aydın'ın karanlık cinayetlerinin ortaya çıkması lazım. Vedat Aydın ve bütün şehitlerimizin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz" dedi.

BASİT KRİZ OLARAK DEĞERLENDİRİLMEMELİ

Konuşması zaman zaman salonda bulunan kalabalığın alkışlarıyla kesilen Demirtaş, 12 haziran seçimleri sonrasında Türkiye'de demokratik siyasete karşı umutların geliştiğini belirterek, şöyle dedi:

"Türkiye'de demokratik isyasete karşı gelişen umut, provokasyonlarla ve açık ellerin, görünen ellerin müdahalesiyle krize dönştürüldü. Türkiye halen ana gündemlerine dönemedi. Krizin adı yemin krizi değildir. BDP'lliler yemin etmiyor, meclise gitmiyor, krizi de değldir. Blok siyaset dışı bırakılmak isteniyor. Demokratik siyasete müdahele gerçekleşiyor. Bloğumuz da direniş ortaya koyuyor. Kriz varsa bunun adı demokratik siyaset ve vesayetçi siyaset, statükocu siyaset arasındaki krizdir. BDP ile diğerleri arasındaki krizdir. 80 yıldır nasıl gelmişse öyle gidecek diyenler arasındaki krizdir. Basit bir kriz olarak değerlendirilmemeli" diye konuştu.

Seçimler sonrası Türkiye halklarının özlemlerini gerçekleştirmek adına blok bileşenleri olarak parlamentoya gitmeye hazırlandıklarını anlatan Demirtaş, "Türkiye halklarının bütün özlemlerini gerçekleştirmek adına blok bileşenleri olarak sorumluluğumuzun farkındayız. Bu irade ile parlamentoya gidiyoruz dedik. Umutların bu kadar yüksek olduğu siyasal atmosferden, bugün nerelere gelindi. Biz o atmosferin canlı tutulabilmesi, Türkiye'nin sorunlarının çözümüne hizmet etmesi için fedakarlık ortaya koyduk. Seçim barajına, tutuklamalara rağmen seçime girdik. Bu umudu canlı tutabilmek için, ortaya demokratik zafer çıkardık. Geri dönüp bakıldığında kim nerde hata yapmış, provakasyonları kim yapmış iyi anlaşılıyor ki yapılanlar bu umudu zedelemeye yöneliktir. Umudu ortadan kaldırmaya dönüktür. Bütün mesele Türkiye yeni bir anasayı yapacakmı? Yapacaksa nasıl yapacak? Krizin altında yatan siyasal neden de budur" dedi.

ADI DEMOKRASİ KRİZİDİR

Yeni anayasayı isteyenlerin kendileri olduklarını ifade eden Demirtaş, bütün ezilen halkların kendisini de bu anayasada bulmasını istediklerini anlattı. Bunu istemelerine rağmen süreçten dışlandıklarını anımsatan Demirtaş, şunları söyledi:

"Yeni anayasa yapılsın diyen biziz. Bütün ezilenler bu anayasada kendini bulsun istiyoruz. Buna rağmen bunu diyen blok bu süreçten dışlanmak isteniyor. Hatip Dicle ve tutuklu milletvekilleri değerlendirilecekse altında yatan neden budur. Mesele Hatip Dicle'nin parlementoya gelmesinin ötesinde, bir halkın 100 yıllık hayalini boşa çıkarmak ve dağıtmaktır. Bir devlet müdahalesi gerçekleştirilmiştir. Hatip Dicle şahsında halkın iradesi teslim alınmıştır. Bunun adı yemin krizi olabilirmi? Bunun adı demokrasi krizidir. Statükocularla bizim arasındaki krizdir. 'Gelsinler yemin etsinler, krizi kapatsınlar' demek de bu senaryonun devamıdır. Meclise gitmeme kararı aldığımızda bu umudu canlı tutmak içindi. Siyaset demokrasiye duyarlı hale gelsin diye bu karar alınmıştır"

Seçim öncesi oluşturdukları blokun haklı ve meşru olduğunu savunan Demirtaş, kriz meselesinin çözümü konusunda AK Parti başta olmak üzere parlamentonun irade göstermesi halinde görüşmelere açık olacaklarını söyledi. Demirtaş, şöyle dedi:

"Kriz meselesinin çözümü konusunda AKP başta olmak üzere parlamento irade gösterirse diyaloğa kapalıyız demedik. Oturuup tartışırız. Hep birlikte mütabakata bağlayabiliriz, tartışarak. Ama ilk andan itibaren karşılaştığımız tutum, 'BDP hata yapmıştır. Hatasını düzeltmek için meclise gelmelidir. ' BDP bloğunun nerede, nasıl bir hatası vardır? Kimse ifade edemiyor. İftira ve karalamalara dayalı, bizlere yönelik ifade var. Bizim ortaya koyduğumuz haksızlıklara AKP'den duymadık. Hatip Dicle'nin milletvekilliğine itiraz eden ve YSK'ya da dilekçe veren AKP'dir.

Ortada açık bir hırsızlık vardır. Hırsızdan bu güne kadar üzüntü duyduğuna dair bile tek cümle duymadık. Bırakın üzüntü duymayı, ilk dakikalarda Hatip Dicle'nin yerine mazbata alınmıştır. Tutuklu vekillerle ilgili ortada haksızlık olduğuna dair AKP grubundan veya hükümetinden tek cümle duymuş değiliz. Ülkeyi yöneten erk bunlardan rahatsızlık duymuyorsa, Yavuz hırsız misali sürekli ev sahibini suçluyorsa, ortada henüz demokratik çözüm iradesi yoktur demektir.

Geldiğimiz nokta budur. Bizim beklentimiz demokratik siyaseti kurtarabilmek, güç vermektir. Bu temelde parlamentoya dönüşümüzün temelini hazırlamak. Bir araya gelelim, parlamento barışı nasıl yapacak, demokratik siyasetin önündeki engeli nasıl kaldıracak, nasıl anayasa yapacak? Bu konuda daha önce de çağrı yaptık"

Meselenin sadece CHP'nin yemin etmemesi gibi gösterildiğini ileri süren Demirtaş, AKP, CHP ve MHP'nin kendilerine karşı milli bir cephe oluşturduğunu söyledi. Demirtkaş, şöyle dedi:

"Bu çağrıyı yapmamışız gibi sadece CHP yemin krizi varmış gibi davrandılar. Ülke kurtulmuş, bütün krizler çözülmüş gibi bir atmosferle sözde demokrasiyi güçlendirmiş oldular. AKP-CHP-BDP bir araya gelerek demokratikleşme arzusu, kamuoyunda daha güçlü olacaktı. Bir tarafta aldığı yüzde 50 oya güvenerek diz çöktürmek isteyen parti, bir taraftan da söz konusu BDP olunca milli cephe oluşturmak iksteyen bir anlayış var.

Yapılacak yeni anayasada Kürt halkının haklarının kabul edilmemesi için oluşturulmuş milli mutabakat cephesi vardır. Biz bunu aşan özlü, içerikli, demokratik dönüşümü savunurken, karşımızda bu tutumu görmüş değiliz. AKP ile diğer gruplarla tartışabiliriz dedik. Sadece basın üzerinden değil, masa etrafında tartışabiliriz dedik. Bize yemin edilecek dendi. Mesela kriz olsa BDP bunu büyütmezdi herhalde. Mesele 100 yılı etkileyecek siyasi aktörler mecliste nasıl varolacak meselesidir. Biz elbetteki bütün meseleri konuşuruz, . Bir araya geliriz. Diyaloğa açık olduğumuzu ifade ettik. Bu gelişmeleri değerlendiriyoruz. Meclise dönüşümüz söz konusu olacaksa 12 haziran akşamı ortaya çıkan umudu verebilmeliyiz"

Kürt temsilcilerinin tarihsel rollerinin küçümsenerek alay konusu yapıldığına dikkat çeken Demirtaş, "Bizim tarihsel rolümüzü elinin tersiyle iterek, küçümseyerek, alay etmeye çalışarak sindiriceklerini düşünüyorsa, biz de dedikki; bu halkın temsilcileriyiz. Bu halk cesurmu? Cesur. Temsilcisi de cesur olur. Bu halk bedel ödemeye hazırmı? Hazır. Temsilcisi de bedel ödemeye hazırdır.

Bundan sonraki süreçte Türkiye'nin önününün açılabilmesi, bu benzeri krizlerle önününün tıkanmaması için parlamentonun inisiyatif alması önemlidir. Partilerin mutabakatıyla, 'biz parlementoda bu halka barışı, hak ettiği demokratik standartı getireceğiz' demeli. Bunlar olmayacaksa haftaya başka belediye başkanımız tutuklanacaksa, başka partilimiz gözaltına alınacaksa demokratik siyasette umutlar dahada azalacaksa orda parlamentoda demokratik işleyişten bahsedilemez. Biz de kararımızı ona göre yönlendiririz"dedi.

Her şeye rağmen mutabakat arayışlarını sürdürme konusunda ısrarcı olacaklarını dile getiren Demirtaş, "Bizler mutabakat arayaşımızı tabiki sürdüreceğiz. Türkiye'nin geleceği açısından önemlidir. Bizim aradığımız mutabakat Türkiye'nenin geleceği ile ilgilidir. Bu nedenle ısrarlıyız. CHP'nin yapmış oluduğu mutabakatla, bizim aradığımız mutabakatın yakından uzaktan alakası yoktur. Türkiye'nin yapısal sorunları çözülmeli. Yoksa bu mutabakatın anlamı yoktur. Samimi bir çözüm ilkeli bir çözüm arayışını sürdüreceğiz. Bizim taleplerimizin doğru anlaşılması çözümü kolaşlaştıracak en büyük adım olur. Biz 12 Haziran umudunu koruyabilseydik, bu hırsızlık olmasaydı, biz de parlamentoda cevap verecektik. Engellendiğimz için halkımızın bağrından cevap veriyoruz" dedi. .

BDP grup toplantılarını Diyarbakır'da yapmaya devam edeceklerini ve hükümet programını da yakından izlediklerini kaydeden Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Grup toplantılarımız, devam edecek. Hükümet programını yakından izledik, inceledik. Bütün bunlara cevap verme zemini olsaydı görülecektiki BDP bloğunun Türkiye'nin önünü açabilecek, hükümetin ortaya koyduğuna ciddi eliştiriler, önerileri vardır. Eleştiri ve önerilerimizi sürdürmeye ve hükümet programının açıklarını, yanlışlarını paylaşmaya devam edeceğiz. Açıklanan hükümet programının en büyük eskisiği barış porjesinin olmayışıdır.

Sadece iktidar partisinin değil, mulahef partilerinin de gerçekleştireceği barış projesi Türkiye'nin en büyük projesidir. Hükümet programında bu eksiktir. Başbakan '30 yıldır yaşanan çatışmalardan kaynaklı, hem 30 bini aşkın kişi hayatını kaybetmiş hem de 300 milyar dolar kaybetmiştir' demişti. Bunları düşünerek, ilk projenizin barış projesi olması lazım. Savaşa giden kaynakları durduramazsanız mutfağa ve cebe para akıtamazsınız. Barışın nasıl gerçekleşeceğine dair somut projesi olmayan hükümet programı eksiktir"

Demirtaş, Türkiye'nin yabancı sermaye ile büyüdüğünü ancak cari açığın bu yüzden hiç kapanmadığını ifade ederek, şöyle dedi:

"Yabancının parasıyla büyüyoruz. Cari açık neden kapanmıyor? Çünkü kimse yatırım yapamıyor. Çünkü Türkiye'de siyasi istikrar güven sorunu vardır. Güven sorunu da barış ile çözülür. Bu ülkeye barışı getiremezsek evimize ekmek getiremeyiz. Hiç bir siyasetçi barışı konuşmadan ekmeği, işi konuşamaz, bu şarttır. 300 milyar dolar gibi Türkiye'nin kaynakları sefber edilmişse, bu ülkenin yoksullarının mutfağına ekmek gelmeyecektir.

Hükümet programı ne olursa olsun. Biz barış derken sadeçce Kürtlerin değil, hepimizin kazancağı karnının doyduğu, somut durumdan söz ediyoruz. Biz engeleniyorsak, Çorum'daki bilsinki bizi engelleyenler senin mutfağına ekmek gelmesini engelleyenlerdir. Bizi demokratik siyasete yer almayalım diye engelemeye çalışanlar sizin çaresizliğiniz sürsün ve kendilerine biat etmeleri için uğraşanlardır. Bizim mücadelemiz de bunu kırmaya yöneliktir. Bunun için siyaset ve devletin demokratikleşmesi gerekiyor. Bu da demokratik özerklik ile mümkündür"

Türkiye toplumunun demokratik özerkliği olgunlukla tartışması gerektiğini savunan Demirtaş, devletin demokrat olmadığını ileri sürerek, şöyle dedi:

"Devletin kendisi demokrat değil. Siz istediğiniz kadar demokrtaik siyasette ısrar edin. Yerel yönetimler yerinden yönetime dönüşülsün. Özerk bütçesi olsun, yerel gelir kaynaklarından pay alsın. Merkezi hükümette yerel birimleri koordine etsin. Her bir özerk bölge, kendi içinde kültürel, sosyal sorunlarını çözsün. Yerel meclis, dil, baş örtüsü sorununu rahatlıkla çözer. Statükocu bunlar. Şu anki statükoyu savunan herkes statükocudur. Alternatefini ortaya koyan ilericidir. İlerici bir perspektif koyuyoruz. Kürt sorunu çözülsün isteniyorsa, demokratik özerklik barışa giden yolun anahtarıdır aynı zamanda. Demokratik özerklik Kürt halkının siyasi statüsünü de çözecek. Devletle olan hukuku netleşecek.

Kürt sorunu da siyasal açıdan tümüyle çözülmüş olacaktır. Yabana atılacak bir tartışma değildir. Türkiye toplumu olgunlukla tartışmalıdır. Biz buna hazırız. Şimdi istiyoruz ki Türkiye bu tartışmaları yürütebilsin. BDP bloğunun yaratmak istediği gelecek vizyonu anlayabilsin. Bizler Türkiye'nin birer gerçeğiyiz. Bizi ortadan kaldırmaya çalışarak böyle bir Türkiye yaratılamaz. Güçler biribirini kabul edecek, saygı duyacak. Türkiye'nin artık yeni bir gücü vardır.

Varlığını kanıtlamış bir güçtür. Biz bu anlayışla halkın içinde siyaset yapmaya devam edeceğiz. Siyasetin tıkandığı bütün noktalarda çözüm gücü olabilmek, çatışmalara dönüşmesin diye sorumluluk almaya devam edeceğiz. Blok, Türkiye demokrasisi açısından şanstır. Karartılmasına izin vermeyeceğiz. AKP tarafından iyi anlaşılması lazım"

BAŞBAKAN'IN ÇAğrıSINI DEĞERLENDİRECEĞİZ

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş'ın konuşması, salonda bulunan BDP'li milletvekili, belediye başkanları ve partililer tarafından ayakta alkışlandı. Demirtaş, grup toplantısının ardından gazetecilere, "Önümüzdeki günlerde AK Parti grubu ile bir araya gelip görüşeceğiz. Başbakan'ın çağrısını değerlendireceğiz" dedi.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı