Müzisyenler Aytaç Doğan ile Mareechi Asu, müzikal birliktelik kurarak yurt dışına açıldı

Kanun sanatçısı Aytaç Doğan ile İranlı def sanatçısı Mareechi Asu, Türkiye ve yurt dışında müzikseverlerle buluşarak geleneksel müzikleri harmanlıyor. Doğan, müzik eğitimine küçük yaşlarda başlamış ve birçok önemli projede yer almışken, Asu ise Türk müziği ritimlerini öğrenerek bu sanatta kendine yeni bir yol açıyor.
Kanun sanatçısı Aytaç Doğan ile İranlı def sanatçısı Mareechi Asu, müzikal bir birlikteliğe imza atarak Türkiye'nin yanı sıra yurt dışında birçok ülkede müzikseverlerle buluşuyor.
Bugüne kadar Yunus Emre Enstitüsü çatısı altında birçok konser veren ikili, Türk müziklerinin yanı sıra İran ve Arap coğrafyasından müzikleri yorumluyor.
İki müzisyen, sanatla iç içe geçen yaşamlarını ve birlikte hayata geçirdikleri çalışmaları AA muhabirine anlattı.
"Prova yapmadan sahneye çıkıyoruz"
Aytaç Doğan, büyük dedesinin vesilesiyle çok küçük yaşta kanuna başladığını, 11 yaşındayken de Bursa Büyükşehir Belediye Konservatuarına girdiğini belirterek, "Eğitimime Kemal Taşçeşme'den aldığım derslerle devam ettim ve çok kısa sürede kanun çalma konusunda profesyonel bir yol izlemeye başladım." dedi.
Henüz 14 yaşındayken, İbrahim Tatlıses ile sahne hayatına adım attığını aktaran Doğan, "İstanbul ve ardından Kahire'de geçirdiğim zaman, sanat hayatımın önemli bir dönüm noktası oldu. Askerlik hizmetimi tamamladıktan sonra, Mısırlı müzisyenlerin daveti üzerine Kahire'ye gittim ve yaklaşık üç yıl bu şehirde çalıştım." diye konuştu.
Doğan, Mareechi Asu ile işbirliğine de değinerek, şunları kaydetti:
"Müzisyenler arasındaki insani ilişki ve yakınlık, performansın kalitesinde belirleyici bir rol oynuyor. Son Belgrad konserimizde, def ve kanunun birlikte icrası tamamen doğaçlamaydı. Önceden prova yapmadan sahneye çıkıyoruz ve çalınan şey, anın ve paylaşılan duygunun bir sonucu. Hakikaten Belgrad'da beraber sanki tek bir kişiymişiz gibi konser verdik."
Hüsnü Şenlendirici ve İsmail Tunçbilek'le birlikte 2007'de kurdukları Taksim Trio grubundan da bahseden Doğan, "Taksim Trio için başlı başına bir film çekmemiz gerekiyor. Nasıl başladı, neler yapıldı, nerede neler çalındı anlatmak yetmez, yani sayfalara sığmaz. Onun için özel bir belgesel hazırlamamız lazım." ifadelerini kullandı.
Sanatçı Doğan, enstrümantal müziğin gün geçtikçe daha çok sevildiğine dikkati çekerek, şu bilgileri verdi:
"Bütün dünya insanları, eğlence müziği istiyor. Ülkemizde de öyle, bu yüzden çok zor şartlarda müzik yapıyoruz. Aslında arabesk, Türk ve hatta caz müziğinde büyük bir uyum potansiyeli var ve günümüz dinleyicileri müzikte her şeyden çok sadeliğe önem veriyor. Tüm zorluklara rağmen, sözsüz müzik dinleyiciler arasında kendine yer buldu. Enstrümantal müziği, insanlara sevdirelim diye 20-25 yıldır müzisyen arkadaşlarımızla uğraşıyoruz."
"Karşılıklı anlayış, performansları akıcı, canlı ve etkileyici kıldı"
İranlı def sanatçısı Mareechi Asu ise İsmail Tunçbilek vesilesiyle tanıştığı Doğan'ın, Türk müziğinde ritim ve melodiler konusunda kendisine yardım ettiğini belirterek, "Halen bana öğretiyor. Ben de öğrenmeye devam ediyorum." dedi.
Doğan ile doğaçlama yapmanın tamamen sade ve plansız bir ortamda gerçekleştiğini söyleyen Asu, bu müzikal birlikteliğin yeni bir yol çizebileceği fikrinin o doğaçlama sırasında ortaya çıktığını anlattı.
Asu, Doğan ile verdikleri ortak konserleri "Sınırların Ötesinde" başlığı altında gerçekleştirildiklerini söyleyerek, şöyle devam etti:
"Bu performanslarda müzik, sadece Türk, İran veya Arap müziği değil, tüm bu kültürlerin bir sentezi. Müzisyenler arasındaki karşılıklı anlayış, performansları akıcı, canlı ve etkileyici kıldı. Arap müziklerine Aytaç Bey çok hakim. Bence burada en önemli şey de onun ustalığı ve uzmanlığı. Def ile nasıl o melodileri birleştirebileceğimizi düzenledi, ayarladı ve uyum içinde ilerledik. Ama başta ruhlarımız gerçekten birbiriyle dans etti. Ben artık Aytaç Bey'in ne yapacağını sahnede hissediyorum. O da benim ne yapacağımı hissediyor. Bu yüzden çok güzel bir şekilde ilerleyebiliyoruz."
Mareechi Asu, müzikal dilin Farsça, Türkçe, Arapça ve İngilizcenin çok ötesinde bir dil olduğuna dikkati çekerek, "Çünkü müzikte duygu, enerji, frekanslar konuşuyor ve sevgiden kaynaklanan her şey kalplere ulaşıyor. Biz müziği asla ne parası ne de şöhreti için çaldık. Sadece keyif aldığımız için çaldık ve bence bizim keyfimiz de insanlara ulaştı." ifadelerini kullandı.
Aytaç Doğan'ın Aytaç Quartet adlı grubuna da destek verdiğini dile getiren Asu, "O grupla da programlarımız çok yoğun ilerliyor. Konserlere başka ülkelerde devam edeceğiz. Yakında Irak'ta, Suriye'de ve Fransa'da konser vereceğiz. ABD'den de birkaç teklif geldi, ikili konserlerimiz için. Onları da yakında gerçekleştireceğiz." şeklinde konuştu.













