Başbakan Yıldırım: ABD'deki Reza Zarrab Davasındaki İddialara Kargalar Bile Güler

Başbakan Yıldırım: ABD'deki Reza Zarrab Davasındaki İddialara Kargalar Bile Güler

Türkiye Ekonomi Zirvesinde konuşan Başbakan, ABD'de devam eden Zarrab davasının Türkiye'ye karşı bir komplo olduğunu belirterek "Ne idiği belirsiz iddialara kargalar bile güler" dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, bu yıl ikincisi düzenlenen Türkiye Ekonomi Zirvesi'nin kapanış konuşmasını yaptı.

ABD'de görülen Reza Zarrab davasıyla ilgili sert konuşan Yıldırım, ABD'nin İran ile uçak anlaşması yaparak kendi koyduğu ambargoyu deldiğini, Türkiye'nin bu konuda hukuksuz bir iş yapmadığını ve kiminle ticaret yapacağı konusunda da kimseden akıl almayacağını söyledi.

Zarrab davasının hukuki değil siyasi olduğunu da belirten Yıldırım, davadaki deliller için de "ne üdüğü belirsiz" diyerek "Bu iddialara kargalar bile güler" ifadelerini kullandı.

İşte Yıldırım'ın konuşmasından önemli bölümler:

"KRİZLERİ, ERDOĞAN'IN LİDERLİĞİNDE EN AZ HASARLA ATLATTIK"

Değerli katılımcılar bugünlerde finans piyasasında bazı hareketlilikler var. Bu şartlar altında böylesine bir toplantının yapılıyor olmasını önemli buluyorum. Türkiye'nin geleceği ve ekonomisi için çok önemli sonuçlara vesile olacaktır.

Bildiğiniz gibi Türkiye geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde küresel ekonomik krizlerini gelişmekte olan tüm ekonomiler gibi hissetti. Her seferinde de Cumhurbaşkanımız liderliğinde ayağı yere basan kararları ile bu dalgalanmaların en asgari hasarlarla atlatmasını başardı.

"İSTİKRARI BOZMAK İÇİN ALGI OPERASYONLARI YAPIYORLAR"

Türkiye üzerinde birtakım emellerini gerçekleştirmek için gayret gösteren siyasi lobiler kaybetti ve milletimiz kazandı. FETÖ terör örgütü sahneye sürüldü. Bu cani örgüt, 15 Temmuz gecesi 250 vatandaşımızı şehit etti ve 2 bin 190 vatandaşımızı da yaraladı.

Hedefledikleri kaos planını hayata geçiremeyenler hiç zaman kaybetmediler. Türkiye ekonomisi üzerinde istikrarı bozmak için algı operasyonuna başladılar.

Hemen darbe sonrasında değerlendirme kuruluşları ardı arda Türkiye'nin notunu düşürdüklerini açıkladılar. Döviz ve Türk parası üzerinde bir dalgalanma yaşadı. Türkiye ekonomisi 2016'nın 3. çeyreğinde 4.9 küçülmüş, beklediğimzi büyüme oranını yüzde 3.2 büyüme ile tamamlamıştır. 2017 içinde büyük bir kriz senaryoları hayata geçirilmişti. Çok kötü bir yıl olacağı, ekonominin bozulmaya devam edeceği, ekonomik kriz kapıda diye açıklamaları yapmak sureti ile operasyonlar devam etti. Ama bugün tabloya baktığımızda ilk 9 ay Türkiye'ye giren yabancı yatırım miktarı 7 buçuk milyar dolar.

GÖSTERGELER SAPASAĞLAM

Makro göstergelerimiz sapasağlam. Yani Türkiye uluslararası yatırımcılar için güvenli bir yer olmaya devam ediyor. Türkiye yatırımcının yüzünü güldüren ülkelerden biri.

Bu sefer de Türkiye'nin notunu düşüren bildik kuruluşlar 2017 için tahminlerini düzeltme yarışlarına girdiler. Şimdi de 2017'yi bıraktılar 2018 için kaos ve ekonomik kriz senaryoları tekrar tedavüle sürüldü. İş alemimiz vatandaşlarımız rahat olsun. Nasıl ki 2017'de oyunları ters düz ettikse büyüme rekoru gerçekleştirdikse 2018'de gerekli tedbirleri alarak ülkemizi kalkındırmaya devam edeceğiz.

FELAKET TELLALLIĞI YAPANLAR TERS KÖŞE OLACAK

Çarkların bu kadar uyumlu dönmesi birçok badireye rağmen ekonomimizin sağlam temellerde emin adımlarla geleceğe ilerlemesi bazı çevreleri rahatsız ediyor.

Bugün döviz kurları üzerinde manipülasyonları görüyoruz. Türkiye ekonomisi sağlam temelleri ile güçlüdür. Şoklara dirençlidir. Bunu geçtiğimiz 15 yıl içerisinde gördük.

Spekülasyonlar döviz kurlarında kısa vadede bir dalgalanmaya sebep olmaktadır. Bu şoklara karşı direnç göstererek büyümesini sürdürüyor. Bundan sonra orta vadeli plan uygulaması çerçevesinde direncini daha da artacak. Uzun vadede felaket tellallığı yapanlar yine ters köşe olacak.

Herkes müsterih olsun, yatırım planlarını değiştirmesin ileriye bakmaya devam etsin. Gelecek Türkiye'nin. 15 yılda küresel finans simsarlarının ayak oyunlarına rağmen Türkiye'yi 3'e katladık. Milli gelirlerimiz 300 milyar dolarlardan 800 milyar dolarların üzerine ve kişi başı milli gelirde 3 bin 200 dolardan 11 bin dolara yaklaşmıştır.

15 senedir Türkiye'ye birçok başarı kazandırdık. Türkiye ekonomisi her türlü şoka manipülasyona karşı sağlam olduğunu her defasında ispatlamıştır. 3 temel alana bakalım. Kamu kesimi, bankacılık, reel sektör...

Bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2 civarında, ocak-ekim döneminde bütçe gelirleri 110 milyar, vergi gelirleri 431 milyar olmuştur. Vergi gelirleri performansı da göstermektedir ki ekonomi canlanmaya devam ediyor. Kazanç olmazsa, vergi tahsilatı da olmaz. Vergi performansına baktığımızda Türkiye'de üretimin yatırımın istihdamın devam ettiğini görüyoruz.

Moody's ne diyor? Güçlü ekonomik büyümesi ve yönetilebilir kamu borcu göstergeleri kredi için kilit öneme sahip olup, diğer ülkeler açısından örnek alınacak niteliktir. Bunu Türkiye için söylüyor. Onlar söyletmiyor, ekonomimiz söylüyor.

"REZA ZARRAB DAVASIYLA TÜRKİYE'Yİ ZOR DURUMDA BIRAKMAYA ÇALIŞIYORLAR"

Türkiye ekonomisi üzerinde operasyon yapmaya çalışıyorlar. ABD'de görülmekte olan davalar asılsız mesnetsiz iddialara dayanmaktadır. Türkiye hem kendi hukukuna hem de uluslararası hukuka aykırı hiçbir işlem yapmamıştır. Türkiye'ye zorlama yoluyla bir takım isnatlarda bulunmak ve Türk ekonomisini zora sokma çabaları beyhudedir. Buradan sonuç çıkmaz. Bu davalar siyasidir. Biz diyoruz ki Türkiye'de de ABD'de de bırakalım hukukçular işini yapsın. Bu yanlıştan kısa sürede dönülmesini bekliyoruz.

"BU İDDİALARA KARGALAR BİLE GÜLER"

17 Aralık'ta terör örgütünün Türkiye'de başaramadığı darbe şu an ABD'de FETÖ eliyle gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Ne idiği belirsiz, üretilmiş montaj bilgileri delil diye ortaya koymak hukuk değildir. Türkiye'nin başka ülkelerle yaptığı ticaret kimse kusura bakmasın Türkiye'nin işidir. Bu konuda Türkiye kimseden icazet almak zorunda değildir. Kendileri ambargo koyduğu ülkelerle ticaret yapacak ama Türkiye yapınca suç olacak, buna kargalar güler. Bunun neresinde hukuk var, bunun neresinde adalet var? Eğer uluslararası hukuka uyulacaksa önce bu iddiayı ortaya koyanların buna riayet etmesi gerekir.

"DAVANIN TARAFLARI BASKI ALTINDA"

Bırakalım hukukçular işlerini yapsın, siyasetçiler işlerini yapsın. Hukukçuların iki ülkenin ilişkilerini zehirlemesine de müsaade etmeyelim. NATO'da beraberiz. Her ne kadar bizim canımızı yakan terör örgütleriyle işbirliği tutuyor olasalar bile bunun geçici bir durum olduğunu kabul ediyor, kısa sürede bu yanlıştan dönüleceğini ümit ediyoruz.

Davanın tarafları orada baskı altında tutulmakta, ülkemiz aleyhine ifade vermeye zorlanmaktadır. Sanık alarak açtığınız dosya daha dava başlamadan tanığa dönüşmüştür. Bunun adalet neresindedir. Yapılan işin adı insan hakları ihlalidir. Türkiye'nin ve söz konusu ülkenin hukuku derindir ve bu hukuku zedeyecek birtakım sorumsuz beyanlardan kaçınılması mutlaka elzemdir.