Balat'tan Nükleer Enerji Konusunda Hükümete Tam Destek

Balat'tan Nükleer Enerji Konusunda Hükümete Tam Destek
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Uluslararası Jeotermal Enerji Birliği Başkanı Muharrem Balat, Türkiye'de Enerji Açığının Kapanmasının Tek Çözümünün Nükleer Santraller Olduğunu Bildirdi.

Uluslararası Jeotermal Enerji Birliği Başkanı Muharrem Balat, Türkiye'de enerji açığının kapanmasının tek çözümünün nükleer santraller olduğunu bildirdi.

Üretimden aydınlatmaya, ulaşımdan beslenmeye kadar birçok farklı konuda hayati önem taşıyan bir girdi olan enerjinin tüm dünya ülkeleri gibi Türkiye için de büyük önem taşıdığını belirten Balat, "Enerji; ekonominin, gelişimin, sanayinin ve ulusal güvenliğin temel yapı taşı olması itibarı ile 'arz güvenliği' sürekli ön planda tutulması gereken bir unsurdur. Bir ülkenin enerji arzı, güvenliğini sağlaması için üretim konusunda kendi kendine yetebilmesi ve enerji konusunda dışa bağımlılığını minimum düzeyde

tutması açısından hayati önem taşımaktadır" dedi.

Türkiye'nin enerji arzı bakımından kendi kendine yetebilmesi adına sahip olduğu jeotermal enerji, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, yerli kömür yatakları ve hidrolik gibi doğal kaynakların belli olduğunu ifade eden Balat, bu kaynaklardan sadece jeotermal kaynakların sürekli, sürdürülebilir ve yenilenebilir olma özelliklerine bir arada sahip olduğunu vurguladı. Türkiye'nin sürekli artan nüfus ve ilerleyen sanayisi ile artacak olan enerji talebinin kısıtlı doğal kaynak rezervleri göz önüne alındığında

gelecekte mevcut yollarla karşılanamayacağına dikkat çeken Muharrem Balat şunları söyledi:

"Şu anda maksimum düzeyde kullanılan yerli kaynaklara (kömür, hidroelektrik) ek olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının da daha etkin bir biçimde kullanıldığını varsaysak dahi günümüz teknolojileri ile Türkiye'nin iç enerji talebini mevcut ulusal kaynaklarla sağlamak mümkün görünmemektedir. Şu anda yüzde 5 mertebesinde olan arz fazlamız, 2010 yılı itibarı ile eksiye dönmeye başlayacak ve arz talebi karşılayamaz duruma gelecektir. 2008 yılı sonu itibarı ile elektrik arzının 213 milyar kWh, enerji

talebinin ise 200 milyar kWh olacağı, 2016 yılı itibarı ile yeni yatırımlarla beraber enerji arzının 234 milyar kWh, enerji talebinin ise 328 milyar kWh olacağı öngörülmekte. 2006 yılı itibarı ile Türkiye elektrik üretim kaynak payları ortadadır. Yerli kömür yüzde 19.94, ithal kömür yüzde 6.29, doğalgaz + LPG yüzde 44.3, hidrolik yüzde 25.17, yenilenebilir ise yüzde 0.1'dir. Bu dağılımdan çıkan sonuç Türkiye'nin doğalgaz ve termik santrallerde kullandığı ithal yakıt toplamının elektrik üretim kaynaklarının

yüzde 55'ine tekabül ettiğidir. İşin enerji güvenliği bakımından korkutucu boyutu ise bu yüzde 55'lik payın dünya piyasalarında belirli ülkelerin tekelinde olması ve söz konusu piyasaların çalkantılı olmasıdır. Doğalgaz çevrim üniteleri ile ilgili yakın zamanda yaşanmış olan sıkıntılar ve bu sıkıntıların sonuçları durumun vahametini ortaya açıkça koymuştur."

Türkiye'nin enerji açığını kapatmasının tek ve kesin çözümünün nükleer santraller olduğunu ifade eden Balat, "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi Güler'in öncülüğünde Türkiye'de nükleer enerji santralleri kurulması ile ilgili görev Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'na (TAEK) verilmiş ve 2012 yılında devreye girecek şekilde toplam 5.000 MWe'lik üç adet nükleer reaktör yapımı kararı alınmıştır. Bu önemli karara ek olarak yeni hükümet döneminde Nükleer Enerji Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi

ile Enerji Satışına İlişkin Kanun Tasarısı, Mayıs 2007'de TBMM'de kabul edilmiştir. Bu gelişmeler tamamen yeni hükümetin ve bilinçli politikalarla yola çıkmış Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi Güler'in başarısıdır" açıklamasını yaptı.

Bazı çevrelerin nükleer enerji santrallerinin kurulmasına şiddetle karşı çıktığını ve olaya tarafsız bir açıyla bakmaktan kaçındığını da vurgulayan Balat, hükümetin bu konudaki olumlu çalışmalarını eleştirmek yerine somut alternatif çözümler üretmek ve çözümün bir parçası haline gelmenin daha demokratik bir davranış biçimi olacağını dile getirerek sözlerini şöyle tamamladı:

"Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğu enerji ihtiyacının büyük bölümünü nükleer enerji santrallerinden sağlıyor. Fransa enerjisinin yüzde 79'unu, Belçika yüzde 56'sını , Slovakya yüzde 53'ünü, İsveç yüzde 47'sini, Ukrayna yüzde 46'sını, Japonya yüzde 34'ünü, Finlandiya ise yüzde 33'ünü nükleer enerjiden sağlarken, bizim gibi doğal enerji kaynakları kısıtlı olan bir ülkenin bu enerji kaynağını göz ardı etmesi kabul edilir bir şey değildir. Kaliteli inşaat, üstün-sağlam ve kanıtlanmış teknoloji,

uygun-dikkatli saha geliştirmesi, sağlıklı işletme yöntemleri, dikkatli denetim ve yönetmelikler, üstün bir güvenlik kültürü ve çevresel etkilerin sürekli kontrolü ilkeleri ile takviye edilmiş nükleer enerji santralleri, modern Türkiye'nin ihtiyacıdır ve yurdumuzun enerji arzı güvenliğinin temel bir gereğidir. Tüm sivil toplum örgütleri, kamu kurum ve kuruluşları ve özel sektör temsilcileri hükümetimizin bu husustaki politikasına destek olmalı ve Türkiye daha fazla zaman kaybetmeden nükleer enerji üretimine

başlamalıdır."

(ST-GS-E)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı