Ashab-I kehf nedir? Ashabı kehf isimleri ve kıssası nedir? (İslam)

Ashab-I kehf nedir? Ashabı kehf isimleri ve kıssası nedir? (İslam)
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Kur'ân'da Ashâb-ı Kehf'in (Mağara Yârânı'nın) kıssası Kehf Sûresi'nde anlatılır. Onların isimleri ve ne zaman yaşadıkları hakkındaki rivâyetler tefsirlerde geçmektedir. Peki Ashab-ı kehf nedir? Ashabı kehf isimleri ve kıssası nedir? Ashab-ı kehf suresi nedir? Ashab-ı kehf ne demek?

Kur'ân'da Ashâb-ı Kehf'in (Mağara Yârânı'nın) kıssası Kehf Sûresi'nde anlatılır. Onların isimleri ve ne zaman yaşadıkları hakkındaki rivâyetler tefsirlerde geçmektedir. Peki Ashab-ı kehf nedir? Ashabı kehf isimleri ve kıssası nedir? Ashab-ı kehf suresi nedir?Ashab-ı kehf ne demek?İşte detaylar...

ASHAB-I KEHF NEDİR?

Ashâb-ı Kehf kıssasının özünü teşkil eden ve ölümden sonra dirilişin bir misali olan uzun süre mağarada uyuyup yeniden uyanma hadisesi, İslâm'ın dışındaki diğer bazı dinlerde ve çeşitli efsanelerde de yer almaktadır.

Kur'ân'da Ashâb-ı Kehf'in (Mağara Yârânı'nın) kıssası Kehf Sûresi'nde anlatılır. Onların isimleri ve ne zaman yaşadıkları hakkındaki rivâyetler tefsirlerde geçmektedir

Ashabı-ı Kehf kelime anlamı mağara insanı ya da kitabe halkı olarak kabul edilmektedir.

Ashab-I kehf nedir? Ashabı kehf isimleri ve kıssası nedir? (İslam)

ASHAB-I KEHF İSİMLERİ NELERDİR?

Ashabı Kehf, yüzyıllardan beri anlatılan tarihi bir olaydır. Kuran-ı Kerim'de Kehf Suresi 25. ayette anlatıldığına göre yüz yıllar sürdüğü görülmektedir. Ayette şu şekilde geçmektedir: "Onlar mağaralarında dokuz fazlasıyla üç yüz yıl kaldılar. " (el-Kehf,18/25).Bu gençlerin sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte bazı rivayetlere göre yedi kişi oldukları söylenmektedir.

Bu kişiler: Yemliha, Mekselina, Mesina, Mernuş, Debernuş, Sezanuş, Kafetatayyuş olarak anılmaktadır. Yanlarında bir de köpekleri bulunmaktadır. Bu köpeğe ise Kıtmir ismi verilmektedir. Bu sebeple Kıtmir ismi koruyucu anlamında kullanılmaktadır. İsimleri tam olarak bilinmeyen bu kişiler ve köpekleri farklı inançlar ve dinlerde farklı şekillerde anlatılmaya devam etmektedir.

  • Beyronis,
  • Debernuş,
  • Deymos
  • Kefeştetayyuş,
  • Keştonis,
  • Martonis,
  • Mecsimilnin
  • Mekselina, Mekselmina
  • Mernuş,
  • Mislina,
  • Şazenuş
  • Temlika,
  • Vaytonoskaluş
  • Yemliha

ASHAB-I KEHF KISSASI

Ashâb-ı Kehf kıssasının anlatıldığı Kur'ân-ı Kerîm'in on sekizinci sûresine, bu kıssanın önemi dolayısıyla "Kehf" adı verilmiştir. Sûrenin 9-26. âyetlerinde bildirildiğine göre, putperest bir kavmin içinde Allah'ın varlığına ve birliğine inanan birkaç genç bu inançlarını açıkça dile getirip putperestliğe karşı çıkmış, taşlanarak öldürülmekten veya zorla din değiştirmekten kurtulmak için mağaraya sığınmışlardır. Yanlarındaki köpekleriyle birlikte orada derin bir uykuya dalan gençler muhtemelen 309 yıl sonra uyanmışlardır. Bu süre Kur'ân-ı Kerîm'de, "Onlar mağaralarında 300 yıl kaldılar, dokuz da ilâve ettiler" şeklinde belirtilmektedir. 300 yıla 9 ilâvesi, şemsî takvimle belirtilen sürenin kamerî takvime göre ifadesi olmalıdır. Müfessirlerden bazıları, bu âyetteki ifadenin meseleyi aralarında tartışan grupların sözü olduğu görüşünü benimsemekte, gerçek süreyi sadece Allah'ın bilebileceğini bildiren âyetin de bunu gösterdiğini söylemektedir.

Ashab-I kehf nedir? Ashabı kehf isimleri ve kıssası nedir? (İslam)Kahramanmaraş Afşin'deki mağara. Kehf Sûresi'nde anlatılan mağara olduğu düşünülmektedir ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesindedir.

Mağarada "bir gün kadar" uyuduklarını sanan gençler, içlerinden birini gümüş bir para vererek yiyecek almak üzere şehre gönderirler. Böylece onların durumuna muttali olanlar Allah'ın vaadinin hak olduğunu ve kıyametin mutlaka geleceğini anlarlar, mağaranın bulunduğu yere bir mescid yapmaya karar verirler.

Kur'ân-ı Kerîm Ashâb-ı Kehf'in sayısı hakkında ihtilâf olduğunu bildirmekte, köpekleriyle beraber dört veya altı olduklarına dair tahminleri "karanlığa taş atma" diye nitelendirmektedir (el-Kehf 18/22). "Yedi kişiydiler, sekizincisi köpekleri idi" diyenler hakkında aynı ifade kullanılmadığına göre bu görüşün gerçeğe daha yakın olduğu düşünülmüşse de onların sayısını Allah'ın bileceğini belirten âyet-i kerîme, bu konuda fikir yürütmenin bir sonuç vermeyeceğini ortaya koymaktadır.

Kur'an'da mağaranın yeri bildirilmemekte, ancak konumunun kuzey-güney istikametinde olduğu belirtilmektedir (el-Kehf 18/17). Olayın ne zaman vuku bulduğu ve gençlerin adları hakkında da bilgi verilmemektedir. Hadis kaynaklarında zikredilmeyen Ashâb-ı Kehf kıssası, tarih ve tefsir kitaplarında çeşitli rivayetler şeklinde geniş olarak nakledilmekte olup bu rivayetler ana hatlarıyla hıristiyan kaynaklarındaki tasvirlere uymaktadır. Ashâb-ı Kehf'in isimleri ise dokuz kişi olarak, fakat hıristiyan kaynaklarında olduğu gibi farklı şekilde nakledilmekte (bk. Taberî, Tefsîr, XV, 133, 146) köpeklerine de "kıtmîr" adı verilmektedir.

Kur'ân-ı Kerîm'de Ashâb-ı Kehf ile birlikte anılan rakim hakkında kaynaklarda birbirinden farklı görüşler yer almaktadır. Bunun Ashâb-ı Kehf'in içinde bulunduğu vadinin veya dağın yahut memleketlerinin, hatta köpeklerinin adı olduğunu iddia edenlerin yanında, onların adlarının veya maceralarının yazıldığı bir kitâbe, bakır veya kurşun bir levha olduğunu söyleyenler de vardır. Buhârî de ("Enbiyâ?", 52) rakimin kitâbe olduğunu söyler. Bazı tarihçilere ve el-Müsned'deki bir rivayete (IV, 274) göre Ashâbü'r-rakim, Ashâb-ı Kehf'ten başka kimselerdir. Nakledildiğine göre bunlar yağmurlu bir günde bir mağaraya sığınmak zorunda kalan üç kişiydiler. Dağdan yuvarlanan bir kaya mağaranın ağzını kapayınca, hayatları boyunca yaptıkları en değerli birer iyiliği anarak bu sıkıntıdan kurtulmaları için Allah'a dua ettiler. Allah da dualarını kabul ederek onları kurtardı. Arap coğrafyacılarına göre ise rakim bir yer adıdır.

Ashâb-ı Kehf'in Hz. Îsâ'dan önce mi yoksa sonra mı yaşadığı, dolayısıyla hangi dine mensup olduğu konusunda da bir açıklık yoktur. Kehf sûresinin nüzûl sebebi ile ilgili rivayete göre, Medine yahudileri, Kureyş müşrikleri tarafından akıl danışmak üzere kendilerine gönderilen Nadr b. Hâris ile Ukbe b. Muayt'a, üç şeyi Peygamber'e sormalarını tavsiye ederler; eğer bilirse gerçek peygamber olduğunu, aksi halde peygamber olmadığını söylerler. Medine yahudilerinin Peygamber'e sorulmasını istedikleri ilk soru Ashâb-ı Kehf'le ilgilidir. Bu sebeple onların Hz. Îsâ'dan önce yaşadıkları ileri sürülmüştür. Nitekim Ebü'l-Hasan el-Mâverdî bu gençlerin Hz. Îsâ'dan önce yaşadıklarını söylemektedir (A?lâmü'n-nübüvve, s. 36). Diğer taraftan rakim kelimesinin etimolojisinin de gösterdiği üzere genel olarak bu kelime "yazılı belgeler" anlamına geldiğine göre Kur'an'daki "Ashâbü'l-Kehf ve'r-rakim"i, yazdıklarını mağaralarda muhafaza eden Essenîler veya onların öncüleri olarak anlamak da mümkündür. Çünkü Kur'an'da (el-Kehf 18/21), onların bulundukları yere bir mescid yapıldığı ifade edilmekte, Essenîler de kendi mâbedlerine "mescid" demektedirler (Revue Biblique, s. 234). Kur'ân-ı Kerîm ise hıristiyan kiliselerini ve yahudi sinagoglarını ifade için mescid kelimesini kullanmamakta, onları "savâmi'", "biya'" ve "salevât" olarak zikretmektedir (el-Hac 22/40). Ayrıca Ashâb-ı Kehf kıssasında yiyeceklerle ilgili olarak kullanılan "ezkâ" (????) kelimesi (el-Kehf 18/19) müfessirlere göre "helâl" anlamındadır. Essenîler'in helâl ve haram konusunda çok titiz oldukları, Tevrat'ın yiyeceklerle ilgili hükümlerine sıkı sıkıya bağlı bulundukları kaynaklarda belirtilmektedir. Halbuki Hıristiyanlığa göre "ağızdan giren değil ağızdan çıkan pistir." St. Paul'e göre ise "çarşıda satılan her şey yenebilir" (I. Korintoslular'a, 10/25). Bütün bunlar, Kur'ân-ı Kerîm'de kıssaları anlatılan "Ashâbü'l-Kehf ve'r-rakim"in Hıristiyanlık öncesi dönemde yaşadıklarını düşündürmektedir.

Kıssanın geçtiği yerle ilgili olarak da çeşitli rivayetler mevcuttur. İspanya, Cezayir, Mısır, Ürdün, Suriye, Afganistan ve Doğu Türkistan'da Ashâb-ı Kehf'e ait olduğu ileri sürülen mağaralar vardır. Anadolu'da ise Efes, Tarsus ve Efsûs (Arabissos, Afşin) olmak üzere üç yer gösterilmektedir. Muhammed Teysîr Zabyân, Ehlü'l-Kehf adlı kitabında Ashâb-ı Kehf'in Ürdün'de Amman yakınlarındaki bir mağarada bulunduğunun burada yapılan kazılarla kesinlik kazandığını ve birçok ilim adamının da aynı kanaatte olduğunu çeşitli vesikalarla ispata çalışmaktadır. Ancak Fahreddin er-Râzî'nin dediği gibi, Ashâb-ı Kehf'in yaşadığı zaman ve mekân hakkında bir nas bulunmadığına göre bunu kesin olarak bilmek mümkün değildir. Zaten Kur'ân-ı Kerîm'in takip ettiği metot gereği bu ve benzeri kıssalarda, verilmek istenen mesajı ikinci plana itecek ve kıssanın asıl gayesini gölgeleyecek ayrıntı türünden bilgilere yer verilmemiştir. Mağaradakilerin kaç kişi oldukları, ne zaman ve nerede yaşadıkları ve kaç yıl uykuda kaldıkları gibi alınacak ders bakımından önemli olmayan bilgilerden ziyade üzerinde düşünülmesi, ibret alınması gereken hususlar ön plana çıkarılmıştır. Yahudilik'te ve Hıristiyanlık'ta da var olduğu ve Kur'ân-ı Kerîm'de özlü olarak tekrarlandığı anlaşılan Ashâb-ı Kehf kıssasıyla müminlere verilmek istenen mesaj, ana hatlarıyla, iman-küfür mücadelesinin öteden beri hep var olduğu, inananların her devirde zulme uğramalarına rağmen bâtılın hakka asla galebe çalamadığı, samimiyetle iman edip inançlarının gereğini yaşayanları Allah'ın mutlaka başarıya ulaştırdığı ve nihayet her şeyi yoktan var eden Allah'ın insanları yeniden diriltmeye muktedir bulunduğudur

Kaynak: Haberler.com