6-7 Ekim'de İnsanlar Terörün Gerçek Yüzünü Gördü"

6-7 Ekim'de İnsanlar Terörün Gerçek Yüzünü Gördü"

Van'daki bazı siyasi partilerin temsilcileri, 2 yıl önce terör örgütü PKK/PYD yandaşlarının Ayn el Arap (Kobani) bahanesiyle gerçekleştirdiği şiddet olaylarıyla ülkenin kaos ortamına sürüklenmek istendiğine dikkati çekti.

6-7 Ekim'de İnsanlar Terörün Gerçek Yüzünü Gördü

MESUT VAROL - Van'daki bazı siyasi partilerin temsilcileri, 2 yıl önce terör örgütü PKK/PYD yandaşlarının Ayn el Arap (Kobani) bahanesiyle gerçekleştirdiği şiddet olaylarıyla ülkenin kaos ortamına sürüklenmek istendiğine dikkati çekti.

İldeki siyasi partilerin yetkilileri, HDP Merkez Yürütme Kurulu ve Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın çağrısı üzerine, iki yıl önce 6-7 Ekim tarihlerinde Ayn el Arap (Kobani) bahanesiyle 35 ilde PKK/PYD yandaşlarının gerçekleştirdiği şiddet olaylarının bölgeye zarar verdiğini anlattı.

AK Parti İl Başkanı Zahir Soğanda, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şiddet gösterilerine katılanların, kendilerinden farklı düşünen insanlara ve iş yerlerine saldırdığını söyledi.

O dönemde Van ve ilçelerinde parti binalarıyla kamu kurumlarının hedef alındığını dile getiren Soğanda, izinsiz gösterilerde en fazla zarar gören illerin başında Van'ın geldiğini ve kent üzerinden büyük oyunlar oynandığını kaydetti.

"Onlar gibi düşünmeyenlerin iş yerlerini yaktılar"

Arkasında dış güçlerin desteği olan partinin olayları organize ettiğini vurgulayan Soğanda, şöyle devam etti:

"O dönemde Vanımız üzerinde emelleri olan bazı kişilere halkımız mühlet vermedi ve vermeyecektir. Van da bu olaylarda büyük zarar gördü çünkü burada Kur'an kursları ve hatta bölgenin en büyük alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi Külliyesi'ni yaktılar. Onlar gibi düşünmeyen iş adamlarımızın iş yerleri yakıldı. Daha bu olayların üzerinden 2 yıl geçmişken yine terör örgütü ve yandaşlarının Van üzerinden büyük emelleri olduğunu görüyoruz. Kurban Bayramı'nın ilk gününde yine parti il binamıza bombalı araçla saldırı yapıldı ve 400'e yakın iş yeri ve ev yıkıldı."

Soğanda, Erciş ve Başkale ilçelerinde parti binalarının yakıldığını, birçok parti üyelerine saldırılar gerçekleştirildiğini anımsatarak, okul ve camilerin ateşe verildiğini anlattı.

"Bölgede tam anlamıyla kaos yaratmak istediler"

Halkın teröre hiçbir zaman müsaade etmediğini ve bundan sonraki süreçte de müsaade etmeyeceğini aktaran Soğanda, şunları kaydetti:

"Terör örgütü PKK yandaşları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde tam anlamıyla bir kaos yaratmak istedi. Devlet kurumları, iş adamları, partilerimize yönelik saldırılar gerçekleştirdiler. 6-7 Ekim olayları, bundan sonraki süreçte kimsenin böyle bir şey yapamayacağının en büyük göstergesi oldu. 15 Temmuz'da olduğu gibi Allah'ın izniyle hep beraber bunların üstesinden geleceğiz. Bunlar 20 gün önce de halkı sokağa çağırmak istediler ama halk bunlara uymadı ve uymayacaktır."

"Kürtlerin eğitim hakkını elinden aldı"

Soğanda, halkın artık bu çağrılara kulak asmadığını ifade ederek,"Kürtler adına ortaya çıktığını iddia edenler aslında tam anlamıyla Kürtlere zulüm etti. Kürtlerin mülkiyet hakkını elinden alarak gasp etti. Kürtlerin eğitim yuvalarını yakıp yıkarak, eğitim hakkını elinden aldı. Kürtlerin anayasal hakkı olan siyaset hakkı elinden alınıyor. Onlar gibi düşünmeyen ve onların partisinden olmayanlara yaşama hakkı tanımıyorlar. Dolayısıyla tüm dünyanın bunu görmesi lazım." diye konuştu.

"Çok sayıda insanımız hayatını kaybetti"

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) İl Başkanı Rasim Sayğın da 6-7 Ekim olaylarının anlık gelişen değil planlı bir eylem olduğunu ve ağır sonuçları bulunduğunu kaydetti.

Olaylardan önce HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Diyarbakır'daki HDP il yöneticilerinin bölgedeki İslami dernek ve sivil toplum kuruluşlarını hedef gösterdiğini ifade eden Sayğın, İslami siyasetin bölgeden çıkarılmasının hedeflendiğini belirtti.

Sayğın, 6-7 Ekim olaylarını bölgede farklı siyasi görüşten insanlara yönelik bir girişim olarak değerlendirerek, bunun, çok ciddi bir girişim olmasına rağmen halkın duvarına çarptığını anlattı.

"Sakalından ve çarşafından dolayı katledilen insanlar oldu"

Terör yandaşlarının amaçlarına ulaşmasına halkın müsaade etmediğini anımsatan Sayğın, şöyle devam etti:

"Özellikle Kurban Bayramı'nın hemen ardından olayların planlanması duyarlı insanların karşı koymasıyla olayların büyümesini ciddi olarak engelledi ama bu yine de acı olayların yaşanmasına engel olmadı. Çok sayıda insanımız hayatını kaybetti. Özellikle Diyarbakır'da çok acı hadiseler yaşandı. Yasin Börü'nün şahsında birçok insanımız katledildi. Sırf sakalından ve çarşafından dolayı katledilen insanlar oldu. Bu öldürülen insanların hepsi de Kürt'tü. Bu nedenle bunlar Kobani bahaneli bir eylem olsa da Kürtlerin inançlarına ve değerlerine yönelik bir bastırma hareketiydi."

"Olaylara sebebiyet verenler yargılanmalı"

Sayğın, olayların bölgedeki duyarlı Kürtlerin duruşuyla bertaraf edildiğini dile getirerek, "Olayları organize eden HDP, MYK'sı ve özellikle Selahattin Demirtaş bu işin azmettiricisi olarak haklarında herhangi bir işlem yapılmadı. Bunların hakkında herhangi dava açılmadı. Selahattin Demirtaş'ın da şu an devam eden Yasin Börü davasına dahil edilmesini istiyoruz. Bu olaylara sebebiyet verenlerin yargılanması gerekiyor." diye konuştu.

İnşaat halindeki Bediüzzaman Said Nursi Külliyesi'nin terör yandaşları tarafından kundakladığını ve birçok medresedeki Kur'an-ı Kerim'in ateşe verildiğini anımsatan Sayğın, yaşananları "kalkışma ve katlim girişimi" olarak değerlendirdi.

"İnsanlar terörün gerçek yüzünü gördü"

Sayğın, Kobani'de yaşananların tamamen bir bahane olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Nerede bir başörtülü, çarşaflı ve İslami çalışma yürüten kurum varsa onlar hedef gösterildi ve saldırganlar oralara yönlendirildi. Katliam boyutuna varan ölümler gerçekleştirdiler. Toplumda öne çıkmış birçok insan da bu olaylardan sonra infaz edilmek üzere listelere alındı. Van'da Latif Şener isimli ağabeyimiz bu şekilde katledildi. Bu olaylar, bölgede Kürtlere yönelik önemli bir ders oldu. Bu tarihten sonra insanlar terör örgütünün gerçek yüzünü görmüş oldu. Nasıl ki 15 Temmuz'da Türkiye'deki darbe girişimi birliktelik ruhunun kazanmasını gerçekleştirdiyse 6-7 Ekim olayları da bölgede İslami bir uyanışa yeniden sebebiyet verdi."

İnsanların terör yandaşlarının propagandalarının yalan olduğunu ve arkasında yatan gerçeklerin farkın vardığını anlatan Sayğın, şunları söyledi:

"Bu tarihten sonra gelişen olumsuz olaylara Kürtlerin destek vermemesini 6-7 Ekim olaylarında aramak gerekir. Zira hem hendek ya da çukur siyaseti hem de öz yönetim ve belediyeler yeni görevlendirmelerin yapılmasına kadar halk, bunların isyan ve kalkışma çağrılarına kulak vermedi. Bunun nedeni de geçmişte yaşanan acı tecrübeydi. Terör örgütünü Kürtlere has kılmamak lazım. Terör örgütü ayrıdır Kürt halkı ayrıdır."

"6-7 Ekim olayları darbe girişimiydi"

Saadet Partisi İl Başkanı Özay İlhan da 6-7 Ekim'deki olaylara tanık olduğunu, burada birçok vatandaşın katledildiğini anımsattı.

Milletin bu yanlışları görerek devletin yanında olduğunu beyan ettiğini anlatan İlhan, şunları kaydetti:

"6-7 Ekim olayları, bir nevi 15 Temmuz'da olduğu gibi ülkemizi karıştırmak isteyen farklı bir darbe girişimi ve kalkışmaydı. Bu kalkışmayı da bu millet bertaraf etti. İlimizde 500'ün üzerinde esnafımızın iş yerleri zarar gördü. Esnafımızın malları çalındı. Kuran kurslarımız ve dini müesseselerimiz zarar gördü. Sadece Van'da 20'nin üzerinde okulumuz yakıldı. O dönemde devam eden Çözüm Süreci suistimal edildi. Kendilerini devletin üstünde görenler böyle bir kalkışmaya sebebiyet verdi."

Milletin, ülkenin birlik ve beraberliğini bozmaya yönelik her türlü terörün karşında olacağını vurgulayan İlhan, "Diyarbakır'da kurban eti dağıtırken katledilen Yasin Börü, hiçbir zaman unutulmayacaktır ancak bunu yapanlar, halk tarafından her zaman lanetleneceklerdir. Bunu yapanlar İslam düşmanlarıydı. İslam düşmanlarından her şey beklenir. Milletimizin Türkiye Cumhuriyeti dışında herhangi bir devleti yoktur. Bu topraklar hepimize yeter ve kardeşçe huzur içerisinde bu topraklarda yaşayabiliriz." ifadesini kullandı.

Olay

6-7 Ekim 2014'te HDP Merkez Yürütme Kurulu ve HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın "sokağa çıkın" çağrısı üzerine, terör örgütü PKK/PYD yandaşlarının Ayn el Arap (Kobani) bahanesiyle 35 ilde gerçekleştirdiği şiddet olaylarında 2 polis şehit olmuş, Diyarbakır'da yoksullara kurban eti dağıtan Yasin Börü ve üç arkadaşının da aralarında bulunduğu 31 kişi hayatını kaybetmiş, 221 vatandaş ile 139 polis yaralanmıştı.

Terör örgütü yandaşlarının saldırıları sonucu çok sayıda ev ve iş yeri ile okul, kültür merkezi, müze ve yurt binasında hasar oluşmuş, olaylar nedeniyle zarar gören esnafa devlet tarafından yaklaşık 50 milyon liralık ödenek sağlanırken, şiddet eylemlerinin devlete maliyetinin 300 milyon liranın üzerinde olduğu belirlenmişti.