Zonguldak'ta Avukatlardan Tepki

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Zonguldak Adliyesi önünde toplanan avukatlar, yeni yasayla savunma avukatlarının yokluğunda karar verilebileceğini belirterek tepki gösterdi.

Zonguldak Adliyesi önünde toplanan avukatlar, yeni yasayla savunma avukatlarının yokluğunda karar verilebileceğini belirterek tepki gösterdi.

Zonguldak Adliye binası önünde toplanan Zonguldak Barosu avukatları, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 188. maddesinde yapılması beklenen değişiklikle mahkemelerin, savunma avukatlarının yokluğunda karar verebilmelerinin öngörülmesine karşı basın açıklaması yaparak tepki gösterdiler. Avukatlar adına basın açıklaması yapan Zonguldak Baro Başkanı İbrahim Kerem Ertem, "İnsanlık, savaşların, yıkımların, büyük felaketlerin eşiğinde ve hatta içerisinde bulunduğu anlarda-zamanlarda dahi, 'adalet duygusundan mahrum kalmayı' kabul etmemiştir. İnsanlık, adaletin tahtında oturmak adına büyük mücadeleler vermiştir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde, Cenevre Şartında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde, anayasamızda, ceza yasalarında, Avukatların Rolüne Dair Havana Protokolünde, 'adaletin sağlanması öncelikli amaç edinilmiş', 'adil yargılanma hakkını temel yargılama değeri kılınmış', 'avukatların görevlerini yapmalarının kolaylaştırılmasına dair düzenlemelere' yer verilmiştir. Bugün, yargılamanın insanileşmesinden, daha fazla insana yaklaşmasından, hukuk devletinin temellendirilmesinden, demokratik yaşamdan söz edecek isek, adaletten vazgeçemeyiz; hatta adil yargılamadan feragat edemeyiz; onu zayıflatamayız. Adil Yargılanma Hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde ve Anayasanın 36. maddesinde yer alan, Anayasanın 90. maddesi yoluyla Türk Yargısının ceza uygulamasına yerleşen temel 'savunma hakkıdır' Adil Yargılama Hakkı, şüphelinin veya sanığın savunmalarının avukatsız alınamayacağını içermektedir. Bir ceza yargılamasının, Adil Yargılanma Hakkına uygun gerçekleştiğine dair en güçlü gösterge, avukatın sanığın savunmasını üstlenmesinde hiçbir kısıtlamaya maruz kalmamasıdır, sanığın kendisini savunmakta sınırlandırılmamasıdır. Hatta bu sınırlandırılmama, yargılamanın son duruşmasında dahi tahkikatın genişletilmesi anlamına gelir; delil sunabilmesi anlamına gelir. 'Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı' ile getirilmek istenilen değişiklikler arasında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 188. maddesinde yapılması beklenen değişiklikle; 'mahkemelerin, savunma avukatlarının yokluğunda karar verebilmelerinin' öngörülmüş olması, adil yargılanma hakkını yok saymaktır. Bu düzenleme, 'avukatsız yargılama' niyetinin belirmesi olarak görülmektedir. Bu düzenleme, sanığın savunma hakkının kısıtlanması, tahkikatı geliştirme hakkının elinden alınmasıdır. Yargının hızlandırılması adına yapıldığı belirtilen bu düzenleme, avukatsız yargı anlayışının son göstergesidir. Birçok kez, yargılamanın hızlandırılması içeren düzenlemelerin, 'avukatsız yargı' mantığı ile gerçekleştirilmemesi gerektiğini ifade ettik. Bugün üzerinde konuştuğumuz bu düzenleme, 'avukatsız yargı' mantığının ve hedefinin son halkası olarak görünmektedir. Şu bilinmelidir ki; savunma hakkı ve avukatın yargı erki içindeki rolü, yargının hızlandırılması meselesine feda edilemeyecek kadar üstün bir değerlerdir.

Yine bilinmelidir ki; yargı hizmetlerinin hızlandırılması ancak, avukatın yargı içinde daha etkin rol üstlenmesi ile mümkün olacaktır. Münferit davalara yönelik karar alma süreçlerinin avukat olmadan tamamlanması, yargının kurucu unsuru olan avukatların savunma imkanlarını ortadan kaldıracak ve masumiyet karinesinden yararlanacak her kimsenin, şüphelinin, sanığın yargılamadaki varlığını ve haklarını kısıtlayacaktır. Hiçbir sanık, avukat olmadan yapılan duruşmada, savunmasını geliştiremeyecek, tahkikatın genişletilmesini talep edemeyecek, yeni bir delil sunamayacaktır. Bu durumda mahkemelerce verilen kararın; adil yargılamaya uygun, avukata ve adalete erişim hakkına dayalı, savcılık makamı ile eşit imkanları içeren 'silahların eşitliği ilkesini hayata geçiren' bir karar olduğunu nasıl savunacağız? O halde, savcı olmadan, hakim olmadan karar alınamıyorsa, avukat olmadan karar da alınamaz. İnsan haklarını savunan herkesin, her kesimin bu uğurda yükleneceği rollerden biri de insan haklarını koruma ve geliştirmektir. Bu role, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) Paris Şartı'nda (1990) ve Moskova Belgesi'nde (1991), Birleşmiş Milletler Dünya İnsan Hakları Konferansı Viyana Belgesi'nde de (1993), Anayasa'da da yer verilmektedir. Dolayısıyla, TBMM'nin, insan haklarını geliştirmek ve temellendirmek adına, adil yargılanma hakkına, savunmanın kısıtlanmamasına, silahların eşitliği haklarına ve prensiplerine uygun çabalar içine girmesi, hem gereklilik, hem de çağdaş ceza hukukunun gereğidir. Avukatı yargı dışına çıkaran, savunma hakkını kısıtlayan bu düzenlemeden vazgeçmesi ve tasarının geri çekilmesini, Zonguldak Barosu adına ifade eder; daha özgürlükçü ve temel haklara dayalı bir medeniyet özlemimize bu düzenlemenin yakışmadığını beyan ederiz" dedi.

(ET-

23.05.2012 17: 00: 06

TSI

NNNN - ZONGULDAK

Kaynak: İhlas Haber Ajansı