Tunceli’de hayvancılık yapan köylüler, artan ayı saldırılarından şikayetçi

Tunceli'de küçükbaş hayvancılıkla geçimini sağlayan köylüler, son dönemde ayı saldırılarının arttığını söyledi. Ayıların gündüz saatlerinde dahi yerleşim yerine geldiğini belirten köylüler, sürülerini korumakta zorlandıklarını, köpeklerin ayılarla baş edemediğini ve kendilerinin de evlerinden çıkmaya korktuğunu ifade ederek yetkililerden çözüm istedi.
Haber: Caner AKTAN
(TUNCELİ) - Tunceli'nin merkeze bağlı Kocakoç Köyü'nün Yıldızlar Mezrası'nda yaşayan ve küçükbaş hayvancılıkla geçimini sağlayan köylüler, artan ayı saldırıları nedeniyle zor günler yaşadıklarını belirtti.
Ayıların hayvanlarının bulunduğu alanlara indiğini anlatan köylüler, ayıların artık yalnızca geceleri değil, gündüz saatlerinde de köy çevresinde görülmeye başladığını ifade etti. Köylüler, bölgede ayı popülasyonunun son yıllarda arttığını ve bunun hayvancılık yapanlar açısından ciddi bir sorun haline geldiğini dile getirdi.
"BİZE 'AYIYA KARIŞMAYIN FOTOĞRAFINI ÇEKİN' DİYORLAR"
Hüseyin Barut, yaklaşık 400 küçükbaş hayvanı olduğunu anlatan, "Özellikle son üç buçuk yıldır ayılar yüzünden büyük kayıplar yaşıyoruz. Yalnızca bir hafta içinde 4 koyunumu ayı telef etti. Bu duruma acilen bir çözüm bulunmasını istiyoruz. Tunceli'de bu konuyla ilgili yetkili kim varsa acilen harekete geçmesini talep ediyoruz. Geçen seneden bu yana toplamda 30 civarında hayvanım zayi oldu; daha önceki bir senede de ayı yine ineğimi burada parçalamıştı. Çevre yetkililerine durumu ilettiğimizde bize, 'Ayı hayvanı sırtlayıp götürdüğü zaman fotoğrafını çekin' diyorlar. Bu Hülya Avşar mı? Bize poz versin? Ben nasıl fotoğrafını çekebilirim?" dedi.
"BALKONDA AYI İLE BURUN BURUNA GELDİM"
Barut, "Geçen akşam saat 11 civarında evde yatmak üzereydik. Köpekler kapının önünde havlayınca "Nedir bu?" diye dışarı çıktım. Tam balkona çıktığım anda ayı ile burun buruna, karşı karşıya geldim. Ayı tam kalkıp beni yakalayacağı sırada köpek araya girdi. Ayı, köpeği ayağından tutup sarstı ve savurdu; o esnada ben de kendimi tekrar balkona attım. Hanımla birlikte kapının önünde ne bulduysak atarak bağırdık ve hayvanı uzaklaştırmaya çalıştık. Ancak bu kez ayı kendini ahıra attı. Ahırdan çıkarmaya çalıştığımızda yine üzerimize hücum etti, bunun üzerine içeri girip kapıyı kapattık" diye konuştu.
"KORKUDAN KAPIMIZIN ÖNÜNE BİLE ÇIKAMIYORUZ"
Hüseyin Barut, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Artık her akşam yaşadığımız bu korku yüzünden ne akşam rahat uyuyabiliyoruz ne de sabah huzur bulabiliyoruz. Hem canımız hem de malımız büyük tehlike altında. Sayın Valimiz geçen gün bir toplantıda devletin tüm kurum amirlerinin, müdürlerinin ve yetkililerinin üreticiye destek olacağını ve üreticiyi el üstünde tutacağını belirtmişti. Sayın Valimizden bu konuda bize yardımcı olmasını rica ediyorum. Bize ayının yaşam alanından bahsediyorlar, ancak biz ayının yaşam alanına gitmiyoruz; ayı gelip bizim yaşam alanımıza, kapımızın önüne iniyor. Ayının doğal yaşam alanı dağdır, ormandır, kayadır; fakat hayvan gelip kapımıza kadar dayanıyor. Daha önce böyle bir ayı popülasyonu ve durumu hiç görmemiştik. Özellikle son üç yıldır bu yüzden başımızı dışarı kaldıramaz hale geldik. Eskiden buradan köprüye yürür, gece rahatça arabaya binerdik; şimdi ise korkudan kapımızın önüne bile çıkamıyoruz."
"BENİM HAYVANLARIM HAYVAN DEĞİL Mİ?"
Ayı saldırıları nedeniyle hayvancılığı bırakma noktasına geldiklerini belirten Cihan Yiğit, "Hayvanseverler geliyor, 'Hayvana karışmayın' diyorlar. Peki benim hayvanlarım da hayvan değil mi? Yani biz insan değil miyiz? Yabani hayvanı, ayıyı insanın yerine koyuyorlar; bizi ise hayvan yerine tutuyorlar. Biz insan değil miyiz? Biz Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşlarıyız, kimlik taşıyoruz. Bize bir çözüm bulsunlar. Biz korkudan evimizden çıkamıyoruz. Biz üreticiyiz, geçimimizi hayvancılıkla sağlıyoruz. Ancak hayvancılık bitme noktasına geldi. Bir torba yem olmuş bin lira, bir ton saman 6 bin lira. Senede 20-30 hayvanım telef olsa ben neden bu işi yapayım? Çiftçiliği mi bırakayım, ne yapacağım? Bize bir çözüm bulsunlar, bize destek çıksınlar" ifadelerini kullandı.
"BU GİDİŞLE HAYVANCILIĞI BIRAKACAĞIZ"
Dersim Yiğit ise, "Bizim 8-9 tane köpeğimiz vardı. Ancak ayı bunlara sürekli saldırdı ve şu anda sadece iki köpeğimiz kaldı. Biz köpek getirdikçe ayı saldırıyor, vuruyor ve öldürüyor. Şu anda barınakta bir köpeğimiz var; ayı ayağını parçaladığı için tedavi görüyor. Diğer iki köpeğimiz de yaralı. Bu nedenle keçilerin başında duramıyorlar. Köpekler hayvanların başında duramadığı için ayı ve kurt sürünün içine giriyor. Sürekli hayvan kaybı yaşıyoruz. Bu gidişle ya hayvancılığı tamamen bırakacağız ya da hayvanlarımızı ayılara bırakıp gideceğiz. Başka bir çözüm yolu kalmadı" şeklinde konuştu.
"EMEK VERİYORUM, BÜYÜTÜYORUM, AYI GELİP GÖTÜRÜYOR"
Fatma Yiğit ise, "Bizim hayvanlarımız hayvan değil mi? Ben o hayvanları küçücük yavruyken büyütüyorum. Çocuklarıma bakmadığım kadar onlara bakıyorum. Biberonla, sütle büyütüyorum. Emek veriyorum, büyütüp keçi haline getiriyorum ama sonra ayı gelip yiyor. Yazık değil mi? Bize de yazık değil mi? Biz o hayvanlara emek veriyoruz" dedi.















