Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Babacan:
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, CHP'yi Eleştirerek, 'O Partinin Kökleri, Derinleri, Demokraside Değil
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, CHP'yi eleştirerek, 'O partinin kökleri, derinleri, demokraside değil. Onun kökleri vesayette. Oradan alıyor, oradan besleniyor o parti. Şu lider gelmiş, bu lider gitmiş, kolay kolay değişmez' dedi. Ali Babacan, partisinin Antalya İl Başkanlığını ziyaret etti. Babacan, burada düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin 1950'de çok partili demokrasiye geçtiğini ancak bu sürecin sürekli darbelerle kesintiye uğradığını söyledi. Türkiye'de demokrasinin sürekli tehdit, korku ve baskı altında sürdürülmeye çalışıldığını ifade eden Babacan, '1960, 70, 80 darbesini, 28 Şubatı yaşadık. 2007'de e-muhtıra vakası yaşadık. Bütün bunlar gerçekten Türkiye'ye, iyi işleyen bir demokrasiye yakışmayan gelişmeler' diye konuştu.
Dünya ekonomisinin zor bir dönemden geçtiğini belirten Babacan, buna rağmen İstanbul Sanayi Odası'nın ilk 500 ve ikinci 500 sanayi kuruluşunun karlarının bu süreçte arttığını açıkladığını dile getirdi.
Zamanında yaptıkları reformlarla krizin etkisinden ülke ekonomisini koruduklarını anlatan Babacan, 'Pek çok ülkenin kredi notu kırılırken, faizler artarken, iki kademe birden notu artırılan tek ülke Türkiye'dir' dedi.
Ekonomik kalkınma için güven ortamının önemine işaret eden Babacan, dünyada küresel kriz başlamadan önce 2007 ve 2008'de Türkiye'de büyümenin düştüğünü belirterek, bunun sebebinin 2007 yılında yaşanan cumhurbaşkanlığı seçim süreci, 27 Nisan bildirisi ile AK Parti'ye açılan kapatma davası olduğunu savundu. Babacan, 'Bir iktidar partisi, halkın yüzde 47'sinin oyuyla gelmiş bir parti, kapanma davası yaşadı. Oturmuş bir demokraside böyle şeyler yaşanmaz, böyle şeyler olmaz. Bu Türkiye'nin görünümünü çok bozdu' ifadesini kullandı.
- CHP'YE ELEŞTİRİLER-
Babacan, Türkiye'de demokrasi ile ilgili yaşanan endişelerin ekonomiye zarar verdiğini de kaydederek, şunları söyledi:
'Bugün demokrasi diyen, kendisine Halk Partisi diyen partiler, e-muhtıra döneminde ne yaptı bakın. 27 Nisanda o mesaj konulduğunda demokrasiden yana mı tavır aldılar, vesayet rejiminden yana mı tavır aldılar? Adında Cumhuriyet var, halk partisi diyor, halk nerede? Bunlar alışmışlar, tek parti döneminin özlemini yaşıyorlar. Partinin kodlarında, şifrelerinde, geleneklerinde, bu konuşulmuyor ama var. 'Ne güzeldi o günler' diyorlar. Zaten çok partili sisteme geçildikten sonra CHP'nin tek başına iktidar olduğu vaki değil ki. Kaynağını, gücünü halktan almayan bir partinin Türkiye'de tek başına iktidar olması mümkün değildir. Bunu hala anlayamıyorlar. Sosyal enternasyonalden kovulma noktasına geldiler. Baykal, son toplantıya gidemedi. Gitseydi yerden yere vuracaklardı.'
CHP'de lider değişikliği yaşandığını ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkan olduğunu anımsatan Babacan, 'Şimdi Kılıçdaroğlu geliyor, 'işte şöyle böyle' diyor. Çok zor. O partinin kökleri, derinleri, demokraside değil. Onun kökleri vesayette. Oradan alıyor, oradan besleniyor o parti. Şu lider gelmiş, bu lider gitmiş, kolay kolay değişmez. Yaşını başını almış çok sayıda insan var o partide. Bunlar etkili, yaptırmazlar' dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Antalya'da Deniz Baykal'la birlikte miting yapacağını ifade eden Babacan ancak konuşmalarında anayasa değişiklik paketinden bahsetmeyeceklerini savundu. Babacan şöyle devam etti:
'Anayasa değişikliklerini madde madde konuşalım dedik, konuşmaya bile yanaşmadılar. Türkiye'nin daha fazla demokratikleşmesi, Türkiye'de gerçek gücün egemenliğin halkın eline geçmesi onların işine gelmiyor. Çünkü rüyalarında hala o tek parti sistemi var. 'Ah o günler bir geri gelse, biz ancak o zaman iktidar oluruz' diye bir yaklaşımları var. Dolayısıyla, bizim bu 12 Eylül tarihimiz çok çok önemli.'
Diğer pek çok siyasi partinin Anayasa değişikliği tartışmalarının zeminini değiştirmeye ve partiler arası yarışa dönüştürmeye çalıştıklarını savunan Babacan, 'Çünkü güreşi minderde yapsalar, Anayasa zemininde yapsalar, bu işi başarmaları mümkün değil' diye konuştu.
- YARGIYI ELE GEÇİRME-
Ali Babacan, Anayasa değişiklik paketinde diğer siyasi partilerin itiraz edebilecekleri bir şey olmadığını belirterek, bazılarının kendilerini yargıyı ele geçirmeye çalışmakla suçladıklarını anlattı. Babacan, 'Yargıyı ele geçirmeyle ilgili ne var bu anayasa değişikliğinde? Lafla söylemek iyi de göster bakalım hangisi yargıyı ele geçirmekle ilgili. Hangi maddesi yargının hükümetin yürütmenin eline geçmesini beraberinde getiriyor. Yaptığımız nedir, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun üye seçilmesini değiştirmektir. Peki değiştirirken bunu Hükümet mi seçecek diyoruz? Tam tersine. Şu anda Yargıtaydan 3 kişi, Danıştaydan iki kişi veriyorlar. Küçük bir ekip seçip gönderiyor o isimleri oraya. Biz diyoruz ki bu yanlış. Bu bir klik yapıdır, dar çerçevedir, böyle 'al gülüm ver gülüm, ben seni oraya atayayım, sen beni şuraya ata.' Bütün hakimler ve savcılar oy kullansın diyoruz. Yaptığımız bu' ifadesine yer verdi.
Türkiye'deki 11 bin hakim ve savcının kullandığı oylarla HSYK üyelerinin seçilmesini istediklerini dile getiren Babacan, şunları kaydetti:
'11 bin hakim ve savcı oy kullanıp kurul üyeleri seçilirse, seçilecek kurul üyeleri seçenlere karşı sorumluluk hissedecektir. 'Daha objektif hareket etmeliyim, kararlar almalıyım, kararlar kabul edilebilir kararlar olmalı' derler. Ama şu anda onlar sorumluluğu başkalarına karşı hissediyorlar. Bizim yaptığımız bu. Bu yargıyı ele geçirmek midir? Yoksa zaten ele geçirilmiş yargıyı gerçek sahiplerine mi teslim etmektir? Bunu iyi düşünmeliyiz. Kasıtlı olarak yanıltıyorlar. olmayan şeyleri var gibi gösteriyorlar.'
Anayasa değişiklik paketine ilişkin Avrupa Parlamentosu'ndan, Avrupa Birliği Komisyonu'ndan, Avrupa Konseyi'nin Venedik Komisyonu'ndan çeşitli raporlar yayınlandığını anlatan Babacan, verilen raporlarda anayasa değişikliğinin 'Şurası da yanlıştır' diyen tek bir yorum gelmediğini dile getirdi.
Dünyanın Türkiye'yi izlediğini ve bu sınavdan nasıl çıkacağını merak ettiğini vurgulayan Babacan, şöyle devam etti:
'Bizim hukuk sistemimizin sıkıntılı olduğunu bütün dünya biliyor. 2008'deki parti kapatma davasını bütün dünya izledi. Ben Dışişleri bakanıydım. Ne sorularla karşılaştım. Türkiye'de büyük bir deprem olmuş gibi yaklaşıyorlardı. 'Nasıl olacak, demokrasi sistemi nasıl olacak' diye soruyorlardı. Parti kapatma davasıyla vesayeti insanlar kafalarında birleştiriyor. İzahta güçlük çektik. 'Yargı sürecidir, şöyle böyle' dedik ama anlatması, izahı çok zor. Dışişleri bakanısınız, ülkenizi savunmak zorundasınız. Evinizde acayip acayip işler olurken, dışarıda Türkiye'yi savunmak zorundasınız.'
- 'ÜLKELERE DEMOKRASİ ÖĞRETİYORUZ'-
Babacan, 2008 yılında BM Güvenlik Konseyi'ne seçildiklerini hatırlatarak, 192 ülkenin 151'inin Türkiye'ye oy verdiğini, kendilerine 'Siz çok doğru işler yapıyorsunuz, adaletle hareket ediyorsunuz' dediklerini söyledi.
Güvenlik Konseyi'ne üye olunmasının ardından demokrasinin sıkıntıda olduğu bazı ülkelere yardım ettiklerini vurgulayan Babacan, 'Dünyanın dört bir tarafına hukuk, barış demokrasi götüreceğiz, kendi ülkemizde bu sıkıntılar yaşayacağız. Dünyanın her yerinde demokrasi derken, kendi evinde demokrasi kazasına uğramamalı. Aksi halde insanlara nasıl demokrasiyi anlatacağız. Demezler mi 'siz önce kendi evinizi düzeltin sonra gelin.' Bu dünyadaki itibarımızı etkileyecek bir konu. Hayır çıkarsa Dışişleri bakanımıza Allah kolaylık versin. İzahı çok zor. Parti kapatmayı anlatamadığımız gibi hayırı anlatmak da zor. Türkiye itibar kaybeder.'
- İL BAŞKANI SAMANİ-
İl Başkanı Hüseyin Samani de ekonomik istikrar ve güvenin Antalya'daki tarım ve turizm sektörleri açısından önemine işaret etti. Referandumda herhangi bir siyasi partiye oy verilmediğini belirten Samani, ülkede son sözü milletin söyleyeceğini, milletin iradesinin açığa çıkacağını bildirdi. Bugüne kadar milletin iradesine saygı duyduklarını aktaran Samani, şunları kaydetti:
'Birilerinin dediği gibi 12 Eylül fay hattının kırılması değil. Böyle broşürler dağıtılıyor. Bizler bu toplantıyı yaparken, biraz sonrası konser arkası bir toplantı daha düzenlenecek. Geçmişte çok görmüştük. Mesnetsiz mazotu ucuzlatma siyaseti, konser arası miting yapma siyaseti, ekmek arası köfte siyasetinden sonra Deniz Baykal'ın memleketinde yeni Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu konserden sonra Antalyalılarla buluşacak. Antalyalıları bir araya toplama yolunu konser olarak seçmişler. Takdir kendilerinin ama biz arkadaşlarımızla birlikte sokak sokak, köy köy, mahalle mahalle 'Evet' diyen grupla birlikte anlatıyoruz. Bu bilinçle hareket etmeye devam ediyoruz.'
(MST-GÜÇ-ŞEN-YHO) - ANTALYA















