Tekgıda -İş'den Aso Başkanı Özdebir'e Sert Tepki

Tekgıda -İş, Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir'in Tekel İşçilerinin Eylemiyle İlgili "Ekonomik Kriz Var, Bunca İşsiz Grev Yapmadı, Bunlara İş de Veriliyor, Nankörlük Ediyorlar" Şeklindeki Açıklamalasını Sert Bir Şekilde Kınadı.
TEKGIDA-İŞ, Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir'in TEKEL işçilerinin eylemiyle ilgili "Ekonomik kriz var, bunca işsiz grev yapmadı, bunlara iş de veriliyor, nankörlük ediyorlar" açıklamasını sert bir şekilde kınadı.
TEKGIDA-İŞ adına yapılan açıklamada, Özdebir'in özür dilemesini bekledikleri belirtilerek aksı takdirde dava açılacağı bildirildi.
Açıklamada, Özdebir'in "Ekonomik kriz var, bunca işsiz grev yapmadı, bunlara iş de veriliyor, nankörlük ediyorlar", "4/C ile ilgili TÜRK-İŞ'le hükümetin mutabakatı var", "TEKEL işçilerinin diğer özel ve kamu işyerleriyle ne alakası var, buralarda iş bırakmaya ne hakları var, 72 milyonun hakkına tecavüz ediyorlar", "TEKEL işçisi her türlü özlük hakkını, kıdem tazminatını almayı reddediyor, çalışmadan para almak istiyor" şeklindeki sözlerinin esefle kınadıkları bildirildi.
"Yalanın iftiranın böylesi görülmemiştir" ifadesinin kullanıldığı açıklamada, TEKGIDA-İŞ Sendikası'nın ve TEKEL işçisinin hiçbir zeminde ve zamanda boş oturmak ve oturduğu yerden para almak gibi bir talebi olmadığı ifade edildi. Açıklamada, gerek sendika gerekse TEKEL işçilerinin bir buçuk yıldır, özlük haklarıyla başka kamu kuruluşlarına nakledilmeyi, orada da üretmeye devam etmeyi istedikleri kaydedildi.
ASO Başkanı Özdebir'in 72 milyonun hakkına tecavüz edildiği söylemine karşı, TEKGIDA-İŞ, "72 milyonun yarısı genç ve çocuksa (bizim çocuklarımız), geri kalanın neredeyse yarısı da işçi, emekçidir. Yani o hakkına tecavüz edildiği söylenenenler aslında biziz" denilerek, TÜRK-İŞ camiasından TEKEL işçilerinden ve milyonlarca emekçiden özür dilenmesi istendi.
ASO Başkanı Özdebir'in, TEKEL işçileriyle dayanışmak için Cuma günü işe 1 saat geç başlayan tüm işçilerin eylemini "terörist örgüt" diye nitelemesinin de eleştirildiği açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Sözleriniz, yalnızca 'yalan' beyanları içermemekte, aynı zamanda temsil ettiğiniz sermaye sınıfının içgüdüsel refleksleriyle, emeğin hak ve çıkar arayışından duyulan korkuyu ve baskılama arzusunu yansıtmakta, öte yandan da Hükümete yalakalık yapma gayretkeşliğinin de açık bir tezahürü olarak görünmektedir. Herşeyden önce, Başbakan Erdoğan bile, sizin beyanlarınızdaki netlikle ifade edemiyorken (zira böyle bir mutabakat yok), siz hangi tanıklığınıza ve bilginize dayanarak, 'geçen sene, bir yıl daha bu şartlarda maaş ödenmesi sonucunda işçilerin 4/C kapsamına alınarak çözümlenmesi yönünde TÜRK-İŞ'le hükümetin mutabakata vardığını' iddia edip, Başbakan'ın kandırıldığını ileri sürüyorsunuz, anlamış değiliz. Sizi bu iddianızı ispata davet ediyoruz. İspat edemediğiniz takdirde sizi 'hem yalancı, hem de müfteri' olarak kabul ediyoruz ve hakkınızda dava açacağımızı açıkça ifade ediyoruz. Özelleştirmeden sonra ortaya çıkan sorunlar için üstelik de mağdurlarını suçlamak, ancak ideolojik bir körlükle mümkündür."
-"SEÇİM ÖNCESİ MİLLETVEKİLLERİNİN TAAHHÜTÜ VAR"-
Açıklamada, "Yüksek maaşlarla TEKEL'i verimsiz hale getirip, özelleştirmek mecburiyetinde bıraktılar" söyleminin bir yalan olduğu ileri sürerek bu ifadeyi kullanmak için sadece ekonomi cahili olmanın yetmeyeceğini aynı zamanda akıl, izan ve vicdan yoksunu olmak gerektiğini de savundu.
TEKGIDA-İŞ 2007 seçimleri öncesi seçmen bölgelerine giden milletvekillerinin, TEKEL işçilerinin 4/C'ye gitmeyeceklerine dair taahhütte bulunduğu öne sürülen açıklamada, çözüm üretileceği vaadiyle sendikanın ve TEKEL işçisi oyalanıp, bekletilerek sonra da 4/C mahkumu yapılmaya çalışıldığı vurgulandı.
TEKGIDA-İŞ'in açıklamasında ASO Başkanı Özdebir'in sığ, ayağı yere basmayan ve hasmane açıklamalar yaptığını iddia ederek, bu söylemlerin iş barışını tehlikeye attığını kaydedilerek şu değerlendirmede bulunuldu:
"Bu ülke, siyasal iktidarlardan hükümetlerden nemalanmak için dalkavukluk yapan, yaranma peşinde koşan, çıkarları için işbirliğine giden çok iş adamı, çok bürokrat, çok medya mensubu gördü. Gün geldi devran döndü, sap döndü, keser döndü, hesap döndü. Ama gerçekler ve doğrular hiçbir zaman balçıkla sıvanamadı. Sonunda her şey yerli yerine oturdu. Siz de bu gün, belli ki Erdoğan'a yaranmak için kendinizi paralıyorsunuz. Belli ki, beklediğiniz şeyler var. Çıkarınız onu gerektiriyor. Gözümüzden kaçıyor sanmayın. İstediğiniz kadar yaranabilirsiniz. Ama bunu, hak arayan, demokratik olgunluk ve kültür içinde son derece seviyeli ve saygın bir şekilde mücadele eden işçilere hakaret ederek, onları aşağılayarak yapmayın." (ANKA)
(ME/BÜN)













