Ercan Karakaş: "Siyasetin Zenginleşme Aracı Olarak Kullanılması Engellenmeli."
CHP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İçin Adaylık Başvurusunda Bulunan Ercan Karakaş, "Eğer Bir İnsan Zenginleşmek İstiyorsa Siyasete Girmesin; Gitsin İşyeri Kursun, Ticaret Yapsın, Bunlar Meşru Şeyler. Ama Sosyal Demokrat Belediyecilikte Görev Alan İnsanlar, O Görevin Kendilerine Sunduğu Maaşla Yetinmek Zorunda Olan İnsanlardır." Dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için CHP'den
adaylık başvurusunda bulunan Kültür eski
Bakanı ve Sosyal Demokrasi Vakfı kurucusu ve Onursal Başkanı Ercan
Karakaş, "Türkiye'de siyasete gerçekten itibar kazandırmak, siyaseti kamuoyu gözünde tekrar güvenilir hale getirmek istiyorsak, ticarete, zenginleşmeye araç
olarak kullanılmasını engellememiz gerekiyor." dedi. İstanbul'un
yağmalanmasına, kentin kayırmacı bir anlayışla yönetilmesine ve ranta
son vereceklerini belirten. Karakaş, "Eğer bir insan zenginleşmek
istiyorsa siyasete girmesin; gitsin işyeri kursun, ticaret yapsın,
bunlar meşru şeyler. Ama sosyal demokrat belediyecilikte görev alan
insanlar, o görevin kendilerine sunduğu maaşla yetinmek zorunda olan insanlardır." dedi.
CHP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na
aday olmak için geçen hafta içinde başvurusunu yapan Kültür eski
Bakanı ve Sosyal Demokrasi Vakfı kurucusu ve Onursal Başkanı Ercan
Karakaş, aday olma nedenlerini, sosyal demokrat belediyecilik
anlayışını ve projelerini anlattı.
Siyaseti kamuoyu gözünde tekrar güvenilir hale getirmek için,
siyasetin ticarete, zenginleşmeye araç olarak kullanılmasının
engellenmesi gerektiğini belirtten Karakaş, "Sosyal demokrat
belediyecilik ya da sosyal demokrat iktidar, gelip halkın yaşam
kalitesini yükseltmek için dürüstçe ve saydam bir şekilde mücadele
etmek demektir. Eğer bir insan zenginleşmek istiyorsa siyasete
girmesin; gitsin işyeri kursun, ticaret yapsın, bunlar meşru şeyler.
Ama sosyal demokrat belediyecilikte görev alan insanlar, o görevin
kendilerine sunduğu maaşla yetinmek zorunda olan insanlardır." dedi.
-"RANTLARDAN BİR BÖLÜMÜ KARAR ALANLARIN CEBİNE GİRİYOR"-
CHP'nin İstanbul'a yeni bir yerel modeli önerdiğini, bunun için bir
yasa çıkarılmasının öngörüldüğünü, il sınırlarının ötesinde bölge
planlaması düşünüldüğünü belirten Karakaş, "İstanbul'da ticaret,
kültür, konut, turizm alanlarını belirlenmesi için nazım planın
yapılması gerekiyor. Böylece kentin çarpık büyümesi ortadan
kalkacaktır. Ayrıca; parsel bazında kişiye özel imar değişiklikleri
yapımına son verilecek ve İstanbul'daki arazi ve
arsaların değer artışı, yani ortaya çıkan rant, bir şekilde kurulacak
fonlar üzerinden kente hizmet olarak geri dönecek. İstanbul'daki
arsalar, araziler sürekli
değer kazanıyor. İstanbul büyüyor, işte küresel bir ilgi de var; ama
bu birilerinin cebine gidiyor. Bu rantlar yalnız arsa sahipleri ve
yapıları yapanlar değil, bu kararları alanların da cebine giriyor.
Yani paylaşılıyor. CHP programı buna son vermeyi öngörüyor." diye konuştu.
-"ESKİ YAPILAR SATILMAYACAK"-
Ranta, şehrin yağmalanmasına, şehrin kayırmacı bir anlayışla
yönetilmesine tamamen son vereceklerini, CHP programında belirtildiği
gibi kentin sembolü olan okullar, gar binaları, hastaneler, diğer
tarihi binaların hiçbir şekilde satmayacaklarını kaydeden Ercan
Karakaş, "Onlar şehrin sembolü olarak, yenilenerek kullanılacak.
Mesela İETT garajı park, boşaltılan eski fabrikaların bir kısmı kültür-sanat
merkezi olarak değerlendirilecek" dedi.
Ercan Karakaş, İstanbul için vaadlerinden bir bölümünü de şöyle sıraladı:
-İstanbul'da bugün kent için ulaşım çoğunlukla lastik tekerlekli
araçlarla sağlanıyor. Metro, raylı sistem henüz yüzde 5 oranında. İstanbul'un her tarafı
deniz, ama deniz ulaşımı yüzde 2,5 dolayında. Biz İstanbul'daki bu
tabloyu tersine çevireceğiz.
-Bugünkü belediyenin ya da TOKİ'nin yaptığı gibi lüks inşaatlar değil,
gerçekten dar gelirli halka yönelik sosyal nitelikli konutlar
yapılması da programımızda yer alıyor. Böylece konut spekülasyonu,
konut kiralarının yükselmesi engellenecek.
-Türkiye'de de zaman içinde, tarım daralacak ve oradaki fazla iş gücü
büyük şehirlere gelmeye devam edecek. Anadolu'nun çeşitli yerlerinde yatırım
olanaklarını arttırarak, göç baskısını azaltmak mümkün. Bu genel
politika ile ilgili bir şey. Biz diyoruz ki, göçle gelenlere planlı
bir şekilde üretilen arsalar üzerine kurulan konutlar hazırlamak
gerekir. O arsa ve konutların altyapısının tam olması gerekir. Gelen
insanlara, mesleki beceri kazandırmak, sosyal-kültürel uyum
sağlamaları için yardımcı olmak gerekir.
-İstanbul'un ihmal edilmiş yatırımları var. Örneğin metro, ancak 7
kilometresi işletmeye alınmış durumda ki, o da bizim zamanımızda
başlamıştı. Parasızlıkmış, ama bir yandan birilerine habire para
dağıtılıyor, yağma ediliyor. Tabii, biz ayrıca yönetime gelirsek,
İstanbul'un vergilerden aldığı yüzde 5 payın ve gerek bu boğaz
köprülerinden alınan yüzde 10 payın arttırılması için ve yeni
kaynaklar da yaratılması için çalışacağız."
İstanbul'un insanların kendilerini özgürce ifade ettikleri bir mekan haline dönüştürülmesi gerektiğini kaydeden Ercan Karakaş, "Yoksul insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için saydam ve etkin bir dayanışma sistemi kurmak istiyoruz. Sosyal demokrasinin temel
değerlerinden biri
dayanışmadır. Dayanışma, insanların birbiriyle dayanışması,
birbirlerine ait olduklarını hissetmeleridir. Dayanışmanın sosyal
demokrasi açısından ifadesi ise sosyal devlettir. Sosyal devletin
kentteki uzantısı da sosyal belediyeciliktir. Biz bunları yaşama
geçireceğiz" dedi.
İstanbul bütçesinin şirketleri ve yan kuruluşlarıyla birlikte 15
milyar TL olduğunu anlatan Karakaş, "Bu bütçeyi iyi kullanmak, ona
buna peşkeş çekmemek önemli" dedi. Karakaş şöyle devam etti:
"Devlet İhale Kurumu var, İSKİ'nin 2006 yılında yapmış olduğu 25 ihaleyi incelemişler, 18'i mevzuat dışı
yapılmış, birilerini zengin etmek için, birilerine rant sağlamak için
yapılmış ihaleler. Bunları eğer açık, saydam şekilde yapar ve kimseyi
kayırmazsanız müthiş bir tasarruf elde edersiniz. Aynı şekilde
arazilere, arsalara rant sağlamak için yapılan imar değişikliklerinde
de ortaya çıkan değer artışını düşünün. Bütün bunları eğer yaparsanız,
belediye olarak asıl işinizin halkın ihtiyaçlarını karşılamak, halka
hizmet etmek olduğunu görür, onu bunu zenginleştirme, kayırma zihniyetinden vazgeçerseniz, bütçe olarak da rahatlarsınız." CHP dışındaki soldan, farklı kültür, kimlik ve inanç gruplarından,farklı siyasi eğilimlerden de oy alacağını düşündüğünü, İstanbul'da bu yarışın CHP ile AKP arasında geçeceğini anlatan Karakaş, "Belediyelerde
yolsuzluk tamamen bitirilebilir mi?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Avrupa'da sosyal demokrat belediyelerin 10 yılık yönetimlerinde
böyle bir olaya tanık olmadım. Bir tek olay oldu, orada da parti hemen
gereğini yaptı.
Sosyal demokrat belediyecilik ya da sosyal demokrat iktidar, gelip
halkın yaşam kalitesini yükseltmek için dürüstçe ve saydam bir şekilde
mücadele etmek demektir. Eğer bir insan zenginleşmek istiyorsa
siyasete girmesin; gitsin işyeri kursun, ticaret yapsın, bunlar meşru
şeyler. Ama sosyal demokrat belediyecilikte görev alan insanlar, o
görevin kendilerine sunduğu maaşla yetinmek zorunda olan insanlardır.
Türkiye'de gerçekten de siyasete itibar kazandırmak istiyorsak,
siyaseti kamuoyu gözünde tekrar güvenilir hale getirmek istiyorsak,
siyasetin ticarete, zenginleşmeye araç olarak kullanılmasını
engellememiz gerekiyor." (ANKA)
(HF/BÜN)














