Destici: Bu ülkede savaş yok, terör var

Destici: Bu ülkede savaş yok, terör var
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Ana muhalefet partisi, toplumsal barış konferansı düzenledi.

BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Ana muhalefet partisi, toplumsal barış konferansı düzenledi. Savaş mı var bu ülkede, barış konferansı düzenleniyor? Kimle kimin arasında savaş var? Türklerle Kürtler ne zaman savaştı da bugün savaşsınlar? Biz kardeşiz. Bir terör örgütü var ve bu terör örgütüyle de Türkiye Cumhuriyeti devleti pazarlık masasına oturup barış sağlayamaz. Buradan barış çıkmaz" dedi.

BBP lideri Mustafa Destici, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında konuştu. Destici, "Bundan 3 yıl önce 6 Şubat 2023'te ülkemiz büyük bir deprem afeti yaşadı. On binlerce insanımız hayatını kaybetti. Bir kez daha cümlesini rahmetle ve özlemle yad ediyoruz. Mekanları cennet olsun, makamları ali olsun. Depremden sağ kurtarılmalarına ya da çıkmalarına rağmen maalesef on binlerce kardeşimiz insanımız bundan sonraki hayatına engelli bireyler olarak devam etmek zorunda kaldı. Onlara da tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Cenabı Hak yar ve yardımcıları olsun. Depremde yakınlarını kaybeden bütün vatandaşlarımıza da ve milletimize de baş sağlığı ve sabır niyaz ediyorum. Cenabı-Hak bir daha ülkemize, milletimize böyle acılar yaşatmasın inşallah. Diğer taraftan depremin bir ülke gerçeğimiz olduğunu da aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. ve depreme karşı deprem öncesi tedbirleri şu anda ziyadesiyle almamız ülke ve millet olarak depreme hazırlıklı hale gelmeliyiz. Ama maalesef üzülerek şunu ifade etmek istiyorum. Evet yapılan çalışmalar var. Ama hala yetersiz olduğunu görmekten de büyük bir üzüntü duyuyorum. Hala milletimizin deprem konusunda yeteri kadar bilinçlendirilmediğini müşahede ediyoruz. Olası bir depremle karşılaşan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun şu anda hala ne yapacaklarını bilmediğini biz biliyoruz. Büyük çoğunluğumuz bilmiyor. Maalesef bu eğitim konusunda büyük yetersizlik olduğunu buradan söylemek zorundayım. Bu sebeple depreme hazırlık konusunda vatandaşlarımız daha yoğun, daha etkili bir biçimde bilgilendirilmelidir. Bunun eğitimi yapılmalıdır. Okullarda ders olarak öğretilmelidir ya da bir dersin içerisinde bir bölüm olarak mutlaka bu eğitim verilmelidir" diye konuştu.

Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim en başarılı olduğumuz olan deprem sonrasıyla alakalı. Deprem sonrası evet devletimiz ilgili bakanlıklarımız kurum ve kuruluşlarımız olağanüstü bir gayret ve çaba gösterdiler. 3 yıllık kısa bir süre denilebilecek bir zamanda neredeyse depremin tüm acıları sarıldı. Evleri yıkılanların neredeyse tamamına kalıcı konutları teslim edildi. Her türlü yardım, destek verildi. Bu olağanüstü bir başarı. Bu başarıdan dolayı da elbette ki devletimizi, hükümetimizi, ilgili kuruluşlarımızı başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Çevre Şehircilik Bakanımız Sayın Murat Kurum Bey'i ve diğer ilgililerimizi de tebrik ediyoruz. Depremzedelerimiz adına, devletimiz adına, ülkemiz adına, milletimiz adına da şükranlarımızı sunuyoruz. Ama dediğim gibi depremi üç bölüme ayırırsak deprem öncesi hazırlıkta hala istenilen seviyede değiliz. Deprem anında yapılacaklarla ilgili istenilen seviyede değiliz. Ama depremden sonrasıyla ilgili muhteşemiz. Onun için biz işte o depremden sonraki başarımızı deprem anına ve deprem öncesine de taşıyabilmeliyiz. Yapılması gereken budur."

Destici, ABD Adalet Bakanlığı'nın Jeffrey Epstein hakkında yürüttüğü federal soruşturmaya ilişkin, "Cevaplanması gereken ilk soru davaya konu olan ve istismar eden çocukların nerelerden getirildiği? Nerelere getirildiler? Akıbetleri ne oldu? Ne kadarı hayatta kaldı? ve bu korkunç suçların mağdur ve mazlum şahitleri şimdi neredeler? Onlarca yıla yayılan bir süreçten bahsediyoruz. Çok sayıda iddia var. ve tümünün aydınlatılması gerekiyor. Basına yansıyan iddialarda Türkiye'den de ABD'ye çocukların götürüldüğü iddiası var. Bu konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Türkiye'den çocukların Epstein adasına götürüldüğü iddialarına ilişkin soruşturma başlattı. Elbette ki bu soruşturmayı bizde önemli buluyor ve sonucunu takip ettiğimizi de buradan ifade etmeyi istiyorum. Bunlarla ilgili uluslararası ceza mahkemeleri ve kendi ülke iç hukukları bir süreç başlatacak mı göreceğiz? Bunlar bir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlarsa o zaman diğer dünya devletlerinin ve diğer dünya devletleri liderlerinin onlara karşı bir tavır koyması gerekiyor. Hepsinin ilişkisini kesmesi gerekiyor. Açıkça tüm dünya ülkelerinin Amerika başta olmadıkları bu kirli çarkın içinde olan ülkelere karşı bir 'nota vermesi' gerekiyor. Bunları bekliyoruz. Eğer bunlar olmayacaksa o zaman vay dünyanın haline" dedi.

Destici, sözlerini şöyle tamamladı:

"Başta güvenlik korucularımız olmak üzere 40 yıldır PKK'ya karşı mücadele eden ve devletin yanında durmuş vatandaşlarımız asla ihmal edilmemeli, göz ardı edilmemelidir. Onlar asla şu duyguya kapılmamalıdır. 'Biz 40 yıldır devletin yanında durduk ama bugün devlet 40 yıldır devlete kurşun sıkanlarla daha samimi, onlar daha etkin pozisyona daha kıymetli pozisyona geldi' dedirttirilmemelidir. Çünkü yarın tekrar hainler hainlik yapmaya başladığında o zaman işte bugün ya da kırk yıldır devletin yanında olan ay yıldızlı al bayrak dalgalansın diye şehit veren aileleri de yanımızda bulamayız. Vatandaşları da devlet yanında bulamaz. Bakın hain hainliğinden vazgeçmez diyoruz. Bunlar da bunu gösteriyorlar. Aslında görmek isteyene gösteriyorlar. Önce bayrağımıza saldırdılar. PKK ve uzantıları ona sahip çıktı. Hala birkaç gün önce DEM Parti'nin Grup Başkan Vekili sahip çıkıyor bayrağa saldırana. Yetmedi Diyarbakır Sur Belediyesi logosunu değiştiriyor; sözde ne için? Logosundan Türk Bayrağı'nı ve Türkiye Cumhuriyeti ibaresini çıkartmak için. Burada bayrağımız üzerinden hedef alınan Türk milletidir, Türkiye Cumhuriyeti devletidir. ve al yıldızlı al bayrağın temsil ettiği değerlerdir. Türk bayrağına kanlarıyla rengini veren şehitlerimizdir, gazilerimizdir, istiklalimizdir, istikbalimizdir. Bayrağa saldırı, mensubu olduğumuz Türk milletine milletimizin manevi çatısı olan Türkiye Cumhuriyeti'ne ve yaşadığımız şehitlerimizin kanlarıyla sahip olduğumuz koruduğumuz Türk vatanına düşmanlığın ifadesinden başka bir şey değil. Onun için bunlarla bizim bir geleceğimiz olamaz. Ana muhalefet partisi, toplumsal barış konferansı düzenledi. Savaş mı var bu ülkede, barış konferansı düzenleniyor? Kimle kimin arasında savaş var? Türklerle Kürtler ne zaman savaştı da bugün savaşsınlar? Biz kardeşiz. Bir terör örgütü var. ve bu terör örgütüyle de Türkiye Cumhuriyeti devleti pazarlık masasına oturup barış sağlayamaz. Buradan barış çıkmaz. Terör örgütüne destek sağlamak için kurdukları siyasi parti görünümlü yapılanmalar dahil tüm organizasyonlar kapatılmalı ve varlıklarına el konulmalıdır. Bayrağa saldırana sahip çıkan DEM Parti grup başkan vekilleri ve diğerleri dokunulmazlıkları kaldırılarak cezalandırılmalıdır. On binlerce evladımızın hayatını kaybetmesinin, yüz binlerce ailenin hayatlarının mahvolmasının, milletimizin topyekün yaşadığı acıların, müsebbiplerinin hak ettikleri hukukun işletilmesinden başka bir şey değildir. Ama onlar ne yaparlarsa yapsınlar. Dünya var olduğu sürece bu necip ve asil Müslüman Türk milleti var olacaktır. Dünya üzerinde tek bir Türk evladı yaşadığı sürece de ay yıldızlı al bayrağımız dalgalanmaya devam edecektir."

Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Politika