'PKK ve Ortadoğu'nun Yeni Lideri Barzani'

'PKK ve Ortadoğu'nun Yeni Lideri Barzani'

İhaneti Gördüm İsimli Kitabın Yazarı Emekli Albay Erdal Sarızeybek, ABD'nin İstihbarat Paylaşımı ve PKK ile Mücadele Kararlılığının Bir İhanet Senaryosu Olduğunu İleri Sürdü.



'PKK ve Ortadoğu'nun Yeni Lideri Barzani'

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da on yıl terörle mücadelede bulunan emekli Albay Erdal Sarızeybek, zorlu geçen yılların anılarını üç kitapta dile getirdi ve Şemdinli'de Sınırı Aşmak, Hesaplaşma, Ya Gazi Paşa Duyarsa ve İhaneti Gördüm isimli kitapları nda bu zorlu on yılda yaşadıklarını anlattı
Özellikle İhaneti gördüm isimli kitabıyla uzun süre kamoyunun gündeminde kalan sarızeybek ABD İle yaşanan terörle işbirliği konusunda yaptığı açıklama ile yeniden gündeme geleceğe benziyor

ABD'nin yeni bir oyun peşinde olduğunu, Türk Silahlı Kuvvetlerinin inisiyatifinde yapılmayan ve 2002'de MGK'nda çizilmiş KIRMIZI ÇİZGİLERİ kapsamayan bir harekâtın PKK'yı yok etmeyeceğini, üstelik bundan Barzani'nin karlı çıkacağını ileri süren Sarızeybek’in konuyla ilgili açıklamasını aynen yayınlıyoruz:

“Yıl 1991, Birinci Körfez Savaşı sonrasında ne oldu, hatırlayınız. Amerika'nın yarattığı trajedi uluslar arası gündeme Kürt sorunu olarak düştü. Ardından Barzani özerkliğini ilan etti ve Çekiç Güç sayesinde PKK güçlendi.

Yıl 2003. Gene Irak'ta savaş, gene güçlü bir PKK ve bu sefer Federe bir Kürt devleti ve Barzani.

Bu ihanet oyununu Sayın Genel Kurmay Başkanımız bozdu. 12 Nisan'da yapmış olduğu açıklamayla ''ülkenin milletiyle bölünmez bütünlüğü çok ağır ve yakın bir tehdit altındadır'', diyerek kuzey Irak'ı hedef gösterdi. Sınır ötesi harekât senaryoları da o tarihten beri gündemden düşmedi ve biz 6 Kasım'a geldik. Türkiye'nin Irak'a girmesini engelleyemeyeceğini düşünen ABD yeni bir planı devreye soktu. Buna göre harekât yapılacaktı ama ABD'nin izniyle ve ABD'nin istihbaratıyla.

Türkiye PKK'yı vurursa, bunun bir mahzuru yoktu hem de bu, bir taşla dört beş kuş demekti BAD için:

Bir: Türkiye öteden beri PKK'yı Irak'ta yok etmek istiyordu, kamuoyu buna hazırdı, Irak hava sahası Türklere açılırsa, hem Türkiye'nin gönlü yapılmış olur, hem PKK biraz hırpalanıp gözdağı verilir, hem de Barzani ile Türkiye arasındaki ilişkiler yumuşar ve gelişirdi.

İki: Türkiye'deki Amerikan karşıtlığı önlenir, üstelik ABD'nin teröre karşı olduğu vurgusu yapılır hem de öteden beri desteklediği Tayyip Hükümeti bir siyasi başarı olarak buna kamuoyuna anlatır ve muhalefete karşı avantaj sağlardı.

Üç: BOP projesinde görevli Başbakan bu siyasi avantajı hemen değerlendirir ve gelecekte ülkemizin doğusunda kurulmasımayı planladıkları özerk yapının temelini atacak olan yeni anayasa değişikliklerinin meclisten geçirilmesini kolayca sağlardı.

Dört: PKK'ya karşı Barzani'nin bölgede otoritesi sağlanırdı Büyük Kürdistan'ın müstakbel lideri olarak.

Beş: 2008 seçimlerine Oğul Bush, az da olsa istikrar sağlanmış bir Irak, kuzeyde tam otorite ve güneye örnek teşkil edecek güçlü bir Barzani, gönlü yapılmış bir Türkiye ile girecek, elbette ki avantaj sağlayacaktı.

Peki, PKK ne olacaktı?

İşte onu bizatihi PKK'nın kendisi bilirdi. Onlara tercih yapma şansı verilirdi bu güne kadar yapmış oldukları hizmetlerine karşılık, hem de iki seçenek:

Birinci seçenek: PKK'nın gerek lider kadrosunda gerekse dağ kadrosunda İranlı, Suriyeli ve Iraklı Kürtler de vardı, bunlar ülkelerindeki PKK oluşumlarına katılır, varlık ve eylemlerini orada sürdürebilirlerdi PJAK gibi. Bunu istemeyenler ise Barzani'ye katılabilirdi, ne de olsa onun kucağı her zaman hainlere açıktı. Zaten Barzani 1992'den beri PKK'dan kaçanları korumakta ve onları Özel Kuvvetler çatısı altında toplamaktaydı. Bu durumda ABD'nin desteği hem PKK'ya hem de Barzani'ye devam ederdi. Çünkü gelecekte İran ve Suriye'nin parçalanması söz konusu olduğunda bu PKK'lılara ve Barzani'ye ihtiyaç olacaktı.

PKK'nın yönetici kadrosuna gelince, bir kısmı İran ve Suriye'deki yeni oluşumun başına gider yerinde yönetirdi, isteyen Barzani'de kalırdı. Türkiye'ye gideceklere af çıkarmak ve siyasi haklar vermek için elden gelen yapılırdı. İsteyen tanık koruma programına alınır, yüzü değiştirilir ve yeni bir yaşama başlayabilirdi. Türkiye'deki ailesini özleyenlere de kapı açıktı, hepsi silah bırakıp ailelerinin yanına dönebilirdi, onlar için af garanti idi.

İkincisi seçenek ise; birinci seçeneğin aynısıydı, kabul etmeyenlerin cezası ölümdü.

Bu senaryo hayata geçerse ne olur?

PKK eylemleri büyük ölçüde durur yerini toplumsal olaylar alır. Arada sırada ipini koparmış birileri de ortaya çıkıp birkaç bomba atabilir elbet, dikkatli olmak gerekir.

PKK'nın siyasallaşma değil, Genel Kurmay Başkanımızın belirttikleri gibi legalleşme çabaları hayata geçirilir.

PKK, İran ve Suriye'de faaliyetlerini sürdürür, Irak'taki faaliyetlerin tek adresi ise Barzani olur; Büyük Kürdistan ve PKK lideri Barzani!

PKK'dan ülkesine, ailesine dönmek isteyenlere af ilan edilir, kaldı ki, TCK. Md. 221 bunu sağlamak için yeterlidir, yeni kanuna ihtiyaç yoktur.

Avrupa'daki PKK'nın siyasi cephe teşkilatları faaliyetlerini sürdürür adına da demokrasi ve insan hakları denilir.

Bir kısım işe yaramaz PKK'lı Barzani tarafından Türkiye'ye teslim edilir. Bunun iki sonucu olur; bir; Barzani halkımıza sempatik gösterilip Türkiye'nin destek vermesi yani Kürt devletini tanıması için uygun ortam hazırlanır, iki; hükümet, teröristleri dağdan indirdim, deyip siyasi rant sağlar.

Artık ülkemizin doğusunda özerk bir yapı kurabilmek bir için yasal zemin hazırlama çalışmalarını isteyenler rahat rahat sürdürebilir.Türk ulusunun da birlik bütünlük ve bekası lafta kalır.

Bize söylenen; demokrasi, insan hakları, barış ve kardeşlik, akan kanlar dursun, masalıdır ama uygulamaya konmak istenen İHANET senaryosu işte budur!

Bu senaryo, yedi bin yıllık Türk devletini parçalama senaryosudur. Ama bu senaryo burada bitmez, sırada Ermeni var, Rum var, Yunan var, Yahudi var, Süryani var, Papaz var, Hahambaşı var, Patrik var, bu bitmez ta ki Türk devleti tarihten yok oluncaya kadar sürer bu senaryo!

Böyle gidersek fazla bir seçeneğimiz yok, iki seçenek apaçık ortada, karşımızda.

Birinci seçenek; şimdi değil on yıl sonra, elli yıl sonra, yüz yıl sonra Türk devleti ve milletinin tarih sahnesinden yok olması için bugün atılan temellere bir kürek harç atmaktır.

İkinci seçenek; biz Gazi Paşa'nın torunlarıyız, biz Çanakkale'nin, biz Anafartaların, biz Yıldırımların Fatihlerin torunlarıyız deyip bu ihanet senaryosunu darmadağın etmektir, öylesine vurmaktır ki bir daha hiç kimse böyle bir ihanete kalkışmasın!

Kim yapacak bunu?
Bağımsız ve hür Türk yurdunu ve Türkiye Cumhuriyetini kuranlar! Bu yurdu ve cumhuriyeti korumaya yemin edenler!*

Erdal Sarızeybek