Geçmişimizi Evlerimize Yansıtmalıyız

Geçmişimizi Evlerimize Yansıtmalıyız
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

AkzoNobel Marshall, bu etkinlik sayesinde o sokaklarda yaşayan insanların hayatlarına da renk getiriyor.

'Renklerdir Hayatı' projesiyle grileşmiş sokakları baştan aşağı boyayan AkzoNobel Marshall, bu etkinlik sayesinde o sokaklarda yaşayan insanların hayatlarına da renk getiriyor.

Osmanlı Sanatı Uzmanı ve Marshall Renk Elçisi Serdar Gülgün, bu proje sayesinde değişik renkleri hayatımıza katarak hem pozitif bir etki yaratabileceğimizi, hem de kişisel kimliğimizi oluşturabileceğimizi vurgulamaya çalıştıklarını söylüyor. Gülgün'le 'Renklendir Hayatı' projesini ve renklerin dekorasyondaki önemini konuştuk.

'Renklendir Hayatı' projesinin amacı nedir?

Bu proje İngiltere, Fransa, Hindistan, Brezilya, Türkiye, İtalya, Hollanda ve Yunanistan'da da uygulanıyor. Bize göre boya, sadece duvara sürülen kimyasal bir malzeme değil...

Boyayı duvarlara sürdüğümüzde hayatımızı da renklendiriyoruz. Aslında bu bir anlamda bir renk festivali ve sosyal sorumluluk projesi... Yani biraz da gözden ırak, grileşmiş, renge ihtiyacı olan, unutulmuş yerlere renk getiriyoruz.

SOKAĞA NEŞE GÖTÜRÜYORUZ

Proje çerçevesinde nereler boyandı?

Kadıköy'deki Ayrılıkçeşmesi ve Yel Değirmeni sokakları, Manisa'nın Kula ilçesinde bir sokak ve Yıldız Sarayı... Bunların hepsinin ortak özelliği; burada yaşayan insanların hayatlarının bir süredir griliğin içinde geçiyor olması... Marshall oraya hem müzik, hem neşe götürüyor.

Boyama işlemine başlanmadan önce nasıl bir hazırlık yapıyorsunuz?

Önce boyayacağımız yere gidip oranın sakinleriyle birlikte binaların ne renklere boyanacağına karar veriyoruz. Boyama günü hepimiz elimize fırçaları, boyaları alıyoruz. Bunun içinde ben de oluyorum, Marshall'ın CEO'su da oluyor, mahallenin sakinleri de... Herkes bir ucundan tutarak boya hareketini başlatmış oluyor.

Bu proje ne kadar devam edecek?

Uzun süre devam etmesini istiyoruz ve edecek de! Ama aslında biz bu projenin sahibinin insanlar olmasını istiyoruz. Bütün dünyada herkes evini kendisi boyuyor, sık sık renk değiştiriyor, çünkü renk değiştirmekten korkmuyor.

Biz bu projemizde; korkulan, kullanılmaktan çekinilen renkleri tercih ediyoruz, yani bir nevi insanları cesaretlendiriyoruz. Rengi içine alarak, hayatımızı daha pozitif bir hale getirebileceğimizi anlatmak istiyoruz.

PADİŞAHLAR MOR GİYERDİ

Türkiye'de dekorasyonda kırmızı, mor gibi renklerden korkuluyor gibi...

Ne yazık ki öyle! Halbuki çok renkli bir geçmişten geliyoruz. Mesela Topkapı Sarayı'na gittiğinizde görüyorsunuz; koskoca padişahlar kırmızılar, bordolar, morlar giymişler. Bu renkleri hem giyimlerinde, hem de mekanlarında kullanmışlar. Ne olduysa biz bir şekilde renkten uzaklaşmışız, çok da kötü yapmışız!

Mekanlarda kullanılan renkler insanların kişiliklerini ve ruh hallerini de yansıtıyor, öyle değil mi?

Tabii ki... Mesela diyelim ki ben büromu boyayacağım, daha ağırbaşlı durmak istiyorum; o zaman duvarımı kahverengiye boyamam lazım. Siz daha romantik, daha dişi bir sizi ifade etmek istiyorsunuzdur; yatak odanızı pembeye boyarsınız. Yaşlı bir teyze genç ruhludur, duvarını mora boyar...

#Sayfa#

İLHAM KAYNAĞI TARİHİ ÇARŞILAR

Marshall geçen yıl, Osmanlı Renkleri İç Cephe Koleksiyonu'nu yaratmıştı. Bu yıl da dış cepheler için bir koleksiyon hazırladınız, değil mi?

İç cephe koleksiyonu için, Osmanlı'nın tatlı tarafından başlayıp dört yiyecekten yola çıktım. Lokum, akide, şerbet ve kahve renklerini aldım. Bunlar kendi aralarında farklı tonlara bölündü. Hepsi çeşitli ruh hallerini ifade etti. Çok sevilince bunu evlerin dış cephelerine de taşımak istedim.

REYHAN VE KINA RENKLERİ

Bu kez nelerden ilham aldınız?

Bu kez de ilham almak için çarşılara gittik. Biri Kapalıçarşı, öbürü Mısır Çarşısı renkleri oldu. Mesela asırlardır Kapalıçarşı'da birikmiş renkler var. Sadece renk de değil; burada asırlardır birikmiş renkli insanlar, renkli bilgiler, rengarenk müzikler, kokular da var... .

Kapalıçarşı koleksiyonumuzda sekiz tane rengimiz var; beşibiryerde, çuha fes, çeşmibülbül, nazar boncuğu, gelin teli, kalaylı bakır, güllü yazma ve kandil alevi... İkinci grubumuz da Mısır Çarşısı renkleri. Bu bölüm için de baharat kokularından yola çıktık. Zerdeçal, mahlep, salep, reyhan, adaçayı, kına gibi sekiz tane rengimiz var.

BİR YERİ KUVVETLİ BİR RENGE BOYAYIN

Duvarlarını boyamak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

Bir kere artık dünyada moda diye bir şey yok, moda olmak çok demode! Biz kişisel mekanlar yapmaktan, yaratmaktan yanayız. Herkes şu renk yaptıysa, biz onu yapmayalım, kendimize has bir renk seçelim diyoruz. Bolca renk kullanılsın. En azından kuvvetli bir renge bütün bir odayı boyamaya cesaretiniz yoksa bir duvarını boyayın.

Mesela yatak odasında, yatağımızın yaslı olduğu duvar bambaşka bir renge boyanabilir. Bizde bir âdet var; bu oda kirlendi, şu oda da kirlensin... Yani boya yapmak için bütün evin kirlenmesini bekliyoruz. Boya işi bence çok eğlenceli bir şey, bu oda kirliyse öbür odanın kirlenmesini beklemeyin.

Her odaya kuvvetli renk olur mu?

Önce, ev nereye bakıyor; yeşile mi bakıyor, maviye mi bakıyor, griye mi bakıyor; ona dikkat etmek lazım. İçerinin, birazcık dışarının rengini alması gerektiğini düşünüyorum.

BUNLAR HEPİMİZİN HAMURUNDA VAR

Osmanlı sanatının günümüz dekorasyonuna uyarlanması gerekiyor mu sizce?

Tabii. Bu sanatın yaşayabilmesi için elimizden geleni yapmamız ve Osmanlı sanatını bugüne adapte etmemiz gerekiyor. Bizim istediğimiz; geçmişle bugün arasında bir köprü olmak. Geçmiştekini bire bir almayı değil de, oradaki renklerden ilham alıp bugüne taşımayı amaçlıyoruz.

Osmanlı renklerine talep nasıl? En çok hangi renkler tercih ediliyor?

Bunlar, hepimizin hamurunda olan renkler, fakat biz unutmuşuz. Ama bu bizim toplumsal hafızamızın içinde duruyor ve bunları kullanınca kendimizi iyi hissediyoruz. Dolayısıyla çok sevildi, çok tutuldu. Kakuleli kahve ve mürdüm şerbeti çok cesaret isteyen renkler olmasına rağmen çok tercih ediliyor.

Kaynak: Sabah.com.tr