Ankara: Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği'nden 'İnsan Hakları ve Demokrasi' Sempozyumu

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Türk Cumhuriyetleri'ne Uyarıda Bulunarak, "10 Yıl İçinde Ülkenizde İşleyen Egemenlik Düzenini Gerçek Anlamda Bir Demokratik Düzene Dönüştüremez, İnsan Hakları Anlamında Her Şeyi Oturtamazsanız Bir İşgale Muhatap Kalmanız Kaçınılmaz Olacaktır" Dedi. Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü Dolayısıyla 'Küreselleşme Bağlamı...

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Türk Cumhuriyetleri'ne uyarıda bulunarak, "10 yıl içinde ülkenizde işleyen egemenlik düzenini gerçek anlamda bir demokratik düzene dönüştüremez, insan hakları anlamında her şeyi oturtamazsanız bir işgale muhatap kalmanız kaçınılmaz olacaktır" dedi. Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla 'Küreselleşme Bağlamında İnsan Hakları ve Demokrasi' konulu bir sempozyum düzenledi. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nde düzenlenen sempozyumun açılışına Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı, Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Sempozyuma katılanlar arasında Jandarma Genel Komutanlığı'na mensup çok sayıda askerin de bulunduğu gözlendi. Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Abdullah Buksur'un açış konuşmasıyla başlayan sempozyuma Onur Konuğu olarak çağrılan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, konuşmasında batı dünyasının sömürgecilik anlayışına dikkat çekti. "Batı'nın işi gücü yok etmektir. Gittiği ülkelerin önce dilini yok etmiştir" diye konuşan Sinanoğlu, dünyanın vahim durumda olduğunu söyledi. Türk milletinin kendine güveninin yeniden yaratılması gerektiğini vurgulayan Sinanoğlu, Türkiye'deki en önemliği sorunun ekonomik sıkıntılar veya AB konusu olmadığını belirtti. Sinanoğlu, birinci hastalığın Türk insanına 60-70 yılda tepeden tırnağa aşağılık duygusunun aşılanması olduğunu vurguladı. Küreselcilik diye bir şey olmadığını, küresel kraliyetçilik olduğunu dile getiren Sinanoğlu, kardeşlik ve barışın ancak eşitler arasında olabileceğini kaydetti. Türk devletlerinin dünyanın her yerinde zulme uğradığına işaret eden Sinanoğlu, batıyı insan haklarını dünyanın her yerinde ihlal etmekle suçladı. Papa'nın Türkiye ziyaretini de eleştiren Sinanoğlu, "Papa Bizans'ı ilan etmeye geldi. Bizim dindarlar da gitti elini öptü. Millet bunları dindar diye seçti ama hangi din diye sormadı" şeklinde konuştu.

Sempozyumun açılışında konuşan Anavatan Partisi Genel Başkanı Mumcu, insanı varlık aleminin en şerefli yaratığı olarak kabul etmek ve onu bütün düşüncelerin merkezine koymanın, Türk milletinin ecdadının yüzyıllardır yaptığı bir şey olduğunu söyledi. Bunu bir hukuk belgesine dönüştürenin ise batı dünyası olduğuna dikkat çeken Mumcu şöyle konuştu: "Hukuku kuran imparatorluğu kurar. Bugün küresel bir imparatorluk olgusuyla karşı karşıyayız. Bugün Irak'ta yaşayan insanların tamamı büyük acılar çekiyor. Bir ülkede insanca yaşam imkanı topyekün ortadan kalkmıştır. Ama sormak lazım, Saddam varken orda insan hakları işliyor muydu? Hayır. Öyleyse kendi evrenimizde başka bir emperyal gücün müdahalesine fırsat vermeyecek kadar barış içinde, dört başı mamur olmamız gerekiyor. Bu coğrafya bir işgalin muhatabı olmak istemiyorsa insan haklarını kendi içinde işletmeli, insan haklarına son vermelidir." Mumcu, yeryüzünün bir enerji bunalımına gittiğine işaret ederek bunun sonucunda paylaşım kıtlığına dayalı bir gerginliğin yaşanmasının kaçınılmaz olacağını dile getirdi. Mumcu, Türk Cumhuriyet'lerine bir uyarıda bulunmak istediğini belirterek, sözlerine kulak verilmesini istedi. Mumcu, "Eğer 10 yıl içine ülkenizde işleyen egemenlik düzenini gerçek anlamda bir demokratik düzene dönüştürmezseniz, milli hedefleri olan bir burjuva sınıfının ayağa kalkmasını mümkün kılacak bir piyasa iktisadı uygulamazsanız, insan hakları anlamında her şeyi kurmazsanız, bir işgale muhatap kalmanız kaçınılmaz olacaktır. İnsan hakları kavramı uluslararası rekabette bir savaş aleti haline dönüşüyor" diye konuştu.

Mumcu, insan hakları anlayışının kaynağının Türk milletinin kültürü olduğunu ancak bunu sistemleştirenin batı olduğunu ifade etti. Bunu sistemleştirenlere saygı duyulması gerektiğini kaydeden Mumcu, daha ileride durmak için Türk milletinin kendi kültürünün sunduğu en geniş rıza mekanizmasının kurulması gerektiğini söyledi. Açılışta konuşan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, insan haklarını evrensel bir değer olarak gördüğünü ve bunun öncelikle Türk dünyasının sorunu olduğunu ifade etti. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin içeriğini tartışmaktan çok bunu hazırlayanların insan hakları ihlallerini konuşmaları gerektiğini kaydeden Şandır, Türkiye'yi yöneten siyasetçilerin de öncelikli sorumluluğunun bu olması gerektiğini dile getirdi. Şandır, "Tarihin hiçbir döneminde bu denli yaşanmayan öyle vahşetler görüyoruz ki, bu değerleri hukuklaştıranların öyle vahşetlerini görüyoruz ki buna isyan etmemek asıl insan hakları ihlalidir" dedi.

Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı ise konuşmasında Türkmenlerin Irak'ta maruz kaldıkları zulmü anlattı. Irak Türklerinin, hiçbir insan hakları örgütünün ilgisine mazhar olamadıklarını ifade eden Muratlı, Birleşmiş Milletler'in (BM) Irak'taki işgale engel olamadığı gibi insan hakları ihlallerine de tavır alamadığını bildirdi. Irak Türkmenlerinin 85 yıldır en temel yaşam haklarından yoksun olduklarını anlatan Muratlı, Türkmenlerin önce Araplaştırılmaya, daha sonra Kürtleştirilmeye çalışıldıklarını söyledi. 2 yıldır Türkiye'nin burnunun dibindeki Telafer kentinde bir insanlık dramı yaşandığını anlatan Muratlı, "Hayat şartlarının dayanılmaz hale geldiği Telafer'in düşmesi an meselesidir" dedi. Şehirde bir can pazarı yaşandığını dile getiren Muratlı, amacın, Türkmenleri yıldırıp o yöreden göç ettirmek olduğunu ifade etti. Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız da insan hakları dendiğinde, dünyadaki her şeyin paylaşımından bahsedilmesi gerektiğini belirtti. Türk kültüründe insan haklarını tanımlayan ifadeler olduğunu hatırlatan Akyıldız, bunlardan birinin de bir dilim ekmeğini başkasıyla paylaşan bir fakirin, 'İnsanlık öldü mü' şeklindeki ifadesi olduğunu dile getirdi. Sonsuz özgürlük, sonsuz demokrasi diyenlerin özgürlükleri, demokrasiyi katledenler olduğunu belirten Akyıldız, "Bizim birilerinden bir şeyler öğrenmeye ihtiyacımız yok. Varolan değerlerimizi anlamak suretiyle birçok şeyi yapabileceğimize inanıyorum. Bunu yapabileceğimize kendimiz inanmazsak hiç kimseyi inandıramayız" şeklinde konuştu.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı