Prof. Dr. Afyoncu: Dünya 3. Dünya Savaşı'na adım attı

MSÜ Rektörü Prof. Dr. Afyoncu: -"Biz ve bizim babalarımız 2. Dünya Savaşı'nın getirdiği, çizilmiş dünyada yaşadık. Büyük çatışmalar olmadı 3. Dünya Savaşı çıkmadı. Ama Ukrayna savaşıyla birlikte dünya, 3. Dünya Savaşı'na adım attı" - "2010'lu yıllarda yeni bir dönem başladı. Bu da robotik savaşlar dönemi. Artık savaş robotlarla yapılıyor. İHA dediğimiz şey robot, İDA dediğimiz şey de bir robot. Orada farklı bir şey oldu. Bir devreyi atlayan Türkler, Baykar başta olmak üzere ve onunla birlikte savunma sanayinin diğer şirketleri... Makine savaşı döneminde geri kalınmasına rağmen robot savaşında öncü rolü üstlendiler"
Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, "Biz ve bizim babalarımız 2. Dünya Savaşı'nın getirdiği, çizilmiş dünyada yaşadık. Büyük çatışmalar olmadı 3. Dünya Savaşı çıkmadı. Ama Ukrayna savaşıyla birlikte dünya, 3. Dünya Savaşı'na adım attı." dedi.
Afyoncu, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ve ODTÜ TEKNOFEST Topluluğu işbirliğiyle düzenlenen "Milli Teknoloji Zirvesi" kapsamındaki "Savunma Sanayinin Tarihsel Derinliği ve Stratejik Vizyonu" isimli panele katıldı.
Moderatörlüğünü Anadolu Ajansı (AA) Akademi ve Yayın Koordinatörü Yahya Bostan'ın üstlendiği panelde konuşan Afyoncu, dünyada art arda gelen harp safhalarının olduğunu söyledi.
Afyoncu bunların, kılıç ve kalkanlı piyadelerin olduğu safha, at ve okun olduğu safha, makine savaşı safhası ve son olarak robot savaşı safhası olarak şekillendiğini ifade etti.
"Yeniden bir savaş konsepti yazılmaya başlandı"
Türkiye'nin makine savaşı safhasını kaçırmasına rağmen robot savaşı safhasının öncülerinden olduğuna dikkati çeken Afyoncu, "18. Yüzyıl da makine savaşı dönemiydi. Bu dönemde biz başarısız olduk. Bütün İslam dünyası başarısız oldu. Batı medeniyetinin dışındaki bütün dünya başarısız oldu. Bu bize ne getirdi? Bir imparatorluğu kaybettirdi." ifadelerini kullandı.
Afyoncu, makine savaşı döneminin 2010'lu yıllara kadar hükmünün devam ettiğini belirterek, şöyle devam etti:
"2010'lu yıllarda yeni bir dönem başladı. Bu da robotik savaşlar dönemi. Artık savaş robotlarla yapılıyor. İHA dediğimiz şey robot, İDA dediğimiz şey de bir robot. Orada farklı bir şey oldu. Bir devreyi atlayan Türkler, Baykar başta olmak üzere ve onunla birlikte savunma sanayinin diğer şirketleri... Makine savaşı döneminde geri kalınmasına rağmen robot savaşında öncü rolü üstlendiler. 2020'den itibaren Karabağ Savaşı'yla dünyada ilk defa konvansiyonel bir harp SİHA'larla kazanıldı. Türklerin Karabağ'da, Libya'da, terör bölgelerinde SİHA'ları etkin olarak kullanmasıyla birlikte yeniden bir savaş konsepti yazılmaya başlandı."
Robotik savaş dönemiyle birlikte üretilen silahları kullanacak nitelikli personelin de öneminin arttığına vurgu yapan Afyoncu, "Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri elektronik harpte, SİHA kullanımında, harekat kabiliyetinde dünyanın en tecrübeli bir kaç ordusundan biridir. Bununla bütünleştiğiniz zaman zaten başarılı oluyorsunuz." diye konuştu.
Afyoncu, şunları kaydetti:
"Biz ve bizim babalarımız 2. Dünya Savaşı'nın getirdiği, çizilmiş dünyada yaşadık. Büyük çatışmalar olmadı 3. Dünya Savaşı çıkmadı. Ama Ukrayna savaşıyla birlikte dünya, 3. Dünya Savaşı'na adım attı. 2. Dünya Savaşı ne zaman başladı? 1939 ama öyle değil... 1931'den sonra 2. Dünya Savaşı'nın adımları atıldı. Japonya gitti Mançurya'yı işgal etti, gitti Pekin'i işgal etti. Almanlar gitti Südet'i işgal etti, Avusturya'ya girdiler büyük savaş o zaman başladı. Şu anda da Ukrayna, Gazze ve İran'la maalesef bu savaş dönemine girildi. Bu savaş döneminden dünyanın sağ salim çıkma imkanı yok. Çünkü hiçbir devlet hiçbir millet bu kadar silahlanıyorsa... Yeşilçam'da derler ya, 'Duvarda bir silah varsa mutlaka patlar'. Bu kadar silahlanmanın sonucunda maalesef iyi şeyler olmayacak. En önemlisi de şu. Hiçbir değer ve kural kalmadı. Her savaşın bir değer ve kuralı vardı, bu dönem değersiz ve kuralsız bir savaş oluyor."
"Güçlü bir irade olmasa, savunma sanayi yine yolda kalırdı"
Türkiye'de savunma sanayinin kurumsal bir yapıya bürünmesinin geciktiğine dikkati çeken Afyoncu, Baykar'ın başarısına da değindi.
Afyoncu, savunma sanayinde "en iyiden" daha çok, "yerli ve milli" ürün üretiminin ön planda tutulması gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin, Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra "kısmi bir ders çıkardığını" ifade ederek, şunları anlattı:
"1974'te Kıbrıs'a çıktığımızda bize bir ambargo uygulandı. Ambargo üzerine biz ASELSAN başta olmak üzere vakıf şirketlerini kurduk. Fakat ondan sonra yine yurt dışından silah almaya devam ettik. Yani o dersi tam olarak çıkarmış olsak, bazı silahları almaya mecbur kalırdınız ama bu kadar bağımlı olmazdınız. Bu ne zamana kadar geldi? 2010'lu yıllara kadar geldi. 2010'lu yıllarda Suriye Savaşı planlarını yeni baştan geçirmeye mecbur etti Türkiye'yi. İki terörle mücadelede daha etkili yöntemler araştırılmaya başlandı. Bence en önemli şey şu; orada siyasi irade olmasa, yani savunma sanayiyi destekleyecek güçlü bir irade olmasa, savunma sanayi yine yolda kalırdı."
Afyoncu, Türkiye'nin sanayileşmeyi kaybetmesine rağmen 1980'li yıllardan sonra yeniden üretmeye başladığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Savunma sanayi özellikle son yıllarda bunun en parlak kesimi oldu. Bizim üniversitemizde 44 dost ve müttefik ülkeden yabancı öğrencimiz var. Onların bakışlarını görüyorsunuz. Bunların çoğu zamanında dışlanmış, kendilerini savunmak için silah verilmemiş, büyük devletlerin çizdiği sınırlara göre hareket etmek zorunda kalmış ülkeler. Burada mesele şu, size istediği silahı istediği şekilde veriyor. Türk savunma sanayinin gelişmesi ne yapıyor? Aynı zamanda o mazlum ülkelerin de kendilerini savunacak silahlara kavuşmasını sağlıyor. Savunma sanayi kar topu gibi oldu, bu çığa dönüşüyor. Gün geçtikçe gelişiyor. Ama bu, şu demek değil, 'bir anda süper devlet olduk' değil. Öyle kolay değil süper devlet olmak. Türkiye bölgesel bir güç. İnşallah daha büyük bir güç olur. Bizim amacımız bu."
Türkiye'nin genç nüfusunu kaybettiğine de değinen Afyoncu, nüfus dengesi sağlanmazsa Türkiye'nin de sanayisinin gelişmiş yaşlı Avrupa ülkeleri gibi olacağını söyledi.
Panel sonunda ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil tarafından Prof. Dr. Afyoncu'ya plaket takdim edildi.
















