Okan Bayülgen: Tiyatro herkese açık bir kütüphane

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

"Tiyatro yenilikçi, devrimci, zamanını yaşayan, zamana tanıklık eden, o zamandan bahseden yani bugünkü meseleden bahseden bir iş" - "Bir sinema kütüphanesinden söz edemeyiz. Tiyatro böyle değil. Tiyatronun herkese açık bir kütüphanesi var"

Sanatçı Okan Bayülgen, tiyatronun herkese açık bir kütüphanesi olduğunu belirterek, "Tiyatro yenilikçi, devrimci, zamanını yaşayan, zamana tanıklık eden, o zamandan bahseden yani bugünkü meseleden bahseden bir iş." dedi.

Nihal Usanmaz'ın yönettiği, Okan Bayülgen ve Celal Kadri Kınoğlu'nun rol aldığı "Devlerin Savaşı" oyunu, son olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) Gazimağusa Belediyesince düzenlenen "26. Uluslararası Mağusa Kültür Sanat Festivali"nde izleyiciyle buluştu.

Burada AA muhabirine açıklamalarda bulunan sanatçı, oyun, festival ve tiyatroya ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

Kültür festivallerinin kolay yapılmadığını belirten Bayülgen, "En önemli şey içeriktir ve bu içeriğin doğru bir şekilde sunulabilmesi için, bu organizasyonu başından sonuna kadar başarabilmektir." dedi.

İki yıl önce "Richard" oyunu için KKTC'ye geldiğini anlatan Bayülgen, "Richard oyunu yurt dışına çıkarılması kolay bir oyun değildi. 50 küsur kişi, kamyonlar, dekorlar, o kadar kişinin oteli, yolu, dekorun taşınabilmesi. Bunlar büyük prodüksiyonların hareket etmesini tabii çok güçleştiriyor. Fakat Sinan (Ufuk Nergis) ve Gazimağusa Belediyesi sayesinde Kıbrıs'a kadar gelebildik." diye konuştu.

"KKTC halkına bayılırsınız"

Bayülgen, KKTC'yi sevdiğini ancak hep iş amaçlı ziyaretlerde bulunduğu için tatile gelemediğini dile getirerek, "Eğer otellerde kalmaz, otellerin dışına çıkabilir, buradaki Türklerle bir araya gelebilirsek o zaman çok seviyoruz. Yoksa 'İş için geldim. Bir, iki gece kaldım. Hiçbir şey anlamadan geri döndüm.' şeklinde gerçekleşiyor. Ama sokağa çıkarsanız plaja gitmek, tarihi yerleri gezmek falan değil, normal, basit bir insan olarak sokağa çıkarsanız Kıbrıs halkına bayılırsınız zaten." ifadesini kullandı.

Son yıllarda tiyatroda yeni oyunlar sahneye koyan sanatçı, şunları söyledi:

"Doğru mu yanlış mı bilmiyorum ama sanki geçmişte, gençlikte bir süre Devlet Tiyatrolarında çalıştıktan sonra istifa edip uzun yıllar medyada kalmanın, Ferhan Şensoy'la 3 senelik bir dönem dışında çalışmamış olmanın intikamını almaya, arayı kapatmaya çalışıyorum galiba. Arkadaşlarım da öyle diyor, 'Dur yahu her yıl 3-4 tane oyunda oynayamazsın.' diyorlar. İşte bunları yazmak, yönetmek, prodüksiyonunu üstlenmek, sahneye koymak yani burada bir acelecilik söz konusu ama iyiyim, keyif alıyorum bundan. Dizi, film çekmek, bunlarla da ilgileniyorum tabii ki. Tezgahın üzerinde yani proje falan değil bayağı çalışmakta olduğumuz işler var ama tiyatro yenilikçi, devrimci, zamanını yaşayan, zamana tanıklık eden, o zamandan bahseden yani bugünkü meseleden bahseden bir iş. Yapması da aslında çok zor değil. Bir arkadaşınızın babasının garajında tiyatroya başlayabilirsiniz. Açık alanda başlayabilirsiniz. Arkadaşlarla sokak tiyatrosu yapabilirsiniz. Bir alanı değerlendirebilirsiniz, girebilirsiniz, yaşınız kaç olursa olsun. Milyon dolar istemiyor."

"Oyuncular beyinleri açık, beyinleri özgür yaşıyor"

Okan Bayülgen, büyük bütçeli iyi prodüksiyonların zor çıktığının altını çizerek, "Yine de tiyatro, seyircinin oyuncu ile hayal kurduğu bir yerdir. Seyircinin karşısına çıkar, dersiniz ki: 'İşte burası benim bahçem.' Oraya ağaç, çimen vb. koymanıza gerek yoktur. Seyirci 'de facto' (uygulamada) 'Evet bu, bunun bahçesi. Şimdi orada böyle şeyler yapacak.' der. Bunu kabul eder ve sizinle beraber hayal kurar." açıklamasında bulundu.

Tiyatrodaki enerjisine de değinen sanatçı, şu bilgileri verdi:

"Benim sanatçı abilerden, ablalardan tanıdığım bunayan birisi yok. Bunamıyorlar. Sahnede ölüyor, çok uzun yaşıyorlar. Çok uzun yaşamak tabii ki sağlıkla ilgili bir şey. O kadar da meslekle ilgisi yok ama hareketli yaşıyor oyuncular. Beyinleri açık, beyinleri özgür yaşıyor. Yeniliklere kapalı değiller ve kendilerinden sonra gelen nesillerle ilişkileri iyi. Aynı sahnede oluyorlar. Beraber bir oyun hazırlıyorlar. Adı üzerinde 'oyun'. Beraber oyun oynuyorlar, gençler, yaşlılar hep birlikte. Ben bizim abilere, ablalara bakıyorum. Vallahi kafaları bizden iyi çalışıyor ki ben de artık gençlere göre yaş almış bir adam olduğum halde."

Başarılı sanatçı, Devlerin Savaşı oyununun entelektüel bir eser olduğunu vurgulayarak, "Celal Kadri Kınoğlu'nun aramıza katılmasıyla böyle usta, efsanevi bir oyuncuyla iş büyüdü. İş şöyle büyüdü, '100 kişiye mi 150 kişiye mi oynarız?' derken bin kişilere, 2 bin kişilere oynamaya başladık. Büyük bir ilgi gördü. Biletler satıldı, bitti. Ardı ardına oyunlar koymaya başladık, daha az oyun oynarız derken. Kendi kendini gerçekleştiriyor bazen iyi bir iş." dedi.

"Tiyatronun herkese açık bir kütüphanesi var"

Bayülgen, tiyatronun bir kütüphanesi olduğunu anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sinema gibi değil. Bir sinema kütüphanesinden söz edemeyiz. Yani yapılmış işler ve o işlerin arşivi vardır. O işler yapılmış ve bitmiştir. Tiyatro böyle değil. Tiyatronun herkese açık bir kütüphanesi var. Shakespeare 400 yıl önce... Shakespeare'den önce antik tiyatro yazarlarının oyunları, binlerce yıllık işler var. Bu işler herkese açık bir kütüphanede. Bir kere yapıldı, oynandı, bitti değil. Her yıl tekrar tekrar oynuyor. Dolayısıyla tiyatro dünyası bütün ülkelerde bir yandan eski oyunları, kütüphane oyunlarını tekrar yeni bakış açılarıyla sunarken bir de hızla yeni işler, modern işler üretiyor. Ama tiyatronun gözettiği bir tek şey var. Yüzyıllık, yüzyıllarca önce yazılmış bir oyunu mu sunuyorsunuz, yeni bir iş mi sunuyorsunuz? Hep çağdaş olma, yeni olma, bugünün insanına hitap etme, geleceği öngörme, geçmişi doğru bir şekilde eleştirebilme hedefiyle yola çıkıyor. Sinema böyle değildir ama opera, dans, bale böyledir."

Sinemanın bağımlı bir sanat olduğunun altını çizen sanatçı, "Sinema milyonluk, yüz milyonluk bütçeler ister, fazla kontrollüdür. Kimse, hiçbir sektör bu paraları kolayca riske atamaz. Dolayısıyla kontrollü, sansürlü. Ekonominin sansüründen bahsediyorum, sadece ülkelerin, devletlerin sansüründen değil. Sansürlü, fena halde otosansürlü bir mekanizması olması gerekir sinemanın. Tiyatro böyle değil. Bir adam bir yükseltinin üzerine çıkar ya da durduğu yerden bir şey anlatır. Etrafında toplananlar onu izler, ondan ilham alır, sorular sorar vs. Bu sanatın en yalın, en gerçek, bence en ihtişamlı ve en ümit veren halidir diye düşünüyorum." görüşlerine yer verdi.

Tiyatrocuların ne yapacağını bildiğini aktaran sanatçı, şunları kaydetti:

"Neyin nasıl gösterileceğini, neyin bağıra çağıra anlatılıp, neyin daha sessizce söylenebileceğini, neyin dikkatlice bazen sadece oyuncu ile seyircinin özel iletişimi olarak anlatılabileceğini biliyorlar. Zaten bunun dışında politik tiyatro, kaba saba yapılamaz. Kaba saba yapılırsa, tiyatro değil, miting düzenlemek, siyasi söylev vermek ya da popülizme kaçmak, ucuz reaksiyonlar peşinde koşmak deriz. Dolayısıyla tiyatro sanatına ve mesleki olarak kendi sanatınıza saygılı bir şekilde bunu yaptığınız zaman, aslında politik tiyatro yapıyorsunuz. Benim oynadığım oyunlar politik oyunlar. Yazıp oynadığım Richard ve Dracula oyunları böyleydi. Bakarsanız birisi fantastik kişilik, birisi tarihi kişilik."

Devlerin Savaşı oyunu 8 Ağustos'ta, Aydın Kuşadası'nda Altın Güvercin Amfi Tiyatro'da sahnelenecek.

Kaynak: AA / Hilal Uştuk
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.