Memur-Sen'in Uluslararası Anayasa Kongresi

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

"Türkiye'nin her yerinde anayasa meselesini toplumun öncelikleri arasına koymamız gerekiyor" dedi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, yeni anayasa sürecinde toplumun tüm kesimlerinden katkı ve destek beklediklerini belirterek,

"Türkiye'nin her yerinde anayasa meselesini toplumun öncelikleri arasına koymamız gerekiyor" dedi.

Memur-Sen tarafından düzenlenen "Uluslararası Anayasa Kongresi"ne katılan Çiçek, burada yaptığı konuşmaya, Hakkari'nin Çukurca ilçesindeki terörist saldırıda şehit olan askerlere bir kez daha rahmet dileyerek başladı. Çiçek, milletin huzuru için, bekası için mücadele veren güvenlik güçlerine başarılar dileyerek, "Bugünlerde onların her zamankinden daha fazla desteğe, morale, duaya ihtiyacı var. Bunun da esirgenmeyeceğini ümit ediyorum" dedi.

İnsanların ve toplumların sorunları olduğunu, sorunların görmezden gelinmesi, önemsenmemesi ve sonraya bırakılması halinde çözümlerinin de güçleşeceğini ve hatta büyük bedeller ödenebileceğini dile getiren Çiçek,

"Denilir ki her sabah taze bir başlangıçtır. Günümüzün hız dünyasında, sorunları zamanında çözmediğimiz takdirde her sabah yeni bir sorunun da başlangıcıdır" diye konuştu.

Türkiye'nin anayasa konusunu çok konuştuğuna dikkati çeken Çiçek, şunları söyledi:

"Belki bizim gibi toplumların bir zaafı var. Bir sorunu çok konuşuyoruz. Konuşuyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz, başa dönüp tekrar konuşuyoruz. Konu aynı. Olsa olsa konuşanların üslubu değişiyor. Çok partili hayata geçtiğimiz günden bu yana 61 yıl geçti. 30 yılında bu anayasayı konuştuk. Geriye dönüp yazılanlara, söylenenlere, tartışılanlara baktığımızda konuşulmayan ne eksik kaldı? Bir ülke düşünün ki bir konuyu 30 sene konuşup da bir yere bağlayamıyorsa, burada bir sorun vardır. Her parti bu anayasayla ilgili çok ileri iddialarda bulundu, değerlendirmeler yaptı, yeni baştan ele alınması gerektiğini kendince ifade etmeye çalıştı. Herkes şikayet ediyor, herkes 'yeni anayasa' diyor, ama buna rağmen yeni bir anayasa yapamıyoruz. Eğer geldiğimiz noktada maksadımız, hedefimiz yeni bir anayasa yazmak değil de yapmak ise zaman tam bu zamandır. Herkesi söylemin ötesinde aktif katkı vermeye davet ediyorum, çünkü Türkiye bir 30 yıl daha son kullanım tarihi geçmiş, ne öncelikleri, ne felsefesi, ne kurgusu, ne dengeleri, ne de dili itibariyle günümüzün şartlarına uymayan bu anayasayla çağdaşlaşma yoluna devam edemez."

-"İstikrar için tek başına iktidar da yetmedi"-

Çiçek, 7 Kasım'da 1982 Anayasası'nın yürürlüğe girişinin üzerinden 30 yıl geçeceğine dikkati çekerek, Türkiye'de istikrarın bir partinin tek başına iktidara gelmesi şeklinde algılandığını ifade etti. Anayasa'nın yürürlükte olduğu 30 yılın yaklaşık 15 yılında tek parti iktidarı olduğunu belirten Çiçek,

"Gözardı ettiğimiz bir husus var. 30 yılın değerlendirmesini yaptığımızda bir partinin ülkeyi iyi yönetebilmesi noktasında tek başına iktidar olmanın yetmediğini de gördük. Sayısal istikrarın olduğu dönemde işler birazcık iyiye gittiyse, Anayasa'nın ortaya koyduğu kurumsal yapıların iyi işleyişinden değil, bu ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyan başbakanların dirayetinden, becerisinden, sorun çözmeyle ilgili özel niteliklerinden kaynaklanan bir istikrar durumu ortaya çıktı" dedi.

Bu süreçte ülkenin yönetimi açısından tek başına iktidar dönemlerinde dahi büyük bunalımlar yaşandığını ifade eden Çiçek, AK Parti hakkında açılan kapatma davasını bu duruma örnek gösterdi. Çiçek, "İktidar olma sorumluluğunu taşıyanlar bile bir gün sonrasını göremiyorsa, bir ay sonrasını göremiyorsa bu anayasadan kaynaklanan siyasal istikrarsızlık olduğunu vurgulamak isterim. Türkiye demokratik kurallar içinde iyi yönetilecekse mutlaka bu anayasa sorununu çözmesi gerekecektir" diye konuştu.

- "Talepleri patlayıcıya bağlarsan..."

Cemil Çiçek, sorunları çözebilmek konuşmak ve tartışmak gerektiğinin altını çizdi. Çiçek, "Sorunları tartışarak değil, konuşarak değil, talepleri, beklentileri, protestoları demokratik kanallar üzerinden gündeme getirmek ve hak aramayı bu çerçevede sürdürmek yerine 'Ben devletten şunları isterim, ama olmadığı takdirde bu taleplerimi C-4 patlayıcısına bağlarım' derseniz, bu hak arama değildir, özgürlük değildir. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde böylesine vahşete, cinayete kimse itibar etmez, kimse bunlara cevaz veremez. İki yaşındaki çocukları öldürerek, masum kadınları, ihtiyarları kurşuna dizerek, insanların kanını dökerek hak talep ediyorsanız, demokrasilerde buna imkan olmaz. Bu cinayettir, vahşettir, anayasalar buna cevaz vermez, devletin meşru imkanları, gücü, hukuku buna imkan vermez" diye konuştu.

-Komisyon çağrısı-

Bu tür dönemlerde sorunun kendisi ya da kaynağı olmak yerine çözümüne katkı vermek gerektiğini vurgulayan Çiçek, konunun öncelikle Meclis'te konuşulması gerektiğini ve bu kapsamda hafta içinde genel görüşme yapıldığını ve önümüzdeki hafta görüşmeye devam edileceğini anlattı.

Genel görüşmeye ilişkin sayı sınırlaması bulunmadığına işaret eden Çiçek,

"Yetmedi bir defa daha konuşuruz. Ucu açıktır. Anayasa'da, iç tüzükte bu iş bir defa konuşulur demiyor. Fayda görülüyorsa, sürece katkı verecekse bin defa konuşuruz, bin defa bu yöntemi kullanırız" dedi.

Konunun daha derinlikli araştırılması gerekiyorsa da yapılacakların belli olduğunu anlatan Çiçek, şöyle konuştu:

"Sebepleri, sonuçları, aksaklıklar, gündeme gelmeyen konular neler? Neleri yaparsak daha iyi sonuç alırız gibi sayısız sorunun cevabını vermek gerekiyorsa o zaman da Meclis araştırması verilir. Kim verir, Meclis araştırmasını? Hükümet isteyebilir, siyasi parti grupları isteyebilir, en az 20 milletvekili önerge vererek bunları isteyebilir. Meclis Başkanı ne yapar? Bunun gereğini yapar. Geciktirmeden, anında, derhal bunun gereğini yapar. Bu yollar açık. Yürek yakan konular da dahil olmak üzere ülkenin her konusu anayasa ve iç tüzükteki yöntemlerle konuşulabilir, tartışılabilir. Herkes de tartışmalardan gerekli neticeyi çıkarır."

-"Restorasyonla ayakta tutmak mümkün değil"-

Çiçek, TBMM'de temsil edilen siyasi partilerin yeni Anayasa için 3 konuda mutabakata varmalarının önemli olduğunu belirterek, bunların yeni anayasa yapılması, anayasanın Meclis tarafından yapılması ve Meclis dışından katkıda bulunulması olduğunu dile getirdi.

Anayasa sorununun ülkenin en temel sorunlarından biri olduğunu ifade eden Çiçek, "17 defa değişiklik yapılmış, 100'den fazla madde değişmiş. Geldiğimiz noktada şunu gördük ki artık restorasyon faaliyetleriyle bu yapıyı ayakta tutmak mümkün değil. Bu; imkan, fırsat, zaman kaybettiriyor" dedi.

Anayasa yapmayı, "bir dağı yerinden oynatmak kadar zor" şeklinde tanımlayan Çiçek, toplumun tüm kesimlerinden katkı, katılım, destek ve cesaretlendirme beklediklerini söyledi. Çiçek, "Menfaat çatışmalarının olduğu, farklı fikirlerin, beklentilerin olduğu, yeteri kadar da uzlaşma kültürünün, -en azından piramidin üstünde olanlar için söylüyorum- olmadığı bir süreçte anayasa yapmanın ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Onun için sorunun çözümünün uzlaşma komisyonuna üye veren 4 partinin sorumlu olmadığını, herkesten katkı beklediğimizi ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin her yerinde anayasa meselesini toplumun öncelikleri arasına koymamız gerekiyor. Ortak akıl, sivil toplum platformlarında oluşacak" diye konuştu.

Türkiye'nin bölgesindeki ülkelere örnek ve model gösterildiğini, kendisinin ise bu tabiri iddialı bulduğunu anlatan Çiçek, şöyle devam etti:

"Mısır'da halk hareketi oldu. Onlar da Anayasa yapacak. Temenni ederim 82 Anayasası'nı tercüme edip almasınlar. Halkının büyük bölümü Müslüman olan, şu kadar zamandan beri acı tatlı demokrasi tecrübesi yaşayan bir ülkenin, halkın katılımıyla nasıl bir örnek anayasa yapabildiğini, anayasa hukuku tarihine yazacak bir çabayı da göstermenin tam zamanı. Bunda da geç kalmamak lazım. Biz geç kalırsak, başkaları başkalarını örnek alır. Yanı başımızda kan dökülüyor. Türkiye olarak biz tavsiyelerde bulunuyoruz. Basına yansıdığı şekliyle cevap ne?

'Sizin 30 senede yapamadığınızı ben 3 ayda nasıl yaparım' diye mazeret terazisiyle hangi günahları ölçmeye kalkıyor, ona da bakmamız gerekir. En azından bu mazeretlerin bölgede ve ülkede ortadan kalkabilmesi için anayasayı yeni baştan ele alıp mutlu sonla sonlandırmamız gerekiyor."

-Gündoğdu'nun konuşması-

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu da konuşmasında, yeni anayasa sürecinde milletin taleplerine ve beklentilerine dair bilimsel verilerle desteklenmiş bir çalışmanın olmamasının büyük eksiklik olduğunu ve bu nedenle

"Sahadan Yeni Anayasaya (Algı, Beklenti ve Talepler) Araştırması" yaptıklarını belirtti.

Araştırmayla milletin beklentilerinin bilinmesine aracılık ettiklerini kaydeden Gündoğdu, kongreyle bir yandan bilim ve düşünce insanlarının görüşlerini ifade etmesine, diğer yandan da milletin taleplerini anayasal normlara dönüştürecek TBMM'de grubu bulunan partilere uzlaşma mesajı vermeyi amaçladıklarını söyledi.

Yaptıkları araştırmada çıkan sonuca göre, milletin anayasada yama niteliğinde yapılacak değişikliklerle daha fazla zaman kaybedilmesini ve TBMM, Bakanlar Kurulu, Anayasa Mahkemesi gibi egemenlik yetkisi kullanan bazı temel kurumlar dışındaki kurumlara yer verilmesini istemediğini dile getiren Gündoğdu, sonuçların kılık-kıyafet, inanç, yaşam tarzı ve benzeri nedenlerin, seçme-seçilme ve kamu memuriyeti hakları dahil birey özgürlüklerinin sınırlandırılmasının istenmediğini ortaya koyduğunu da söyledi.

Milletin yeni anayasanın yapım sürecinde aktif rol almasıyla evrensel ilke ve değerler ekseninde hazırlanmış, ideolojilerden arınmış bir anayasa talebinin araştırmada öne çıktığını vurgulayan Gündoğdu, insan onurunun esas alınmasının en önemli istekler arasında yer aldığını belirtti.

Kongrenin açılışına DSP Genel Başkanı Masum Türker ve BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ile akademisyenler ve çok sayıda sendika üyesi de katıldı.

- ANKARA

Kaynak: AA