Ankara'da NATO Zirvesi öncesi Brüksel'de Türkiye paneli
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 7-8 Temmuz'daki NATO Zirvesi öncesi Brüksel'de 'Değişimi kucaklamak, yarını güvence altına almak: Değişen bir güvenlik ortamında Türkiye ve NATO' paneli düzenledi. Panelde Türkiye'nin NATO'daki stratejik rolü ve güvenlik dönüşümü ele alındı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Brüksel'de "Değişimi kucaklamak, yarını güvence altına almak: Değişen bir güvenlik ortamında Türkiye ve NATO" başlıklı panel düzenledi.
Etkinlik, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın görüntülü mesajıyla başladı.
Türkiye'nin 1952'den bu yana süren NATO yolculuğunda birçok sınamadan geçtiğine değinen Duran, halihazırda yeni savunma teknolojilerindeki yetkinliğiyle NATO'nun güncel vizyonuna uyumlu, güçlü ve stratejik bir müttefik konumunda bulunduğunu vurguladı.
Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının kuruluşundan itibaren bu süreçte kendi alanında tehditlerle mücadele ettiğini belirtti.
NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Shekerinska'nın açılış konuşmasının ardından başlayan panelin moderatörlüğünü üstlenen Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan, güvenlik kavramının geçmişteki anlamına göre değişime uğradığını belirterek, bu değişimin ne olduğunun ve nasıl gerçekleştiğinin anlaşılması gerektiğini söyledi.
Aslan, savunma alanında simetrik, asimetrik, düzenli, düzensiz, hibrit ve siber tehditler gibi kavramların bulunduğunu kaydederek, "Bu anlamda güvenlik, dünküyle aynı değil." dedi.
"Daha yakın işbirliği içinde olmalı ve yükü paylaşmalıyız"
TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, güvenliğin artık sadece askeri meseleyle sınırlı olmadığını, tehditlerin değişime uğradığını belirtti.
Güvenliğin artık yapay zeka, siber tehditler ve yasa dışı göç gibi konuları da kapsadığını, enerji güvenliğinin ulusal güvenlikle birbirine bağlanmış halde olduğunu kaydeden Akar, "Günümüzde güvenlik artık coğrafi sınırlarla kısıtlı değil. İstikrarsızlık hızla yayılıyor. Modern çatışmalar tüm dünyayı çok hızlı bir şekilde etkiliyor." dedi.
Akar, NATO'nun sadece etkin savunma sağlamakla kalmadığını aynı zamanda istikrarın korunması, krizlerin önlenmesi ve transatlantik dayanışmanın korunması için de hayati öneme sahip olduğunu söyledi.
Türkiye'nin NATO için önemine değinen Akar, "Ülke, hayati bir jeostratejik konuma, sağlam savunma kapasitesine ve kriz yönetimi konusunda derin bir deneyime sahiptir. Türkiye, NATO'nun güney kanadını korumakla kalmayıp, Karadeniz, Orta Doğu, Kafkasya ve Doğu Akdeniz arasında stratejik bir denge unsuru olarak hareket etmektedir." diye konuştu.
Ayrıca Akar, daha güçlü bir Türkiye'nin, daha güçlü bir NATO anlamına geldiğini ifade etti.
Türk savunma sanayisinin son on yılda önemli ilerlemeler kaydederek yüzde 82'nin üzerinde kendine yeterlilik oranına ulaştığını aktaran Akar, "2025'te ihracatımızın yaklaşık yüzde 56'sını NATO müttefiklerine ve Avrupa ülkelerine yaptık." ifadesini kullandı.
Akar, Türkiye'nin müttefiklerle savunma sanayi işbirliğini daha da geliştirmek için hazır olduğunu belirterek, "Bu bağlamda, müttefikler arasında savunma alımlarına yönelik kısıtlamalar, engeller ve yaptırımların, (NATO'nun kurucu anlaşması) Washington Antlaşması'nın temel ruhuyla çeliştiği vurgulanmalıdır." dedi.
Müttefik ülkeler arasında daha yakın işbirliği ve yük paylaşımının önemine işaret eden Akar, "Daha yakın işbirliği içinde olmalı ve yükü paylaşmalıyız." dedi.
Akar, Türkiye'nin terörizm ve düzensiz göçün yanı sıra bunların sosyoekonomik etkileriyle mücadele ettiği dönemde müttefiklerin birbirini daha iyi anlaması gerektiğini vurguladı.
"Ankara Zirvesi'nde tüm müttefikler aynı ruhu paylaşacak"
Türkiye'nin NATO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Basat Öztürk, transatlantik ittifakın farklı coğrafyalardan müttefiklerle "büyük bir aile" yapısı oluşturduğunu ve "benzersiz bir ittifak" olduğunu belirterek, "Bir ittifak, ancak kararlı şekilde ve uyum içinde hareket ederse başarılı olabilir." dedi.
Öztürk, NATO'nun zaman zaman hem içeriden hem dışarıdan çeşitli sınamalarla karşı karşıya kalabildiğini ancak müttefiklerin ortak hareket etme iradesini koruduğunu söyledi. İttifak üyelerinin gerektiğinde hızlı şekilde bir araya gelebildiğini ifade eden Öztürk, son dönemde gözler önüne serilen balistik füze önleme kapasitesine dikkati çekti.
Bir füze müdahalesinin yalnızca 9 dakika içinde başarıyla gerçekleştirilebildiğini aktaran Öztürk, güvenliğin ancak NATO gibi güçlü bir kolektif savunma yapısıyla sağlanabileceğini vurguladı.
Öztürk, ittifakın yalnızca 32 müttefik ülke için değil, Ukrayna, Asya-Pasifik ve Körfez bölgesindeki ortaklar açısından da önemli bir güvenlik zemini sunduğunu belirterek, Avrupa güvenliğinin geleceğinde NATO'nun temel omurga olmayı sürdüreceğini dile getirdi.
Yaklaşan NATO Zirvesi hazırlıklarına ilişkin de konuşan Öztürk, "Zirve için çok ciddi şekilde çalışıyoruz. Ankara Zirvesi'nde tüm müttefikler aynı ruhu paylaşacak." değerlendirmesini yaptı.
Büyükelçi Öztürk, Türkiye'nin NATO savunma planlama sürecinde üzerine düşen yükümlülükleri hedef tarihlerden önce yerine getiren bir müttefik olduğunu kaydetti.
"Yapılması gereken, daha güçlü NATO içinde daha güçlü bir Avrupa oluşturmaktır"
Operasyonlardan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Vekili Burcu San, ittifakın yıllar içinde değişen tehdit ortamına uyum sağlayarak dönüşümünü sürdürdüğünü belirterek, "NATO her zaman dönemin tehdit ortamına adapte oldu ve bu durum bugün de geçerliliğini koruyor." dedi.
San, Türkiye'nin NATO içindeki rolüne de değinerek, Türkiye'nin Ankara Zirvesi için yürütülen çalışmaları başarıya ulaştırmak için yoğun çaba gösterdiğini bizzat gözlemlediğini belirtti.
Avrupa güvenliğinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan San, "Yapılması gereken, daha güçlü NATO içinde daha güçlü bir Avrupa oluşturmaktır." ifadesini kullandı.
San, Avrupa Birliği'nin (AB) NATO'nun Avrupa'daki rolünü devralmasının değil, Avrupalı müttefiklerin NATO bünyesinde daha fazla sorumluluk üstlenmesinin önem taşıdığını vurguladı.
NATO'ya alternatif komuta yapılarının oluşturulmasının ortak güvenliği zayıflatabileceğine dikkati çeken San, "NATO'nun komuta yapısını kopyalayacak girişimler muhtemelen hepimizin güvenliğini zayıflatacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Belçikalı Tümgeneral Harold Van Pee, ABD'nin Avrupa'dan asker çekmesi kararına değinerek, Avrupalı müttefikler arasında operasyonların gerektiğinde kendi imkanlarıyla yürütülebilmesine yönelik bir yaklaşım bulunduğunu belirtti.
Avrupa'da savunma üretiminin artırılması yönünde çalışmalar yapıldığını söyleyen Van Pee, Avrupa'nın komuta ve kontrol alanında halen büyük ölçüde ABD ve NATO yapılarına dayandığını, AB'nin mevcut askeri kapasiteyi yönetebilecek komuta-kontrol altyapısına odaklanması gerektiğini dile getirdi.
Panele Türkiye'nin Brüksel Büyükelçisi Barış Tantekin, AB nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Yaprak Balkan ile çok sayıda yabancı ve Türk davetli katıldı.














