Türkiye'den medya ve diplomaside büyük çaba

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul Photo Awards sergisinde, Türkiye'nin diplomasi ve medyada adil dünya için mücadele ettiğini, Gazze'deki soykırımı belgeleyen fotoğrafların önemini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye olarak yalnızca diplomaside değil, aynı zamanda iletişim ve medya alanında da büyük bir çaba gösteriyoruz." dedi.

Duran, Anadolu Ajansının (AA) AAtölye Sergi Salonu'ndaki "İstanbul Photo Awards 2026" yarışması sergisinin açılışında yaptığı konuşmada, fotoğraf sanatının farklı duyguları tek bir kareye sığdırmadaki başarısına ve hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğuna dikkati çekti.

Bu yönüyle haber fotoğrafçılığının ve görsel hafızanın hakkını teslim eden bir platformda bulunduklarını dile getiren Duran, bu organizasyonu gerçekleştiren AA Genel Müdürü Serdar Karagöz'e ve çalışanlara teşekkür etti.

AA'nın 106 yılı aşkın geçmişiyle fotoğraf konusunda oldukça iddialı bir kurum olduğunu bildiren Duran, "Milli Mücadelemizin çetin şartlarında kurulan AA, ortaya koyduğu performansla bugün dünyada güçlü haber ağı, yetenekli kadrosu ve uluslararası etki alanıyla küresel bir marka haline geldi. AA'mızın bu tarihi misyonu gerçekleştirirken güçlü bir kurumsal kapasiteyi inşa etmiş olması da ayrıca takdire şayan bir husustur. Genel Müdürümüz de ifade ettiler, 'haber fotoğrafçılığında bir numara.'" diye konuştu.

Açılışı gerçekleştirilen İstanbul Photo Awards'ın da bu birinciliğin güzide bir yansıması olduğunu belirten Duran, 2015'ten bu yana düzenlenen yarışmanın istisnai bir yeri bulunduğunu ve çok saygın bir platform haline geldiğini söyledi.

Foto muhabirlerinin, dünyanın görünmeyenlerini görmeye, onları herkes için somutlaştırmaya ve bu tanıklığa sahip çıkmaya çağırdığını anlatan Duran, "Böyle baktığımızda bu yarışmanın fotoğrafçılık mesleğine ve arşiviyle de fotoğrafçılık literatürüne çok önemli bir katkı yaptığını görüyoruz. 100'ü aşkın farklı uyruktan fotoğrafçının katıldığı bu yarışmada müthiş bir görsel not var ve bu görsel notları birlikte birazdan göreceğiz, takip edeceğiz." dedi.

"İsrail'in zulmünü, soykırımını görüyoruz"

Burhanettin Duran, sergide yer alan ve kamuoyunda yankı uyandıran bu fotoğrafların çok büyük bir anlam ve belge değerinin bulunduğunu, Kaliforniya'dan Afganistan'a, Suriye'den uzay enkazı gibi çevre sorunlarına kadar geniş bir insanlık problemini, insanlık varoluşunu aksettirdiklerini belirtti.

Bu sene "Yılın Fotoğrafı" ödülüne Filistinli Fotoğrafçı Haitham Imad'ın " Gazze, Umut Yok" isimli karesinin layık görüldüğünü aktaran Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Fotoğrafta Gazze Şeridi'nde yer alan Nasır Hastanesi'ndeki 2 yaşındaki Sham'ı, annesinin kucağında bitkin halde görüyoruz. Bu kare bizlere çok şey anlatıyor. Sham'ın yorgunluğunda aslında insanlığın neleri kaybettiğini de görüyoruz. İsrail'in zulmünü, soykırımını görüyoruz. Bir kuşatmanın, bir açlığın ve insanlığın vicdanında açılan derin bir yaranın belgesini görüyoruz."

Duran, 2024'te İstanbul Photo Awards'ta yine Nasır Hastanesi'nden bir kare olduğunu, o fotoğrafta da çocuğunun cansız bedenine sarılan bir annenin acısı yer aldığını, 2025'te de ödül alan fotoğrafın yine Gazze'den bir kare olduğunu ve orada da İsrail tarafından katledilen çocukların başında gözyaşı döken anne ve babanın tarifsiz kederinin bir fotoğraf karesinde görüldüğünü hatırlattı.

Bu yıl da Gazze'den bir karenin yılın fotoğrafı olduğunu belirten Duran, "3 yıl, 3 farklı fotoğrafçı ama kareler neredeyse aynı. Gazze'deki İsrail soykırımında insanlığa çok acı hakikatler anlatan kareler. Bütün bu kareler neyi gösteriyor? Gazze'de dinmeyen acıyı, Gazze'de bir türlü engellenemeyen İsrail soykırımını ve aslında bütün bir insanlığın vicdanının sızısını gösteriyor." diye konuştu.

"Ortada korkunç bir zulüm var"

Gazze söz konusu olduğunda bu acı hakikatin en net şekilde, en iddialı şekilde gündeme getirenlerin AA, TRT ve Türkiye'ye ait kurumlar olduğunu vurgulayan Duran, Gazze'deki soykırımı örtmeye çalışan medya kurumlarının bulunduğunu söyledi.

Söz konusu kurumların, katliamları "çatışma", işgali "güvenlik", açlığı "insani kriz", soykırımı ise "savaşın sonucu" gibi göstermek için birçok çaba gösterdiklerini dile getiren Duran, şöyle devam etti:

"Bu çerçevede algoritmaları da kullandılar. Halbuki Nasır Hastanesi'ndeki 2 yaşındaki Sham'ın karşısında eşit bir taraf yok. Orada zalimler, soykırımcılar var ve bu soykırımcılar karşısında elleriyle çabalayan, yaşama tutunan insanlar var. Bu yönüyle baktığımızda ortada bir habercilik tercihi falan yok, ortada bir etik meselesi de yok. Ortada korkunç bir zulüm var. Bu zulüm, mazlumları istatistikleştirmekte, zalimlerin de suçlarını örtmektedir.

Ama böylesi bir medya düzenine karşı çıkan ülke olarak Türkiye ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Dünya 5'ten büyüktür'den sonra 'Daha adil bir dünya mümkündür' sözüyle ifade ettiği şey, yani mazlumların yanında olmak ve zalimlerin de yaptıklarını meşrulaştırmamak ve onlarla mücadele etmektir. Bu çok değerli bir husustur ve bizler de başta İletişim Başkanlığı olmak üzere bütün kurumlarımızla aslında bu çarpık medya düzeniyle mücadele ediyoruz. Türkiye olarak yalnızca diplomaside değil, aynı zamanda iletişim ve medya alanında da büyük bir çaba gösteriyoruz."

"AA muhabirleri büyük bir fedakarlık gösterdi"

Bu konuda Türkiye'nin başarılı olduğunu, Batı merkezli ajansların göstermediklerini gösterebilecek kapasitesi bulunduğunu belirten Duran, Türkiye'nin gösterilmek istenmeyeni gösteren bir iradesinin olduğunun altını çizdi.

Burhanettin Duran, "Elbette önce kendi acımızı, kendi derdimizi, kendi meselemizi biz anlatacağız. Burada herhangi bir öykünmeye gerek yok, herhangi bir mazeret aramaya da gerek yok. Ama aynı zamanda AA'nın fotoğrafçılığının gösterdiği üzere biz bütün insanlığın da hikayesini anlatmaya çalışıyoruz. Kendi hassasiyetlerimizle, kendi değerlerimizle ama bütün insanlığı kuşatacak şekilde, evrensel değerlerle bunu yapıyoruz. Ben bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum." şeklinde konuştu.

Duran, özellikle Batı medeniyetinin tüm dünyaya "evrensel" diye pazarladığı bazı değerlerin zamanla kendisi tarafından da ihlal edildiğinin ortaya çıktığını, Türkiye'nin ise kurumları aracılığıyla, tarafgirliğe başvurmadan, insani ve etik kaygılarla hareket ederek acının, mazlumun, doğrunun ve hakikatin belgesinin ortaya konulabileceğini gösterdiğini ifade etti.

Böylece ortaya çıkan performansın gerçekten gurur verici olduğunu dile getiren Duran, şunları kaydetti:

"AA da bu yolda öyle bir performans ortaya koydu ki, İsrail'in yaptığı katliamlarda malumunuz 300'e yakın gazeteci şehit oldu, burada AA'nın muhabirleri de büyük bir fedakarlık gösterdi. Kimi ailesini kaybetti, kimi hayatını kaybetti, kimi doğrudan hedef oldu, kimi dolaylı şekilde sıkıntı çekti. Ama hepsi büyük bir çabanın arkasında oldular, hakikati savundular. Gazze'de hakikati kovalarken şehit olan bütün gazetecileri tekraren rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Bu mücadele devam edecek. Algoritmalarla elitlerin kurmaya çalıştığı hegemonik yapıya karşı hakikati savunmakla mücadelemize devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki işte bütün bu fotoğrafların ortaya koyduğu gerçek, susturulamayacak kadar güçlüdür. Yine fotoğrafın, onu sansürlemek isteyenlerden daha kalıcı olduğunu da biliyoruz. Vicdan, onu bastırmak isteyen bütün güç odaklarından daha diridir, daha güçlüdür. Dolayısıyla biz İstanbul Photo Awards'ta elbette Sham'ın bakışını anlatacağız, elbette Gazze'deki acıyı anlatacağız. 3 yıl peş peşe Gazze'nin birincilik ödülünü kazanmış olması bir tesadüf değil. İnsanlığın ortaya koyduğu hassasiyet, devletlerinin ve hakim medya düzenlerinin aksine kamuoylarının ortaya koyduğu hassasiyettir, insanlık değeridir."

Duran, Türkiye'nin bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğini belirterek, başta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olmak üzere Anadolu Ajansı, TRT, Basın İlan Kurumu ve RTÜK ile birlikte ilgili tüm kurumların aynı sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini vurguladı.

Bu mücadelenin yalnızca kurumsal bir görev değil, aynı zamanda hakikati, adaleti ve mazlumların sesini savunma davası olduğuna dikkati çeken Duran, Türkiye'nin bu kaygının, bu sorumluluğun ve bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğini söyledi.

Burhanettin Duran, konuşmasının ardından AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz ile sergiyi gezdi.

Karagöz, Duran'a, İstanbul Photo Awards 2026 fotoğraflarının yer aldığı kitabı hediye etti.

Kaynak: AA / Fatma Sevinç Çetin