İBB davasında İmamoğlu ağlamaktan konuşamadı

İBB davasında İmamoğlu ağlamaktan konuşamadı
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İBB davasının 34. gün duruşmasında tutuklu sanık Mustafa Keleş’in savunması salonda duygusal anlara sahne oldu. Çapraz sorgu sırasında söz alan Ekrem İmamoğlu, “Değerli oğlum” diyerek başladığı konuşmasında gözyaşlarına hakim olamadı. Ağlamaktan konuşamayan İmamoğlu, sözlerini tamamlayamadı.

  • İBB davasının 34. gününde İmamoğlu, Mustafa Keleş'in savunması sırasında ağlamaktan konuşamadı.
  • Mustafa Keleş, savcılığın babası Fatih Keleş'i örgüt yöneticisi olarak iddia ettiğini ancak baba-oğul ilişkisi dışında delil bulunmadığını söyledi.
  • Keleş, 11 aydır kapasitesi 21 kişi olan cinayet koğuşunda 60 kişiyle kaldığını ve yerde vardiyalı yattıklarını belirtti.

Tutuklu bulunan ve görevinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 77'si tutuklu, 414 sanıklı İBB davasının 34. günü, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.

Duruşmada, firari iş insanı Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, "Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret A.Ş.'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne, İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasıyla tutuklu yargılanan Mustafa Keleş savunma yaptı.

İMAMOĞLU AĞLAMAKTAN KONUŞAMADI

Keleş'in savunması duruşma salonunda duygusal anlara sebep oldu. Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, çapraz sorguda soru sormak için mikrofonu eline aldı. İmamoğlu "Değerli oğlum" diyerek başladığı sözlerinde gözyaşlarına boğuldu. Ağlamaktan konuşamayan İmamoğlu, sözlerini tamamlayamadı. 

"SAVCILIK BABAMIN ÖRGÜT YÖNETİCİM OLDUĞUNU İDDİA EDİYOR"

Tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in oğlu Mustafa Keleş, savunmasında, 20 Haziran 2025'te tutuklandığını, 11 aydır cezaevinde bulunduğunu, iddianameyi okuduğunu ancak hakkındaki "rüşvet alma" suçuna dair istinada rastlamadığını belirterek, "Ben 11 aydır olmayan, hayali bir rüşvet alma eylemi sebebiyle tutukluyum; tutukluluğum bu sebeple mi devam ediyor acaba?" diye sordu.

Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinde, Kuzey İstanbul Gayrimenkul firmasında satın almacı olarak işe başladığını belirten Keleş, 59. eylem kapsamında pek çok suçtan cezalandırılmasının talep edildiğini, ancak savcılıkta bu suçlarla ilgili kendisine tek bir soru sorulmadığını aktardı.

Mustafa Keleş, babasının 13 aydır, amcası Zafer Keleş'in 12 aydır tutuklu olduğunu, kuzeni Murat Keleş'in ise 11 ay tutuklu kaldıktan sonra geçen hafta tahliye edildiğini belirtti.

Keleş, "Avukatım bana 'seni torba eyleme atmışlar' dedi. Yani ben pazardan aldıkları domates miyim, biber miyim? Niye benim bu suçlamaları yaptığıma dair, işlediğime dair bir delil olmadan, bir beyan da olmadan bunlara dair, bir etkin pişmanlık ifadesi olmadan bu suçlamaları yöneltiyorlar? Ben insanım. Savcılık babamın benim örgüt yöneticim olduğunu iddia ediyor ama aramızda baba-oğul ilişkisi dışında herhangi bir örgütsel bağ vesaire bulunduğunu gösteren tek bir somut delil veya bir beyan dahi yok. Babam bana hangi emir ve talimatı vermiş? Ben hangi emir ve talimatı yerine getirmişim veya ben kime emir ve talimat vermişim? Bu soruların cevabı aranmadan, safi baba-oğul olmak örgüt ilişkisi için yeterli gözüküyorsa o zaman Allah beni örgüt üyesi olarak mı yarattı, ben örgüt üyesi olarak mı dünyaya gelmiş oluyorum?" diye sordu.

"CEBECİ MADEN BÖLGESİ'NDE YETKİM VE DAHLİM BULUNMAMAKTADIR"

Cebeci Maden Bölgesi'nde yetkisi ve dahili bulunmadığını, bu bölgede yürütülen çalışmalara ilişkin bir görevi olmadığı için konuşulan faaliyetler hakkında da bilgisinin olmadığını söyleyen Mustafa Keleş, "Maden bölgesiyle gerçekleştirilen döküm faaliyetiyle, çıkarılan madenle, bu sahaların yönetimi veya dizaynıyla vesaire alakalı herhangi bir yetkim ya da dahilim bulunmamakta. Herhalde HTS kayıtlarına da bakılınca Cebeci maden bölgesinde çalışmadığım gözükür. Bu sahalarla ilgili hiçbir yetkim yok, hiç kimseye bir iş buyurmuşluğum veya emir vermişliğim yok. Madencilik faaliyetleriyle ilgili bir iş yapmışlığım da yok. Çok fazla kişinin yalan yanlış da olsa ifade verdiği bir dosyada adımın bu sahalarla ilgili bir beyan içinde bile geçmemesi zaten bu gerçeği göstermektedir" dedi.

"ANNEMİN GÖZÜNÜN İÇİNDEKİ ACIYA BAKMAYA DAYANAMIYORUM"

Keleş, muhasebe programlarına erişimi olmadığını ve hiç fatura kesmediğini belirterek, şu savunmayı yaptı:

"11 aydır, bir delil, beyan, bir etkin pişmanlık ifadesi olmaksızın kapalı ceza infaz kurumunda tutukluyum. Annemin, kız kardeşimin, babamın ve benim bir yıldır içinde bulunduğumuz bu süreç dolayısıyla duygusal halde paramparça olduklarını ben biliyorum. Annem, kız kardeşim her gün bu duruşmaya geliyorlar. Ben başta birkaç saniye el sallayıp şu merdivenden aşağı iniyordum. Çünkü artık annemin gözünün içindeki acıya bakmaya dayanamıyorum. Çünkü daha önce öyle bir acıyı onun gözünde görmedim ben. Ne anneannem vefat ettiğinde ne dedem vefat ettiğinde... Öyle yapınca da annem bana kızıyor, ben de artık sağına soluna bakıyorum, öyle el sallıyorum kendisine, gözünün içine bakamıyorum. Aileme yaşatılanların takdirini sizin vicdanınıza bırakıyorum.

"CİNAYET KOĞUŞUNDAYIM, YERDE VARDİYALI BİR ŞEKİLDE YATILIR"

11 aydır, kapasitesinin 21 kişi olması gereken yerde 60 kişinin kaldığı, insanların sıkış tıkış yaşadığı bir cinayet koğuşundayım. Yerde vardiyalı bir şekilde yatılır. Küçük masada 10 kişi yemek yiyoruz. Koğuşumda, evine, arabasına, ayağına sıkan, öz kardeşini bıçaklayan, tanımadığı birini sırf uyuşturucunun etkisiyle bıçaklayan insanlar bile tahliye oldu. Ben hala tutukluyum; ne yaptığımı, neden hâlâ buradayım anlamıyorum. Üstelik koğuşumdaki televizyondan, gazeteden, babam hakkındaki ahlaksız iftiraların çirkinliğini ben biliyorum. Ben koğuşumdaki insanlarla bu haberler yayınlanırken kaç kere tartışmak durumunda bırakıldım. Başıma bir şey gelse beni buraya atanlar mı, yoksa 'arada bir yalan da söylenir canım' diyen gazeteciler mi hesabını verecekti bilmiyorum. TCK'nın vesaire olduğu şu küçük kitapçıklardan var koğuşta, okuyorum.

Tutuklular ve hükümlüler işledikleri suçlara göre, suça bakış açılarına göre, eğitim durumlarına göre, sanat ve müzik zevklerine göre ayrılır diye bir ifade var. Ben buna bakıyorum, etrafıma bakıyorum, gülebiliyorum sadece bu ifadeye. Bütün bu iftiralar atılırken annemin, kız kardeşimin başına bir şey gelir mi korkusuyla yaşamanın ne demek olduğunu ben biliyorum. Babama baskı kurmak isteyenler kadar, babamın adını verip tahliye olan iftiracılar da bugün benim burada bulunma sebebim olduğunu düşünüyorum. Hiçbirine hakkımı helal etmiyorum."

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Yorumlar (24)

Haber YorumlarıElkin Kuset:

Yine Tiyatro, aglamaktan konusamadi? Yetimlerin hakkini yerken gulup dans ediyordu? iki damla gozyasi ile disari cikmaya calisan cesur yurekli kahraman…

Yorum Beğen81
Yorum Beğenme30
yanıtYanıtla
Haber Yorumlarısade vatandaş:

asıl tiyatro basına halka kapalı yapılan yargılamalardır aynısını yapıp başka ülkelere firar edenleri herkes gördü yapılan hukuksuzlukların usülsüzlüklerin hesabını kaçmazlarsa yapanlar verecek.

yanıt19
yanıt41
Haber YorumlarıAllahın kulu:

Ağlamak özgürlüğün anahtarı olmuş bunlarda

yanıt39
yanıt20
Haber YorumlarıLeven Ergün:

MUZ.KUMPASI

yanıt11
yanıt11
Haber YorumlarıAltay Bozkurt:

bir zamanlar yedigin hurmalar gün gelir tırmalar olayı !

yanıt45
yanıt12
Haber YorumlarıAynasız Delikanli:

Bu kadarı fazla...

yanıt1
yanıt2
Haber Yorumlarıgirilmez:

Her şeyi konuşabiliyor ama konuşamıyor ilginç

Yorum Beğen41
Yorum Beğenme9
yanıtYanıtla

Tüm 24 yorumu okumak için tıklayın

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.