Hazar Gölü'nde 'Batık Şehir' Dalışları

Elazığ'da gönüllü dalgıçlar, Hazar Gölü'ndeki 'batık şehir'de tarihi kalıntıları görüntüleyip rapor hazırlıyor. Proje, dalış turizmini canlandırmayı ve bölgenin 'Türkiye'nin Atlantis'i' olmasını hedefliyor.
Elazığ'da bir grup gönüllü dalgıç, Sivrice ilçesindeki Hazar Gölü'nde bulunan ve halk arasında "batık şehir" olarak bilinen tarihi yerleşim alanına dalış yaparak, su altındaki kalıntıları görüntülüyor.
Farklı mesleklerden dalış eğitimi almış 4 gönüllü dalgıç, medeniyetlerin su altındaki izlerine ulaşmak için geçen yıl hazırladıkları "Anadolu'nun Derinlikleri Projesi" kapsamında ilgili kurumların destekleriyle Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki baraj göllerine dalış yaparak, sarnıç, mezar, yazıt, kilise, köprü ve tünel gibi kalıntıları su altı kamerasıyla görüntüleyerek, kayıt altına alıyor.
Anadolu'daki batık şehirleri görüntülemek için de çalışma başlatan dalgıçlar, 1830'lu yıllardan itibaren su seviyesinin yükselmesi sonucunda kıyısındaki tarihi yerleşim yerlerinin sular altında kaldığı Hazar Gölü'ne dalış yapıyor.
"Batık şehir"de tarihin izini süren gönüllü dalgıçlar, görüntüledikleri tarihi yapılarla ilgili tespitlerini rapora dönüştürecek.
"Türkiye'nin Atlantis'i olacak bir proje"
Ekibin dalış koordinatörü Nizam Kaya, AA muhabirine, proje kapsamında kayıt altına aldıkları su altındaki tarihi mirasa ilişkin daha önce 6 belgesel çektiklerini belirtti.
Kaya, Hazar Gölü'ndeki "batık şehir"de bulunan kalıntıları da kayıt altına almak için üçüncü dalışlarını gerçekleştirdiklerini ifade ederek, "Hazar Gölü tektonik bir göl. Bu tektonik gölün ada kısmında bir kilise, kilisenin üst kısmında da bir kale bulunuyor. Yaklaşık 1 kilometreye yakın surlar batıya doğru devam ediyor. Bu surlar birçok kitapta ve Osmanlı salnamelerinde geçiyor. Burada yaklaşık 116 hanenin olduğu yazıyor. Bunu açığa çıkarmak ve dalış turizmine kazandırmak istiyoruz. Batık kale ve buradaki surların çekimlerini yapacağız. Hazırladığımız raporu Kültür ve Turizm Bakanlığına sunacağız." dedi.
Amaçlarının Anadolu'da birçok medeniyetin sular altında kalan izlerini ortaya çıkarmak, bunları su altı kültür varlıklarına kazandırmak ve proje haline getirmek olduğunu belirten Kaya, "Bu projelerimizden biri de 'batık şehir.' 'Batık şehir' belki de Türkiye'nin Atlantis'i olacak bir proje. Çalışmalarımız dalış turizmine de katkı sağlayacak. Bu sayede bölgeye bir turizm akımı olacağını düşünüyoruz. Nasıl ki Mısır dalış turizminde öne çıkıyorsa bizim bölgemiz neden çıkmasın? Avrupa'daki turistler Mısır'a dalışa gidiyorsa bu bölgeye de dalış için gelebilirler." diye konuştu.
"Dünya çapında bir çalışma olacak"
"Batık şehir"in seyahatnamelerde de yer aldığını dile getiren Kaya, şunları kaydetti:
"Yabancı gezginler tarafından da burası kayıt altına alınmış. Hatta Harput Kalesi'nden daha eski olduğu rivayet ediliyor. Bu bölgede bu tür yapılar çok fazla. Fırat ve Dicle'nin altında yaklaşık 800 yapı var. Bu yapıların 600'e yakını şu ana kadar keşfedilmemiş. İşte bunlardan biri de bu tektonik gölümüzdeki 'batık şehir'. Bunlarla ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Dalışlarda surdan sur dibine kadar yaklaşık 3 metreden başlayan, 12 metreye kadar ulaşan bir sur derinliği var. Görüntü mevsimsel olarak değişiyor. Eylül ve ekim aylarında daha net görünüyor. Şimdi keşif dalışlarımızı yapıyoruz. Birçok amfora kalıntısı, kırık amfora parçaları ve mezarlıklar var."
Kaya, çalışmalarda tarihi kalıntılara, canlılara zarar vermediklerini anlatarak, "Bu dünya çapında bir çalışma olacak. Elazığ'a ve Türkiye'ye katkısı olacak." ifadelerini kullandı.
"Yaptığımız çalışmalar buranın tarihine ışık tutacaktır"
Ekibin güvenlik ve keşif sorumlusu Faruk Gül de yaklaşık bir yıldır gölü araştırdıklarını belirterek, şu anda dalışlarda yoğunlaştıkları alanların burçlar ve kale yapıları olduğunu, bunları görüntüleyip, belgelediklerini söyledi.
Gül, şöyle konuştu:
"Bu bölgede 116 hanenin ve iş yerinin bulunduğu bilgileri mevcut. Bu haneleri bulmak için araştırmalarda sonar cihazı (balık bulucu) kullanacağız. Yerini tespit ettikten sonra oralara dalış yapıp, görüntü alacağız. Dalışlarımızda ve araştırmalarımızda kale girişinde iki burç ve gözetleme kulesi bulunduğunu tespit ettik ve görüntülerini aldık. Merdiven yapıları, sur girişleri ve gördüğümüz birkaç oda girişi mevcuttu. Şu an içeri girmedik ancak onların da araştırmaları devam ediyor. Gerekli güvenlik önlemlerini aldıktan sonra buraların da görüntülerini çekeceğiz. Bölgede çok sayıda tarihi buluntuya rastladık. İrili ufaklı küpler, birçoğu tahıl depolama amacıyla kullanılan insan büyüklüğünde testiler var. Alt tarafa doğru mezarlık bölgesi var. Mezarlık bölgesinin yukarısında büyük bir sunak (dini inançlarda tanrıya adak adanan, kurban kesilen veya ibadet edilen taş, mermer ya da tahta yapı) alanı mevcut. Yaptığımız çalışmalar buranın tarihine ışık tutacaktır."














