Görmez, Gürcistan Ortodoks Kilisesi Patriği 2. İlia'yı Kabul Etti

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Görmez: ''Kendi ülkesinde yaşayan farklı inançlara özgürlük tanımayan bir ülkenin büyük ülke olması mümkün değildir'' ''Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki artık bütün farklı din mensupları birlikte yaşamaya başlamışlardır.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, "Kendi ülkesinde yaşayan farklı inançlara özgürlük tanımayan bir ülkenin büyük ülke olması mümkün değildir" dedi.
Görmez, Gürcistan Ortodoks Kilisesi Patriği 2. İlia'yı makamında kabul etti. Patriği, seçkin bir heyetle ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduğunu ifade eden Görmez, davetlerine icabet ettikleri için teşekkürlerini iletti.
Görüşmeyi, iki komşu ülke olarak, hem ortak coğrafyanın hem de dünyanın meselelerini konuşmak için gecikmiş bir görüşme olarak kabul ettiğini belirten Görmez, "Çünkü pek çok komşularımızla olduğu gibi Türkiye ile Gürcistan arasında da çok önemli bir tarihi ortak kültür mevcuttur. 1800'lü yıllardan itibaren Gürcüler ile Türkler iç içe karışmış iki millet olmuşlardır" diye konuştu.
1800'lü yıllarda Rusya'da başlayan savaştan dolayı pek çok Müslüman, gayrimüslim, Katolik Gürcü'nün Türkiye göç ettiğini anımsatan Görmez, aynı şekilde Gürcistan'da da ortak akrabaların olduğunu ifade etti.
Bu ortak akrabaların dini konularını, din özgürlüklerini, mabet ihtiyaçlarını görüşmenin, konuşmanın önem arz ettiğini belirten Görmez, 70 yıllık bir inanç tarihi bakımından, inkıtadan sonra Gürcistan'da Ortodoks Kilisesi ve diğer Müslümanların kendi kimliklerini, inançlarını ayağa kaldırmaya çalışmakta olduğunu söyledi.
-"İnancın özgürlük içerisinde yaşanması en temel haktır"
Görmez, "Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki artık bütün farklı din mensupları birlikte yaşamaya başlamışlardır. Artık her inanç mensubunun, dünyada nerede yaşıyorsa yaşasın kendi inancını özgürlük içerisinde yaşaması en temel hakkıdır" dedi.
Her inanç mensubunun kendi mabetlerini özgürce inşa etmesi, onları yaşatması kadar tabi bir şeyin olamayacağına işaret eden Görmez, şunları kaydetti:
"Her inanç mensubunun, kendi çocuklarına kendi inançları doğrultusunda eğitim vermesi en tabi hakkıdır. Bu, evrensel insan haklarının en önemli kurallarından olduğu gibi bütün ilahi dinlerin de birlikte yaşama ahlakı ve hukukunun en temel ilkesidir.
Son yıllarda Türkiye ve Gürcistan arasında hemen hemen her konuda, siyasi, sosyal, ekonomik bütün alanlarda, çok önemli mesafelerin katedilmiş olmasından büyük bir mutluluk duyuyoruz. İki ülke arasında insanların pasaport ibraz etmeden sadece kimliklerini göstererek geçmesi dahi örnek olabilecek büyük bir uygulamadır."
-Başkanlığa yapılan ilk ziyaret
Bütün bu ilişkilerin aynı zamanda dini kurumlar arasında yapılacak görüşmelerle de daha sağlıklı, daha temel esaslara bağlanmasına ihtiyaç olduğunu ifade eden Görmez, Türkiye'de yaşayan Gürcü bir Hristiyanın inancını, kimliğini, kilisesini; aynı şekilde Tiflis, Batum, Gürcistan'da yaşayan bir Müslümanın da kimliğini, inancını özgürce yaşayabilmeleri gerektiğine dikkat çekti.
Bu konuda zaman zaman sorunlar ortaya çıkıyor olsa da bunları aşmanın kolay olduğunu vurgulayan Görmez, "Kendi ülkesinde yaşayan farklı inançlara özgürlük tanımayan bir ülkenin büyük ülke olması mümkün değildir" dedi.
Görmez, başkanlığa yapılan bu ilk ziyaretin her iki ülke arasındaki ilişkilerin daha sağlıklı, güzel esaslara dayanmasına vesile olacağını belirterek, "Gürcistan, ismini dahi Hz. İsa'nın bir havarisinden alan kadim bir inanç merkezidir. Tekrar hoşgeldiniz" diye konuştu.
-"Müslümanlar din açısından hür yaşıyor"
Gürcistan Ortodoks Kilisesi Patriği 2. İlia ise Gürcistan'ın birçok milletin, dinlerin temsilcilerinin birlikte yaşadıkları bir yer olduğunu belirtti.
Gürcüler ile buradaki Müslümanlar arasındaki ilişkilerin dostane olduğunu ifade eden Patrik 2. İlia, bunun bir örneğinin de Gürcistan'da 311 caminin hizmet vermesi olduğunu söyledi.
Gürcistan'da Müslümanlar için eğitim faaliyetlerinin olduğunu da belirten Patrik 2. İlia, "Bu, Gürcistan'da yaşayan Müslümanların din açısından hür olarak yaşadıklarının bir göstergesidir" dedi.
Kendisinin Müslümanlarla çok yakın ilişkiler kuran bir ailede büyüdüğünü belirten Patrik 2. İlia, İnguş ve Çeçenlerin sürgün edileceğinin haberleri yayıldığında ailesinin, bu kişilere çocuklarını sürgünden kurtarmak için evlat edineceklerini söylediğini anlattı.
-"Ümit ediyorum ki Türkiye özel bir önem verecektir"
İki ülke arasındaki ilişkilerin her zaman çok yakın olduğunu ve bu şekilde de devam edeceğini belirten Patrik 2. İlia, şunları kaydetti:
"Geçmişte Türkiye'de bulunan birçok kilisenin halen faaliyette olmamasından üzüntü duymaktayız. Bunlar Oşki, İşhanı kiliseleri ve diğer kiliseler. Ümit ediyorum ki Türkiye bu konuya özel bir önem verecektir. Bu kiliselerin, bu tarihi eserlerin restorasyon çalışmaları devam edecektir ve bu kiliseler faaliyet kazanacaktır. Önemli bir husus da Rum ve Ermeni kiliseleri resmi olarak kayıtlı olmalarına rağmen, Gürcü kiliselerinin buna benzer kayıtları yoktur. Bazı yabancıların bunlara el koyması da bizleri üzmektedir."
Patrik 2. İlia, Gürcistan'da yaşayan Müslümanların çok rahat olmaları için ellerinden geleni yaptıklarını, aynısının Türkiye'de de olmasını istediklerini belirterek, kiliselerde devam eden restorasyon çalışmalarına Gürcü uzmanların ve tarihçilerin de katılması gerektiğini söyledi.
-"Bizzat takipçisiyiz"
Diyanet İşleri Başkanı Görmez de, Oşki ve İşhanı kiliselerinin iki ülke arasındaki mutabakat ile restorasyonunun başladığını, bundan büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek, "Bu topraklarda tüm tarihi eserler bizim ortak tarihi eserlerimizdir. Bu ülkede, herhangi bir Gürcü Hristiyan bir vatandaşımız varsa onun kendi inanç özgürlüğü, kendi mabedinde ibadet etmesi, kendi din eğitimini alması konusu bizim de bizzat takipçisi olacağımız bir konudur" diye konuştu.
Görmez, kilise restorasyonlarında Gürcü mimarların Türkiye'ye geldiğini ve bütün değişikliklerin yapıldığını da bildirdi.
Şahsen, din özgürlükleri konusunda siyasetin ve diplomasinin kabul ettiği muadelet prensibine dahi itirazı olduğunu belirten Görmez, "Hiçbir ülke, benim anlayışıma göre, başka bir ülkeye şunu diyemez 'Sen oradaki benim dinime mensup azınlığa nasıl muamele edersen, ben de benim ülkemde bulunan azınlığa öyle muamele ederim' demesini dahi ahlaki bulmam" dedi.
Bunun siyasetin ve diplomasinın bir kuralı olabileceğini ama din özgürlüklerinin, dini kurumların bir prensibi olamayacağını vurgulayan Görmez, kiliselerin restorasyonları ile ilgili iki ülke arasındaki sözleşmeyle eş zamanlı olarak Gürcistan'daki camilerin de yapılmasının karar verildiğini belirtti.
-"Camiye ihtiyaç duyduklarını biliyorum"
Patriğin kendi hayatından verdiği örneklerin son derece önemli olduğunu söyleylen Görmez, aynı kültürün bu topraklarda da var olduğunu kaydetti.
Görmez, "Ancak biliyorum ki 350 caminin büyük bir kısmı, köylerdeki küçük küçük mescitlerdir. Pekçok yerde, cuma ve bayram namazlarını içinde kılabilecekleri bir camiye ihtiyaç duyduklarını biliyorum. İnanıyorum ki onlar bu sorunlarını Sayın Patriğe ilettiklerinde, Sayın Patrik aynı şekilde onların ihtiyaçlarının önünü açacaktır, destekleyecektir.
Protokol ile diğer camilerin yapılacağından da endişe duymadığını belirten Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak üzerlerine düşen her şeyi yerine getireceklerini de sözlerine ekledi.
Konuşmaların ardından Görmez, Patrik 2. İlia'ya üzerinde altın yaldızlı İstanbul silüetinin olduğu "Yedi Tepe" vazosu hediye ederken, Patrik 2. İlia da Görmez'e Gürcü bir ressamın yaptığı "Rüzgar" isimli tabloyu takdim etti. - Ankara

















