Genel Sağlık-İş Başkanı Uğur, aile hekimlerinin kira yükü için Bakanlığa çağrı yaptı
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Genel Sağlık-İş Başkanı Derya Uğur, aile hekimlerinin iş yükünün arttığını, cari giderlerin yetersiz kaldığını ve kira yükünü belirterek Sağlık Bakanlığı'na çağrı yaptı. Uğur, 21 yıldır düzenleme yapılmadığını, sahada çalışanların görüşlerinin alınması gerektiğini söyledi.
(ANKARA) - Genel Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Derya Uğur, aile hekimlerinin iş yükünün arttığını, cari gider ödemelerinin yetersiz kaldığını ve kira yükünün hekimlerin üzerine bindiğini belirterek, Sağlık Bakanlığı'na sahadaki sağlık emekçilerinin görüşlerinin alınması çağrısında bulundu.
Genel Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Derya Uğur, aile hekimlerinin yaşadığı sorunlara ilişkin ANKA Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu.
Aile hekimlerinin asli görevleri arasında yer almayan iş ve işlemlerin giderek arttığını belirten Uğur, aile hekimliği sisteminin başlangıcında her ailenin bir aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının olması hedeflendiğini, sistem kapsamında kişilerin sağlıklarının korunması, tanı, tedavi, aşılama ve gebelik takibi gibi hizmetlerin kayıt altına alınmasının amaçlandığını ifade etti.
"21 YILDIR HERHANGİ BİR DÜZENLEME YAPILMADI"
Sistemin büyük umutlarla başlatıldığını ancak geçen sürede gerekli düzenlemelerin yapılmadığını söyleyen Uğur, şöyle konuştu:
"Fakat 2005 yılından bu zamana kadar, 21 yıldır herhangi bir düzenleme olmadığı gibi, her geçen gün iş yükleri bu aile sağlığı merkezlerinde çalışan arkadaşlarımızın artırılır bir hale geldi. Yaşanan sorunları saymakla bitmeyecek düzeyde, hem çalışanlar açısından hem yurttaşların sağlığı açısından istenen amacına maalesef ulaşamadı. Her geçen gün daha kötüye gider hale geldi maalesef."
MEDULA sistemine ilişkin eleştirilerini de dile getiren Uğur, hekimlerin SGK'nın idari ve mali işlemlerini denetlemesinin sağlık çalışanlarının görevi olmadığını belirtti. Uğur, MEDULA üzerinden yapılmak istenen uygulamanın sağlık emekçilerinin sorumluluğunu artıracağını savunarak, uygulamanın sahada hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Derya Uğur, Sağlık Bakanlığı'na aile hekimliği sisteminin sorunlarının çözümü için sahada görev yapan sağlık emekçilerinin görüşlerinin alınması çağrısında bulundu.
Aile hekimliğinin temelinin koruyucu sağlık hizmetleri olduğunu vurgulayan Uğur, "Burada performans kriterleriyle, memnuniyet anketleriyle, onu yazardın, bunu yazmazdınla aile hekimlerinin, aile sağlığı çalışanlarının üzerinden iş görmeye çalışmak doğru değildir. Bu üzüm yemek değildir, bağcıyı dövmektir. Her türlü yapamadığı sağlık hizmetinin sunumunda gerçekleştiremediklerinin bedelini aile sağlık merkezlerinde çalışan sağlık emekçilerinin üzerine yüklemektir" diye konuştu.
Sağlıkta dönüşüm programıyla birlikte sağlık emekçilerinin özlük haklarının budandığını ve itibarsızlaştırıldığını savunan Uğur, sağlık hizmeti sunan kurumların "ticarethane" mantığıyla yönetildiğini öne sürdü. Uğur, bu yaklaşım nedeniyle yurttaşların sağlık hizmetlerinden nitelikli şekilde yararlanamadığını ifade etti.
"AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNDE CARİ GİDERLER KARŞILANAMIYOR"
Aile sağlığı merkezlerinde hekimlere yapılan cari gider ödemelerinin yetersiz kaldığını belirterek, özellikle büyükşehirlerde bazı aile hekimlerinin hizmet verdikleri binaların kira giderlerini karşılayamadığını söyleyen Uğur, "Bu bir kısım arkadaşımız da masrafları karşılayamadığı için sistemden ayrılmak zorunda kalıyor. Nereye gidiyor? Kendi kadrosunun bulunduğu sağlık kurumuna gidip aile sağlığı merkezinde aile hekimliği ya da aile sağlığı çalışanı görevini yapmaktan vazgeçiyor. Yani çok sürmeyecek gibi sistem tamamen şu anda çatlak bir vaziyette ayakta tutulmaya çalışılıyor sağlık emekçilerinin özverisiyle. Çok sürmeyecek gibi aile sağlığı merkezleri de boşalacak ve oralarda sağlık hizmeti sunan profesyoneller olmaz hale gelecek maalesef" dedi.
Elazığ'daki aile sağlığı merkezlerinin yüksek kira bedelleriyle kiralandığı yönündeki değerlendirmeye ilişkin Uğur, sorunun yalnızca Elazığ'da yaşanmadığını belirterek, "Her yerde öyle. Tüm illerde bu sıkıntı yaşanıyor" dedi. Aile sağlığı merkezlerinin çoğunun kamu binası olmadığını, hekimler tarafından kiralanan daire veya dükkanların bu amaçla kullanıldığını belirten Uğur, kira sözleşmeleri ve yıllık artışların hekimler tarafından karşılandığını söyledi.
Kira artışlarının çoğu zaman devletin uyguladığı oranların üzerinde gerçekleştiğini savunan Uğur, il sağlık müdürlüklerinin kamu binalarında da yüksek rayiç bedeller üzerinden kira artışları uyguladığını öne sürdü. Daha önce hem kiralık aile sağlığı merkezinde hem de Sağlık Bakanlığı'na bağlı kurumlarda çalıştığını belirten Uğur, "İkisinde de ben ev sahibiyle İl Sağlık Müdürlüğü'nün artış oranlarında çok bir fark görmedim. İkisi de en yüksek bedelden alırlardı kiraları bizden" diye konuştu.
"BİZ İNSAN ONURUNA YARAŞIR ÇALIŞMA KOŞULLARI İSTİYORUZ"
Uğur, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
"Sağlık hizmetinin sunumunu gerçekten nitelikli, eşit, ücretsiz olduğunu iddia ediyorlar ya Sağlık Bakanı ve ona bağlı çalışan il sağlık müdürlüğü veya idareciler. Türkiye'de durum gerçekten böyle değil. Sağlık hizmetlerinin sunumunu eşit, ulaşılabilir, nitelikli hale getirmek istiyorsanız, sağlık meslek örgütleriyle, sahada uygulayıcılarıyla masaya oturup onların olması gerektiğini söyledikleri görüşleri yerine getirmeleri gerekiyor. Yani bizlerin bir kere görüşlerinin alınması gerekiyor.
Biz insan onuruna yaraşır bir yaşam istiyoruz. İnsan onuruna yaraşır çalışma koşulları istiyoruz. Personel eksikliği, maaşlardaki düşüklükler, hastanelerdeki sağlık hizmeti sunumundaki malzeme yetersizlikleri, sağlık okur yazarlığı, sağlıkta şiddete karşı vatandaşı kışkırtmaları ve bizim üzerimize salmalarından vazgeçmelerini istiyoruz. Sağlıkta şiddetin de çözümünü bulsunlar, bulamıyorlarsa gelsinler. Genel Sağlık-İş'in sağlıkta etkin şiddet yasasını biz kendilerine takdim ederiz."
















