Abbas, 20 yıl sonra seçim kararnamesi imzaladı

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 2006'dan beri askıda olan milletvekili seçimleri için 28 Kasım 2026 tarihini belirledi. Uzmanlar, kararın reform taleplerine yanıt olduğunu ancak seçim başarısının Doğu Kudüs ve Gazze'deki engellerin aşılmasına bağlı olduğunu vurguluyor.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın 2006 yılından bu yana askıda olan milletvekili seçimleri için 28 Kasım 2026 tarihini belirleyen kararnameyi imzalaması, yaklaşık 20 yıl sonra seçim konunsunu yeniden Filistin siyasetinin gündemine getirdi.

Karar, iç bölünmenin sürdüğü ve İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını devam ettirdiği bir dönemde, Filistin siyasi sisteminin yeniden yapılandırılması ve meşruiyetinin yenilenmesine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.

AA'ya konuşan uzmanlar, kararnameyi Filistin'deki seçilmiş kurumların yeniden işler hale getirilmesi ve iç ile dış reform taleplerine yanıt verilmesi yönünde atılmış bir adım olarak değerlendirirken, seçimlerin başarısının başta işgal altındaki Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi'nde seçimlerin yapılmasının güvence altına alınması ve Filistinli grupların geniş katılımının sağlanması olmak üzere siyasi, hukuki ve sahadaki engellerin aşılmasına bağlı olduğunu belirtiyor.

Abbas, 9 Temmuz'da yayımladığı kararnameyle Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki Filistinlileri, 28 Kasım'da yeni Filistin Yasama Konseyini (Meclis) seçmek üzere sandığa gitmeye çağırdı.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ise 2027 yılının ilk çeyreğinde yapılması planlanırken, seçim tarihinin daha sonra belirleneceği bildirildi.

Kararname, genel seçim yasasında bir ay önce yapılan değişikliklerin ardından yayımlandı. Değişikliklerle Yasama Konseyinin üye sayısı 132'den 200'e çıkarıldı, adaylık yaşı 28'den 23'e düşürüldü. Seçim barajı yüzde 1'e indirildi, ayrıca aday listelerinde her üç adaydan en az birinin kadın olması şartı getirildi.

Filistin'de son yasama seçimleri 2006'da yapıldı. 2007'de yaşanan Filistin iç bölünmesinin ve Hamas'ın Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele geçirmesinin ardından Yasama Konseyinin çalışmaları durdu. Abbas ise 2018'de konseyi feshetti.

2021'de yapılması planlanan yasama ve cumhurbaşkanlığı seçimleri ise Abbas tarafından, İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistinlilerin seçime katılımını garanti etmemesi gerekçesiyle ertelendi.

Reform mu, baskılara yanıt mı?

Necah Ulusal Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Raid Nuayrat, seçim kararının zamanlamasının Filistin yönetiminde reform yapılmasına yönelik uluslararası talepler ve son siyasi gelişmelerle bağlantılı olduğunu söyledi.

Nuayrat, "Kararın arkasındaki temel neden, özellikle ABD ve Avrupa'nın Filistin yönetiminin reformu ve yeniden etkin hale getirilmesi yönündeki söylemlerinin arttığı bir dönemde, Filistin yönetiminin kurumlarının reformuna ilişkin uluslararası taleplere yanıt verme girişimidir." dedi.

Seçimlerin, Filistin yönetiminin reform yönünde atabileceği en önemli adımlardan biri olduğunu belirten Nuayrat, bunun özellikle vergi gelirleri ve Filistin yönetiminin geleceğine ilişkin uluslararası girişimlerle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Mevcut siyasi ortamda seçim süreci konusunda tam bir ulusal uzlaşı sağlanamadığını belirten Nuayrat, "Bugün seçimler ulusal uzlaşı ortamında yapılmıyor. Pek çok Filistinli de savaşın ve onun yol açtığı karmaşık insani ve siyasi koşullar nedeniyle seçimleri öncelikli bir konu olarak görmeyebilir." ifadelerini kullandı.

Nuayrat, "Seçimlerin yapılması başlı başına bir hedef olabilir. Ancak asıl soru seçimlerden sonra ne olacağı ve iç bölünme ile mevcut sorunlar devam ederken ortaya çıkacak sonuçlarla nasıl başa çıkılacağıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Seçimlerin başarısı, Kudüs ve Gazze'deki engellerin aşılmasına bağlı

Siyasi analist Cihad Harb ise seçimlerin başarısının Kudüs ve Gazze Şeridi'nde seçim yapılabilmesine bağlı olduğunu söyledi.

Harb, seçimlerde ilk engelin, Doğu Kudüs'ün seçimlere katılımı olduğunu belirterek, sağcı bir İsrail hükümetinin kentte seçim yapılmasına izin vermeyeceğini ifade etti.

İkinci engelin Gazze Şeridi olduğunu belirten Harb, bölgede seçimlerin yapılabilmesi için öncelikle Gazze'nin yönetimine ilişkin siyasi uzlaşının sağlanması gerektiğini ifade etti.

Harb, savaşın ardından Gazze'de seçmen kayıtlarının güncellenmesi, sandık merkezlerinin belirlenmesi ve kitlesel yerinden edilmenin yol açtığı sorunların giderilmesi gibi kapsamlı teknik hazırlıklara da ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

"Seçimlerin başarısı, Kudüs ve Gazze'deki engellerin aşılmasına bağlı." diye konuşan ve bu zorlukların görece kısa sayılabilecek bir süre içinde yoğun çaba gerektirdiğini belirten Harb, buna rağmen seçimlerin yapılmasının önemine dikkati çekti.

Harb, "Yeni bir meşruiyet, mevcut meşruiyetlerin devamından daha güçlü olacaktır. Seçimler, Filistin siyasi sistemini yeniden inşa edebilir ve vatandaşlara temsilcilerini seçme hakkını yeniden kazandırabilir." dedi.

Tüm Filistinli grupların seçimlere katılımının "seçim sürecinin başarısı için temel bir unsur" olduğunu belirten Harb, seçimlerin boykot edilmesinin ise "Filistinlilerin, seçilmiş kurumların uzun yıllardır işlememesinin ardından değişim için doğan fırsatı kaybetmesine yol açacağını." ifade etti.

Harb, Batı Şeria ile Gazze Şeridi'ni temsil eden bir Yasama Konseyinin oluşturulmasının "iç bölünmenin sona erdirilmesi, Filistin siyasi sisteminin birliğinin güçlendirilmesi ve Gazze Şeridi'nin ayrı bir yapıya dönüşmesinin önlenmesi için bir başlangıç oluşturabileceğini" söyledi.

Meşruiyet katılım şartlarına bağlı

Filistinli siyasi uzman Adil Şedid ise 20 yılı aşkın süredir seçim yapılmaması nedeniyle Filistin'de meşruiyetin yenilenmesinin artık zorunlu hale geldiğini söyledi.

Ancak seçimlerin başarısının, seçimlere katılım şartlarının nasıl belirleneceğine bağlı olduğunu belirten Şedid, "Asıl soru seçimlerin yapılıp yapılmayacağı değil, hangi şartlarda yapılacağıdır. Seçimler tüm Filistinlilere seçme ve seçilme hakkını tanıyacak şekilde mi yapılacak, yoksa katılımı sınırlandıracak siyasi şartlar mı getirilecek?" dedi.

Şedid, siyasi güçlerin seçimlere katılabilmesi için belirli siyasi tutumları ya da anlaşmaları kabul etmelerinin şart koşulmasının "iç bölünmeyi daha da derinleştirebileceğini ve geniş bir ulusal mutabakata sahip kurumların ortaya çıkmasını engelleyebileceğini" ifade etti.

Seçimlerin, işgal altındaki Doğu Kudüs ile Gazze Şeridi'ni kapsamadığı takdirde siyasi hedeflerine ulaşamayacağını vurgulayan Şedid, "Doğu Kudüs ve Gazze olmadan seçimler ulusal değerinin önemli bir bölümünü kaybeder." değerlendirmesinde bulundu.

Şedid, Doğu Kudüs'te seçim yapılmasında ısrar edilmesinin ise "İsrail'i uluslararası toplum önünde zor durumda bırakabileceğini ve seçim sürecini siyasi direnişin bir biçimine dönüştürebileceğini" söyledi.

Uzmanlar, kararnameye ilişkin değerlendirmelerinde farklı noktalara dikkat çekse de seçimlerin, seçilmiş kurumların uzun yıllardır çalışmaması ve Filistin'deki iç bölünmenin ardından siyasi sistem açısından önemli bir dönüm noktası olduğu görüşünde birleşiyor.

Ancak uzmanlara göre seçimlerin başarıya ulaşması yalnızca cumhurbaşkanlığı kararnamesinin yayımlanmasına bağlı değil. Bunun için Filistinli gruplar arasında siyasi uzlaşının sağlanması, Doğu Kudüs ile Gazze Şeridi'ndeki engellerin aşılması ve tüm siyasi güçlerin seçim sürecine katılımının güvence altına alınması gerekiyor.

Böylece halkın desteğini alan yeni kurumların oluşturulması ve bu kurumların Filistin'in karşı karşıya olduğu iç ve dış sorunlarla mücadele edebilmesi mümkün olabilmesi bekleniyor.

Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.