Bir Deprem Ülkesi Olan Türkiye'de Jeofizik Mühendislerinin Yarısı İşsiz
Jeofizik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Gönülalan, Türkiye'deki Jeofizik Mühendislerinin Yarısının İşsiz Olduğunu Söyledi.
Jeofizik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Gönülalan, Türkiye'deki jeofizik mühendislerinin yarısının işsiz olduğunu söyledi.
Jeofizik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gönülalan, bu durumun Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinin halen tam olarak anlaşılamadığının en önemli göstergesi olduğunu söyledi.
Gönülalan, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası tarafından Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde (KTÜ) düzenlenen '4. Jeofizik Öğrenci Kongresi'ne katılmak üzere Trabzon'a geldi. Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinin artık herkes tarafından kabullenilmesi gerektiğini anlatan ve son günlerde bazı basın-yayın organlarında yeniden İstanbul odaklı deprem tartışmalarının yer aldığını hatırlatan Gönülalan, bunların tamamen spekülatif açıklamalar olduğunu söyledi. Marmara Denizi'nde fay araştırması adı
altında çalışmalar yapan yabancı gemilerin yaptığı araştırmaların da çok iyi incelenmesi gerektiğini savunan Gönülalan, bunların ardında petrol ve doğalgaz araştırmalarının bulunduğunu ileri sürdü. Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinin halen kabullenilemediğini belirten Gönülalan, 1999 depreminin ardından Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nda 2, belediyelerde de 8 jeofizik mühendisinin istihdam edildiğini ve 2006 yılı sonu itibarıyla Türkiye'de jeofizik mühendislerinin yüzde 49'unun işsiz olduğunu
söyledi. Kaz Dağları'nda altınla ilgili çevrecilerin söylemleriyle hareket edilemeyeceğini anlatan Gönülalan, bu çalışmaların tamamen bilimsel yöntemlerle sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye'de her şehirde bir üniversite açılmasının kaliteli mühendis yetiştirilmesinin önündeki en önemli problemlerden biri olduğuna dikkat çeken Gönülalan, bu konuda Yüksek Öğretim Kurulu'nun (YÖK) kontenjanları indirmesi gerektiğini savundu.
DEPREMİN NE ZAMAN OLACAĞINI KİMSE BİLEMEZ
Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu ve herkesin bu gerçeği kabullenerek yaşaması gerektiğini belirten Uğur Gönülalan, bugün gelinen noktada depremin nerede ve ne büyüklükte olacağının tahmin edilebileceğini ancak ne zaman olacağının bilinmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Depremin zamanına ilişkin yapılan açıklamaları 'bilimsel ciddiyetten uzak ve spekülatif açıklamalar' olarak değerlendiren Gönülalan, sözlerine şöyle devam etti: "Bu tür tartışmaların yeri medya organları değil, bilimsel oturum ve toplantılardır. 1999 depreminin ardından Türkiye'de 'deprem uzmanı' adı altında bir takım kişiler ortaya çıktı. Oysa biz bundan 30 yıl önce de bu konuları tartışırken konuşacak adam bulamıyorduk. Depremci sayısı 3-5 kişiyi geçmiyordu. Depremin yeri ve büyüklüğü bilinebilir ama
ne zaman olacağına ilişkin açıklamalar her zaman spekülatif açıklamalardır. Türkiye'nin en büyük sıkıntılarından biri ilgili alanlarda gerçek uzmanların konuşmamasıdır."
YABANCI ARAŞTIRMA GEMİLERİ MARMARA DENİZİ'NE PETROL VE DOĞALGAZ ARAMAK İÇİN GELİYOR
1999 depreminden sonra Marmara Denizi'nde fay araştırması adı altında yabancı araştırma gemilerinin çalışma yaptığını hatırlatan Gönülalan, bu çalışmaların amacının çok iyi etüt edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Marmara'da araştırma yapmak için Türkiye'ye sürekli yurt dışından gemiler geldiğini anlatan
Gönülalan, şöyle konuştu: "Ne için geliyor? Marmara Denizi'ndeki fay hattı araştırması için. Acaba gerçek anlamda fay araştırması yapmak için mi yoksa başka amaçlarla mı geliyor bu gemiler. Bugün Marmara Denizi'nde ve bağlı batı kesimindeki tektonik alanlarda araştırmalarımızı sağlıklı bir şekilde yaptığımız taktirde, burada sadece fay araştırması değil petrol ve doğalgaza yönelik araştırmalar da yapılmış olabileceğini görürüz."
TÜRKİYE'NİN DEPREM ÜLKESİ OLDUĞU GERÇEĞİ HALEN KABULLENİLEMEDİ
1999 depremi sonrasında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın 38 kararname yayınladığını hatırlatan Uğur Gönülalan, sözlerine şöyle devam etti: "Ülke kararnamelerle idare edilmeye çalışılıyor. 7269 Sayılı Afet Kanunu ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu'nun bir an önce değişmesi gerekirken, 1999 depreminden bu yana bu kanunlar halen değişmemiştir. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı deprem şurası yapıyor, bilim adamlarını, meslek örgütlerini bir araya getiriyor. Bu toplantılarda kararlar alınıyor ama
uygulanmıyor. Neden? Çünkü Türkiye'de koordinasyon eksikliği var. Üniversiteler ayrı bir koordinasyonsuzluk içinde. Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün kendisi bir afet konumunda. 31 Ocak 2000 Genelgesi'ni uygulamayan bir bakanlık söz konusu. Afet İşleri Genel Müdürlüğü, ilgili kesimleri bir araya getirme konusunda zaten afet durumunda. Biz 31 Ocak Genelgesi'ni mahkemeye veriyoruz. Belediyelerle ilgili kapsam dışı mevzuatın yürütmesinin durdurulması kararını alıyoruz ama hala o karalar da uygulanmamaya devam
ediyor. Eğer bu devlet hukuk devleti ise alınan karaların uygulanması gerekir. Ama maalesef bunu göremiyoruz."
TÜRKİYE'NİN ALTIN VE PETROL REZERVİ BİLİMSEL ARAŞTIRMALARLA ORTA ÇIKAR
Türkiye'de diğer alanlarda da benzer sıkıntılar yaşandığını ileri süren Jeofizik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Gönülalan, ülkenin altın ya da petrol rezervinin bilimsel araştırmalarla ortaya konulması gerektiğini söyledi.
"Maden Kanunu ve uygulanmasına dair yönetmelikleri değiştiriyorsunuz, ortaya Kaz Dağları'yla ilgili senaryolar çıkıyor" diyen Uğur Gönülalan, "Ben bunu şehir efsaneleri modeline getireceğim. Her kafadan bir ses çıkıyor bu ülkede. Potansiyeli bilmeden 'altın ya da petrol var ya da yok' diyemezsiniz. Potansiyeli bilmeden 'Karadeniz petrol yatağıdır' diyemezsiniz. Bunların hepsi bilimsel çalışmalar gerektiriyor" ifadelerini kullandı.
Kaz Dağları'nda altın olup olmadığıyla ilgili çevrecilerin söylemleriyle hareket edilemeyeceğini anlatan Uğur Gönülalan, şöyle konuştu: "Çünkü biz en son teknolojiyi kullanan bir mühendislik disipliniyiz. Çevreye zarar vermeden oradaki altının varlığını ve potansiyelini ortaya çıkarabilecek bir mühendislik disipliniyiz. Bakan çıkıp burada 20 yıldır çalışma yapıldığını söylüyor ama 20 yıllık süreç içinde en gelişmiş yöntemlerle, jeofizik yöntemlerin kullanıldığı bir araştırmanın olmadığını da biz
biliyoruz. Maden Kanunu'nun çıkarılması jeofizik mühendisliğinin çalışma alanının genişletildiği anlamına gelmiyor. Maden Kanunu'nda jeofizik mühendisinin imza atması gerekirken konunu dışındaki uzmanlar imza atmaya devam ediyor."
JEOFİZİK MÜHENDİSLERİNİ İSTİHDAM ETMEYENLERİ KINIYORUM
Uğur Gönülalan, Türkiye'de jeofizik mühendislerinin yüzde 49'unun işsiz olduğunu belirterek 1999 depremi sonrasında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nda istihdam edilen jeofizik mühendisi sayısının 2, belediyelerde ise 8 olduğuna işaret etti. Gönülalan, bu durumun Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinin halen kabul edilemediğinin en önemli göstergesi olduğunu ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: "1999 depreminden sonra Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na alınan jeofizik mühendisi sayısı 2. Bir
deprem ülkesindeki bu durumu düşünebiliyor musunuz? Türkiye'de jeofizik mühendislerinin onaylaması gereken raporları, projeleri başka mühendislikler onaylamaya çalışıyor. Siz bakanlığa 2 tane jeofizik mühendisi alıyorsunuz. Belediyelere alınan jeofizik mühendisi sayısı ise 8. Bu ne demektir? Demek ki bu ülkede hala olayın bilincinde olmayan bir yönetim anlayışı var."
Oda'ya kayıtlı 3 bin 178 üye arasında yapılan bir istatistiğe göre 31 Aralık 2006 tarihi itibarıyla jeofizik mühendislerinin yüzde 49'unun işsiz olduğunu anlatan Uğur Gönülalan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu sayı daha da artıyor. Bugünkü rakamlar yüzde 49'un üzerindedir. Sadece jeofizik mühendisleri de değil, jeoloji, petrol, makine, ziraat mühendisleri de işsizdir. Partiler ve makamlar gelip geçicidir. Sistemler kalıcıdır. Ben, ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini kabul etmedikleri ve jeofizik
mühendislerini istihdam etmedikleri için bunları kınıyorum. Çünkü bizim yaptığımız bir raporu ancak jeofizik mühendisi onaylayabilir. Jeofizik mühendisliği özeldir, hizmetleri özeldir. Dolayısıyla siz bunu kalkıp bir başka gruba onaylatırsanız yapılan işin bilimsel ve teknik anlamı yoktur."
8. Beş Yıllık Kalkınma Planı'na göre Türkiye'de çalışacak jeofizik ve jeoloji mühendisi sayısının 10 bin olması gerekirken bu sayının hala 2 binlerde olduğunu anlatan Uğur Gönülalan, sözlerine şöyle devam etti: "Biz planlı kalkınmayı da göz ardı etmiş oluyoruz. 9. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda da işsizlik ve istihdamla ilgili veriler bulunmamaktadır. Yani siz bir kalkınma modeline geçiyorsanız ya eski kalkınma planı içinde yer alacaksınız ya da Avrupa Birliği'nin dayattığı modelde yer alacaksınız. İşte
bu hükümetin kalkınma modelinde yaptığı çalışma tamamen AB'nin dayattığı modelin getirdiği bir kalkınma anlayışıdır. Çünkü içerisinde resmi veri, hedef ve strateji yok. Önceki planlarla ilgili arasında çok büyük farklar var."
Türkiye'de 'her şehirde bir üniversite açılmasının kaliteli mühendis yetiştirilmesinin önündeki en büyük problemlerden biri olduğunu savunan Gönülalan, sözlerini şöyle tamamladı: "Daha kaliteli mühendis yetiştirilmesi için Yüksek Öğretim Kurulu'nun (YÖK) kontenjanları indirmesi gerekir. Alt yapısı gözden geçirilmeden her şehirde bir üniversite kurulmaması gerekir. KTÜ 52 yıllık bir üniversitedir. Ama siz her ilde bir KTÜ kurmaya kalkarsanız bu seviyeye gelmesi için 50 yıl gerektirir. O nedenle
üniversiteler tekrar gözden geçirilmelidir. Bildiğim kadarıyla sadece 3 il kalmış üniversitesi olmayan. Her ile okul ihtiyacı bulunduğu mantığıyla üniversite açmanın bir anlamı yok. Çünkü bu üniversiteleri bitiren çocuklar iş ister, aş ister, geçinmek ister. Böyle davranarak üniversiteyi bitiren çocukları siz umutsuzluğa sevk edemezsiniz."
(MU-MU-HO-Y)

















