Bakan Tekin, "Eğitim Teknolojileri ETKİM Ekosistem Buluşması"nda konuştu Açıklaması

Bakan Tekin, 'Eğitim Teknolojileri ETKİM Ekosistem Buluşması'nda konuştu Açıklaması
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Bizim ihtiyacımız, teknolojiye hüküm vermeden önce onu anlamaya çalışan, sahaya bakan, işin özüne nüfuz etmeye odaklanan bir muhakeme anlayışı olmalı." dedi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Bizim ihtiyacımız, teknolojiye hüküm vermeden önce onu anlamaya çalışan, sahaya bakan, işin özüne nüfuz etmeye odaklanan bir muhakeme anlayışı olmalı." dedi.

Bakan Tekin, Eğitim Teknolojileri Kuluçka ve İnovasyon Merkezi'nde (ETKİM) "Eğitim Teknolojileri ETKİM Ekosistem Buluşması"na katıldı.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Teknokent'te gerçekleştirilen programda konuşan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve Bakanlık politikalarıyla geçmişle bağ kuran, değerleriyle bağları güçlenen, öz güvenli bir kuşak yetiştirmeye çalıştıklarını, eğitim teknolojileriyle ilgili katıldıkları etkinliğin de bu sürecin parçası olduğunu söyledi.

Tekin, eğitim ve öğretim süreçlerine bu hassasiyetle yaklaştıklarını belirterek, eğitim ve teknolojinin hem imkan hem de imtihan ürettiği bir zamanda, bakanlığın ilgili birimleri, üniversiteler, genç girişimciler ve yatırımcılarla bir araya gelmeyi değerli bulduğunu ifade etti.

Dijital gelişmeler dolayısıyla dilde de yeni kavramların ortaya çıktığını söyleyen Tekin, "Asıl belirleyici olan şey, bu imkanların, bu kavramların, bu yeni dilin hangi istikamete yöneleceği ve eğitim sahasında nasıl bir karşılık bulacağıdır. ETKİM'i bu anlamda hem bir teknoloji merkezi hem de söylem inşa edecek, söylem hegemonyası oluşturabilecek önemli bir merkez, önemli bir değer olarak görüyorum." diye konuştu.

Tekin, sahadan gelen tecrübe, öğretmenlerin sınıf içi mesaisi ve ilke arayışlarını aynı masada buluşturan bir ekosistem oluşturmayı hedeflediklerini vurgulayarak, "Temennim, bu buluşmaların eğitim teknolojileri alanında ülkemizin geldiği noktada, yöneldiği noktada bu sürece katkı sunması, dijitalleşme üzerine yaptığımız muhasebeye sahadan gelen veri ve tecrübeyi taşımaya devam etmesidir." ifadesini kullandı.

Öğretmenler, yatırımcılar ve girişimcilerin bir araya gelmesini, eğitim ile teknoloji arasındaki ilişkinin ahlaki ve pedagojik ölçülerinin tartışılması açısından önemsediklerini belirten Tekin, şunları kaydetti:

"Eğitim teknolojilerini konuşurken sabırla işleyen bir muhakemeyle yürümek zorundayız. Zihnimizde çoğu zaman iki kolay eğilim ortaya çıkıyor. Birincisi karşımıza çıkan her yeni imkanı hiç tereddüt etmeden bir ilerleme olarak görmek. İkincisi ise her teknik yeniliğe, gelişmeye potansiyel bir tehdit gözüyle bakıp ona mesafeli yaklaşmak. Bu iki yol, bu iki tercih karar vermeyi sanki kolaylaştırıyor ama eğitimin özüne temas etmekten de uzak. Biz meseleyi bu iki ucun konforuna bırakmadan ele almak durumundayız. Çünkü eğitim, evlatlarımızın zihnini şekillendiren, kalbine değen, vicdanını besleyen bir emanet alanı hepimiz için. Bu emanete dair kararlarımıza da kendi çocuklarımız gibi bir ölçüyle, sağduyuyla, sahadaki gerçekliği de dikkate alarak yaklaşmak durumundayız. Bizim ihtiyacımız, teknolojiye hüküm vermeden önce onu anlamaya çalışan, sahaya bakan, işin özüne nüfuz etmeye odaklanan bir muhakeme anlayışı olmalı."

"Bizim için asıl mesele, eğitimin öznesi olan insanı merkeze almak"

Bakan Tekin, teknolojinin eğitim alanına girdiğinde, eğitimle kurulan ilişki biçiminin de değiştiğine dikkati çekerek, "Burada konuştuğumuz şey okulun iç ritmini, öğretmenin haysiyetini, çocuğun dikkat terbiyesini, aileyle kurulan güven bağını ve eğitim ailemizin bütün ilişkisel haritasını da aynı anda içine alıyor. Teknolojiye dair her adımı da bu geniş yelpazeyle tartmak durumundayız." dedi.

Dijital içerik yoğunluğunun, öğrenmeyi derinleştirmek yerine zihni yoran ve dikkati dağıtan nitelik taşıyabildiğine işaret eden Tekin, "Dikkati dağıtmak yerine toplanmasına katkı sunan, öğretmenin hazırlık ve ders yükünü hafifleten, sınıfta konunun daha iyi kavranmasını sağlayan çözümler bu ekosistemde gerçek ve kalıcı bir değer üretecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Tekin, okullarda kullanılan her platform ve cihazın, öğrenci ve öğretmenlerin bilgileri ve sınıf içi emeği açısından bağımsızlık ve mahremiyet gibi sınırları bulundurması gerektiğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

"Bu sebeple sizlerin içinde bulunduğu yerli çözümler üretme iradesi, veriyi koruyan, şeffaf ve denetlenebilir yapıları öncüleyen her girişim, bizim açımızdan salt bir ekonomik yatırım değil aynı zamanda bu değerler açısından da önemli bir yatırım alanı olarak gözükür. Bakanlık olarak bizim için asıl mesele, eğitimin öznesi olan insanı merkeze almak, öğretmeni ve evladımızı önceleyen bir ölçüyle yürümek.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile de bizim yapmak istediğimiz şey bunu inşa etmekti. Eğitim teknolojileri alanındaki her bir tercihimizi modelimizin insanı merkeze alan ruhuyla ve öğretmeni önceleyen iklimiyle uyumlu biçimde konumlandırmaya özen gösterdik. Sınıfa giren her çözüm bizim açımızdan sıraladığım bu ölçülerle değerlendirilmeli. Sözünü ettiği faydayı sınıfta üretmeyen, bizim beklediğimiz işlevselliği yerine getirmeyen, öğretmenin mesaisine değmeyen, çocuğun dikkatini ve mahremiyetini gözetmeyen hiçbir işin uzun vadede bizim üretmek istediğimiz bu ekosistemde yer almayacağını özellikle ifade etmek isterim."

"Arzu ettiğimiz şey, Türkiye'de eğitim teknolojileri altyapısını geliştirecek adımları atabilmekti"

Öğrenmenin derinleşmesini, öğretmen otoritesi ve meslek haysiyetinin güçlenmesini, veri, mahremiyet ve bağımsızlığa saygı gösteren şeffaf ve denetlenebilir yapıları esas alan bir çerçevede yürümek istediklerini belirten Tekin, eğitimi yeni teknolojilerle buluştururken merkeze insani değerleri, insanlık onuru ve haysiyetini, temel insan haklarını koruyacak bir kuşak yetiştirmeyi almanın ihmal edilmemesi gerektiğini dile getirdi.

Tekin, Irak'ta, Suriye'de, İsrail ve Filistin arasında, Rusya ve Ukrayna arasında insan hakları ihlalleri, insan yaşamını hiçe sayan zulümler ve savaşta, dünyadaki eğitimcilerin de payı olduğunu, eğitimciler olarak yetiştirilecek insan profilinin yeniden masaya yatırılması gerektiğini ifade etti.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile insan hakları ihlallerine sesini yükseltecek kuşak yetiştirmeye öncelik verdiklerini belirten Tekin, bu anlamda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, meslek odaları, sanayi ve ticaret odaları, sivil toplum örgütleri ve üniversitelerle yaptıkları işbirliklerinin önemine vurgu yaptı.

ETKİM projesinin başlangıcındaki katkılarından dolayı eski Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'e teşekkür eden Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sürecin aslında başlangıç noktası Fatih Projesi'nin başladığı dönemler. Fatih Projesi'ni Bakanlık olarak kurgularken aslında arzu ettiğimiz şey, Türkiye'de eğitim teknolojileri anlamında hem donanım hem yazılım hem de içerik olarak Türkiye'nin bu anlamdaki altyapısını geliştirecek adımları atabilmekti. Fakat dönemin koşulları itibarıyla, yani 2013 Gezi Olayları, ardından 17-25 Aralık, ardından 15 Temmuz, akabinde de pandemiyle başlayan süreç, bunlar birlikte değerlendirildiğinde farklı bir noktaya doğru evrilmiş oldu. Şimdi geldiğimiz noktada, Fatih Projesi'nin oluşturduğu bütün bu imkanları iyi değerlendirmemiz gerekir."

Tekin, ETKİM üzerinden Türkiye'de savunma sanayisinde olduğu gibi eğitim teknolojileri alanında da önemli katma değer üretecek bir alan oluşturabileceklerini belirtti.

Milli Eğitim Bakan Yardımcıları Bilal Macit ile Nazif Yılmaz'ın da katıldığı programda, Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Mustafa Canlı ile ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil de birer konuşma yaptı.

Kaynak: AA / Şeyma Güven - Güncel
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.