Antalya'da Sıfır Atık Çalıştayı: Ortak Akıl Vurgusu
Antalya'da düzenlenen sıfır atık çalıştayında, Samed Ağırbaş şehir sorunlarına ortak akılla çözüm bulmayı hedeflediklerini belirtti. Plastik kirliliği ve iklim krizine dikkat çekilirken, Antalya'nın COP31'e ev sahipliği fırsatı vurgulandı.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, amaçlarının şehirlerde yaşayan vatandaşları, paydaşları ve kamu kurumlarını aynı masa etrafında toplayarak şehrin sorunlarına ortak akıl ile çözüm bulmak olduğunu belirtti.
Antalya Valiliği himayesinde Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda Kepez Belediyesi Mimar Sinan Kongre Merkezi'nde Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları kapsamında "Yerelden ulusala israf, atık ve kaynak yönetimi" temasıyla Antalya Çalıştayı düzenlendi.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, açılışta yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan liderliğinde 2017 yılında başlatılan sıfır atık hareketinin Türkiye'nin 81 ilinde ve dünyanın 193 ülkesinde karşılık bulan global bir harekete dönüştüğünü söyledi.
Vakıf olarak Türkiye'nin 81 ilinde çalıştaylar organize ettiklerini ifade eden Ağırbaş, "Çalıştaylarımızın amacı şehirlerde yaşayan vatandaşları, paydaşları ve kamu kurumlarını aynı masa etrafında toplayarak şehrin sorunlarına ortak akıl ile çözüm bulmak. Vakfı kurarken temel misyonumuz ortak akıl, fayda ve paydaydı. Çevre ve iklim değişikliği konuları şehirdeki tüm paydaşları etkileyen ortak sorunlarımız." dedi.
Plastik kirliliğinin Türkiye ve dünyanın en büyük problemleri arasında geldiğini dile getiren Ağırbaş, "Doğmamış çocukların kanında mikroplastiğe rastlıyoruz. BM'nin verilerine göre, 2050 yılı sonrasında denizlerde balıklardan çok plastiklerin olması öngörülüyor. Dünya bu şekilde bu yükü daha fazla taşıyacak durumda değil. Artık elimizi taşın altına koymak zorundayız. Türkiye'nin ve dünyanın geleceği için birlikte çalışmak zorundayız. Küslükleri, kavgaları bir kenara bırakıp daha yaşanabilir, müreffeh ve daha adil bir dünya için çalışmak zorundayız." diye konuştu.
Antalya Valisi Hulusi Şahin, insanlığın yol ayrımında olduğunu ve kendisine "Biz bu dünya organizmasının kanseri miyiz yoksa faydalı hücreleri mi olacağız?" diye sorması gerektiğini ifade etti.
İnsanoğlunun geri dönüşüm bilincine sahip olduğunu, iklim krizinin farkına varmaya başladığını aktaran Şahin, "Bu bilincin sonucu gereği insanoğlu aksiyon almaya başladı. BM'nin İklim Zirvesi'ne Antalya olarak ev sahipliği yapmak büyük bir fırsat. Antalya'nın 3 milyon nüfusu var ve 30 milyona yakın misafir ağırlıyoruz. Türkiye'nin gıdasının önemli bir kısmı bu şehirden karşılanıyor. Tarımı da turizmi de ticareti de yapacağız ama tüketerek, yok ederek algılarsak sonunda bir kanserli hücreden farkımız olmaz. Biz başarmayı sürdürülebilir bir şekilde kazanarak da yapabileceğimizi göstermeliyiz. Bunu Antalya'da başaran çok güzel örnek tesislerimiz var." ifadelerini kullandı.
NATO Parlamenter Asamblesi (PA) Türk Delegasyonu Başkanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, iklim değişikliğinin insanlığın ortak sorunu olduğunu söyledi.
İklim krizinin sadece çevreyi değil kalkınmayı, gıda güvenliğini, kuşaklar arası adaleti de doğrudan etkilediğine işaret eden Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
"Küresel tabloda iklim krizinin en önemli başlıklarından birisi atık yönetimidir. İsraf edilen her kaynak gelecek nesillere devredilen çevresel risk anlamına gelir. Çevre ve iklim politikalarını yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla değil gelecek nesillerin haklarını gözeten bütüncül bir anlayış ile ele almamız lazım. Türkiye olarak bu mücadeleye insanı, tabiatı, adaleti merkeze alan bir yaklaşımla katkı sunuyoruz. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde başlatılan Sıfır Atık Hareketi üretim ve tüketim kültürünü küresel ölçekte değiştiren örnek bir dönüşüm hareketidir."
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise iklim değişikliği krizinin Antalya olarak tam ortasında olduklarına dikkati çekti. Akdeniz havzasının küresel ortalamadan yaklaşık yüzde 20 daha hızlı ısındığı bilgisini veren Özkan, su kaynaklarının üzerindeki baskının arttığını, kıyı alanları, ekosistemler ve bu kaynaklara dayanan ekonomik hayatın giderek daha kırılgan hale geldiğini kaydetti.










