Adalet Peşinde Aileleri Platformu'ndan Hasan Alpargün Apartmanı Davası İçin Adalat Bakanlığı Önünden Çağrı: Olması Gereken Tek Ceza Olası Kasttır
Adalet Peşinde Aileleri Platformu, Adalet Bakanlığı önündeki basın açıklamasında, 6 Şubat depremlerinde Adana'da yıkılan Hasan Alpargün Apartmanı davasının dinlenmesi öncesinde "olası kast" kararının korunmasını talep etti. Polis, ilk müzakerede Platformun Adalet Bakanlığı önünde açıklama yapmasına izin vermedi, bunun üzerine aileler polis barikatının üzerine yürüdü. Yapılan ikinci müzakere sonucunda ailelerin Bakanlık önünde açıklama yapmasına izin verildi. Adalet Peşinde Aileleri Platformu'ndan Döne Kaya, "Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tatbikatı Kahramanmaraş'ta yaptı. Biz binlerce insanın ölümünden bilmeden gerçekleştiğini kabul etmiyoruz. Olması gereken tek ceza olası kasttır" dedi.
(ANKARA) - Adalet Peşinde Aileleri Platformu, Adalet Bakanlığı önündeki basın açıklamasında, 6 Şubat depremlerinde Adana'da yıkılan Hasan Alpargün Apartmanı davasının dinlenmesi öncesinde "olası kast" kararının korunmasını talep etti. Polis, ilk müzakerede Platformun Adalet Bakanlığı önünde açıklama yapmasına izin vermedi, bunun üzerine aileler polis barikatının üzerine yürüdü. Yapılan ikinci müzakere sonucunda ailelerin Bakanlık önünde açıklama yapmasına izin verildi. Adalet Peşinde Aileleri Platformu'ndan Döne Kaya, "Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tatbikatı Kahramanmaraş'ta yaptı. Biz binlerce insanın ölümünden bilmeden gerçekleştiğini kabul etmiyoruz. Olması gereken tek ceza olası kasttır" dedi.
Adalet Peşinde Aileleri, 6 Şubat depremlerinde Adana'da yıkılan Hasan Alpargün Apartmanı'nın 20 Nisan'da istinafta duruşmalı olarak görülecek davası öncesinde, Adalet Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz ve DEM Partisi milletvekili Heval Bozdağ ve Özgül Saki de katıldı.
Aileler, Adalet Bakanlığı önünde açıklama yapmak isterken polisler de Adalet Bakanlığı önünde yapılamayacağını belirtti. Aileler ile polisler arasında yapılan müzakere başarısız olunca Aileler, Bakanlık önüne yürümeye karar verdi. Polis barikatının üstüne yürüyen Ailelere kolluk güçleri sözlü tepki göstererek engel olmaya çalıştı ancak Ailelerin ısrarının sonucunda barikat aşılarak Adalet Bakanlığı önünde açıklama yapılmasında karar kılındı.
Adalet Peşinde Aileleri Platformu'ndan Döne Kaya, yaklaşık 40 dakikadır Bakanlık önüne gelmeye çalıştıklarını belirterek "Ancak 6 Şubat'ta olmayan polis bizlere barikat kurdu. 40 dakikadır bununla uğraşıyoruz" dedi.
"Bu üç yıllık süreçte bu yıkıma sebep olanlarbir yargılamaya tabi tutulmadı çünkü verilen 5 yıllık cezalar ceza değil, ödül"
Kaya'nın yaptığı açıklamada, adaletin üç yıldır gelmediğine dikkat çekilerek "Bütün dosyalar birinçli taksirle yargılanıyor. Yani yatarı olmayan cezalar. Kendi resmi rakamlarına göre 53 bin insanın adaleti 13-14 yıllık cezalarla soruluyor onlara göre. Biz bunu kabul etmiyoruz. Sadece bir davamızda Adana Hasan Alpargün davasında sanıklar müebbet hapis cezası aldı tam iki kere ancak İstinaf onaylamıyor. 20 Nisan'da kendi mahkemesini kuracak. Bu kararın emsal olması için onaylanması gerekiyor. O yüzden bugün buradayız. Milyonlarca insanın yaşam hakkının elinden alındığı ve milyonlarca insanın onurunun zedelendiği 6 Şubat katliamının üzerinden 1162 gün geçti. Bu üç yıllık süreçte bu yıkıma sebep olanlar bizim açımızdan bir yargılamaya tabi tutulmadı çünkü verilen 5 yıllık cezalar ceza değil, ödül" ifadeleri kullanıldı.
Malzemeden çalanların, tekniği hiçe sayarak insanları ölüme gönderenlerin bugün "bilmeden öldürdüler" denilerek bilinçli taksirle yargılandığına işaret eden açıklamada, "Sorumlusu AFAD, Çevre Şehircilik Bakanlığı da 2019 ve 2021 yıllarında hazırladıkları bölgeyi için İrap raporlarında bu depremin geleceğini biliyorlardı. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tatbikatı Kahramanmaraş'ta yaptı. Biz binlerce insanın ölümünden bilmeden gerçekleştiğini kabul etmiyoruz. Olması gereken tek ceza olası kasttır. Buna rağmen sorumlular ihale indirimden yararlanıyor ve bu mahkemenin takdiri denilip geçiliyor. Binlerce canın karşılığında verilen bu indirimler adalet duygusunu yerle bir ediyor. Bu nasıl kabul edilebilir? Buna nasıl adalet denilebilir? Bizler bu adaletsize alışmayacağız, unutmayacağız, susmayacağız. Çünkü biliyoruz ki adalet geciktikçe suç cesaret bulur" denildi.
Kahraman: Sayın Adalet Bakanım biz 6 Şubat'ın derdiyle geldik, adalet nerede?
Hatay Kırıkhan'dan gelen Zübeyde Kahraman, 6 Şubat'ta Kırıkhan'da Yağmur Apartmanı'nda ailesinden 13 kişiyi kaybettiğini belirterek "Deprem dosyasında Yağmur Apartmanı'nın imarı üç katlıyken 5 kat yapılıyor. Performans analiz raporu yok. Zemin etüt raporu yok. Alüvyon zemin üzerinde zemin iyileştirilmesi yapılmadan binaya ağırlık verilmiş. İmara aykırı bir şekilde bu bina bir gecede yıkılıyor ve taksirle değil, biz olası kastla yargılanmasını istiyoruz. Çünkü bile bile öldür göz göre göre öldürüldüler. Ne olursa olsun diyenler öldürdü ama hala Yağmur Apartmanı dosyasında ve diğer dosyalarda hemen hemen bütün deprem dosyalarında tek bir tutuklu yok. Biz 3 yıldır bunun mücadelesini veriyoruz" dedi.
Üç yıldır depremin birinci gününden şu ana kadar hala seslerini kimsenin duymadığını söyleyen Kahraman "Biz sizden bir şey istemedik. Biz sizden gül bahçesi istemedik ki. Biz sizden güllük gülüstanlık bir dünya istemedik. Biz sadece adalet istedik. O adalet gelecek ya gelecek ya da o halde adaleti bu ülkenin vicdanına kazıyacağız. Adalet Bakanı dedi ki, 'Bir derdiniz varsa kapıma gelin' dedi. Sayın Adalet Bakanım, biz geldik. 6 Şubat'ın derdiyle geldik. Kayıplarımızın hesabını sormaya geldik. Biz buradayız. Adalet nerede?" diye sordu.
Köksalan: Çocuklarımıza bu işi yapanlara bilinçli taksirle ceza verildi
Malatya'da yaşamını yitiren Ege Okant'ın annesi Sibel Köksalan da oğlunun o binaya yeni bina olduğu için gittiğini ancak binanın yıllarca boş kaldığı ve müteahhitinin binayı yanlış yaptığını depremden sonra öğrendiklerini belirterek "Hatta öylesine ki bina sahiplerine temizlik görevlisi demiş ki: 'Merdiven çıkarken sallanıyor merdivenler.' Yedi katlı bir bina ve demiş ki: 'Sahibi asansör kullan o zaman.' Düşünebiliyor musunuz aymazlığı, bu kadar rahatlar... Mahkeme görüldü, ne oldu mahkemede? Çocuklarımıza bu işi yapanlara bilinçli taksirle ceza verildi. Hiçbiri hapiste değil. Müteahhit değil. Hiçbiri hapiste değil çünkü cezalarını almaları için İstinaf bekleniyor. Ortadalar geziyorlar. Duyduğuma göre yeni inşaata başlamışlar başkalarının adına... Malatya'dakilerin haberi olsun. Aileniz falan varsa polis arkadaşlar bunlar bina yapıyor. Sizin de ananız, babanız gidecek, çocuğunuz gidecek bir gün. Hepimizin gidecek. Çaresi yok. Haberiniz olsun. Biz 6 Şubat'ta yalnızdık. Gittik oraya. Ben yalnızdım. O binaya ben girdim. Kızım girdi, damadım girdi. Biz kızımızı Ege'yi kurtardık oradan. Kendimiz kurtardık. Bir tek kişi yoktu" diye tepki gösterdi.
İnegöllü: Üstatlarınız sizi beş yıldızlı otellerde toplayıp 'bilinçli taksirden ceza verin' diyor ama korkmayın
Hatay Ilgın Apartmanı'nda dört akrabasını yitiren avukat Duygu İnegöllü, "Onlar çıkana kadar bütün cenazeleri tek tek incelemek zorunda kaldık. 40'tan fazla ölü insanı inceledim. Bedenleri paramparça olmuştu. Halamızın benini aradık hepsinde, tanınamayacak haldeydiler ve o gün burada gördüğünüz polislerin hiçbiri yoktu. Sonra eniştemizi çıkardık. O çıkınca anladık yakınlarımız bizim yakınlarımız çünkü onun bedeni sağlamdı. Bu sefer de ona üzüldük. Biz bu acıların içinden geliyoruz. Bu barikatları biz mi hak ediyoruz? Olası kast istiyoruz. Müteahhit daha fazla para kazanmak için üst katları dubleks yapmış, kaçak kat çıkmış. Bu olası kast değil de nedir?" diye sordu.
Depremde binanın beş saniye ayakta kalabildiğine dikkat çeken İnegöllü, "Sadece dört kişi kurtuldu. Yataklarından bile çıkamamışlar. Bu olası kast değil de nedir? Bütün dosyalarımız olası kast ama buradan hakimlere, savcılara sesleniyorum. Biliyorum üstatlarınız üstlerindeki kıyafetleri ilikliyorlar birilerinin karşısında. Biliyorum üstatlarınız sizi beş yıldızlı otellerde toplayıp 'bilinçli taksirden ceza verin' diyor ama korkmayın. Artık boyunu eğmeyin. Bizim yanımızda olun. Bizler zenginlerin kölesi olmaya gelmedik bu hayata. Adalet onların değil, bizim hakkımız. Başınıza bir şey gelirse bir orduyla savunacağız sizi. Artık korkmayın. Olası kastan verin cezalarınızı. Lütfen vicdanlarınıza sesleniyorum" dedi.
Tan: Öldürülen 53 bin insanın hakkını tüm Türk halkına duyurmanız gerekiyordu
Oğlunu Adıyaman'daki İsias Otel'de kaybeden Ali Ekber Tan, "Halkın diliyle mi konuşsak? Herkes körleri sağırları mı oynuyor? Aslında herkes her şeyi biliyor. Herkes her şeyi anlıyor. Üç yıldır mücadele sürdürüyoruz. Şurada bir ATV mikrofonu görmüyorum. Bu halk onların halkı değil mi? Onların sorunu değil mi? Orada akşama kadar bir sürü edebiyat parçalıyorlar. Onu, bunu, adaleti falan konuşuyorlar ama gerçek pratikte burada yoksunuz. Siz ülkenin medyası değilsiniz. Siz belli bir azınlığın medyasısınız. Bunu böyle bilin, üç kağıtçısınız. Cebinizi dolduruyorsunuz. Öldürülen 53 bin insanın hakkını tüm Türk halkına duyurmanız gerekiyordu ama hiçbir zaman yoktunuz olmayacaksınız da zaten suçunuzu biliyorsunuz" diye konuştu.















