Sotheby's Başkan Yardımcısı Davıd C. Norman İstanbul'da Seminer Verdi
Akbank Private Banking, Sakıp Sabancı Müzesi'nde Dünyaca Ünlü Müzayede Kuruluşu Sotheby's Başkan Yardımcısı ve Dünya Çapında Empresyonizm ve Modern Sanat Eşbaşkanı David C. Norman ile Modern Sanat Eserlerinin Fiyatlandırılması Konusunda "Yüzyılın Başında Sanat Piyasası" Adıyla Bir Seminer Düzenledi.
Akbank Private Banking, Sakıp Sabancı Müzesi'nde dünyaca ünlü müzayede kuruluşu Sotheby's Başkan Yardımcısı ve Dünya Çapında Empresyonizm ve Modern Sanat Eşbaşkanı David C. Norman ile modern sanat eserlerinin fiyatlandırılması konusunda "Yüzyılın Başında Sanat Piyasası" adıyla bir seminer düzenledi.
Bugüne dek aralarında bir sanat eseri için biçilen en yüksek değer olan 104,2 milyon dolarla Pablo Picasso'nun "Pipolu Çocuk" tablosu gibi birçok eserin satışını, Soloman R. Guggenheim, Metropolitan ve Shelburne gibi ABD'nin önde gelen sanat müzelerinde önemli satışlar gerçekleştiren Norman, katılımcıları koleksiyonerlik, modern sanat eserlerinin fiyatlandırılması ve bu eserlerin bir yatırım aracı olarak alınıp satılmasında dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgilendirdi.
Seminerde bir konuşma yapan Akbank'ın özel bankacılık kuruluşu Akbank Private Banking Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder, günümüzde sanat eserlerinin estetik sunmaktan çok yarattıkları değer ile anıldığına dikkat çekerek bir başka dünyaca ünlü müzayede kuruluşu Christie'sin sadece Şubat ayı satışlarında 153 milyon pound (300 milyon dolar) rakamına ulaştığını vurguladı. Önder, "Türkiye'de modern sanata karşı 'Bunu ben de bilirim" yaklaşımı mevcutken yurtdışında müzayede katılımcıları sanat
danışmanlarıyla birlikte gidiyorlar" dedi. Önder, dünyada sanat eserlerinde fiyat artışlarının yıllık yüzde 25 seviyesini aşmaya başladığını belirtti.
Norman seminere "Dünyada başka şeyler gibi değer, ilavelerle ölçülüyor" ifadeleriyle başlayarak bir sanat eserine değer katan noktaları örneklerle açıkladı. Norman, eski bir beyzbol oyuncu kartına nadir bulunduğu için 500 milyon-1 milyar dolar, pop art akımının temsilcisi olduğu ve popülerliğiyle elinden çıkan her eserin satılabilen Andy Warhol'e ait bir kurabiye çömleğine dahi 30 bin dolar, 'kalitenin her zaman kazanacağını' gösteren eserleriyle Modigliani'nin portrelerine 5 milyon ve manzara
resimlerine 2-3 milyon dolar, yaşadığı yıllarda fotoğraf makinesi ve kamera icad edilmesine karşın ışığın yansımasını anlatabildiği ve her eserini tarif edebilmek için sayfaların gerektiği Monet'ye çok yüksek paha biçildiğini aktardı.
Norman sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir sanat eserini değerlemek için aynı sanatçının diğer eserleriyle karşılaştırma yapmanız gerekir. Örneğin çiçek tablolarıyla ünlü olmamasın rağmen Monet'nin vazoda çiçekleri konu alan tablosuna diğer tablolarının yüzde 20'si kadar değer biçilebilir. Sıra dışı innovasyoncu Cezanne'ın bir tablosu 10 yıl önce 60 milyon dolar ediyordu, 1/3 boyutunda bir diğer tablosu 15 milyon dolar ediyor. Picasso'nun suluboya eserleri 1 milyon dolara, kuruboya eserleri 500-600 bin
dolara, siyah beyaz ve mürekkepten yapılmış eserleri 200 bin dolara, kurşunkalem eskizleri dahi 50 bin dolara alıcı buluyor. 'Kurşunkalem eskizler niye alınıyor?' soracaksınız. Picasso dahi bir sanatçı olduğu için her şeyi toplamaya değer ve belki de 50 bin dolara ortalama bir tablo almaktan daha iyi"
Heykelde ise sanatçı ve modeli yaşarken daha fazla değer biçildiğini kaydeden Norman, Rodin'in yaşarken 2 milyon dolar eden bir heykelinin değerinin o öldükten sonra 400-5000 bin dolara düştüğüne dikkat çekti. Kandinsky'nin, Matisse'in parlak renklerinden sonra 3 boyutlu resmi keşfedince değerinin arttığını anlatan Norman, yıllar önce Guggenheim müzesinde 20 milyon dolara alcı bulan Kandinsky tablosunun günümüzde 60 milyon dolar ettiğinin altını çizdi. Norman, "Renoir'ın dans edenleri konu aldığı tablo
1986'da 7-8 milyon dolar ediyordu, Vuillard'ın desenleri 7 milyon dolar ediyor. Bonnard'ın çok sıkı ve yakın figürleri, yıllarca deneyler yapması hep rağbet gördü. Yine Picasso'nun kübizminde bir objenin 3 yanını görebiliyorsunuz, 9-15 milyon dolar hatta Marie-Therese'li bir tablosu 40 milyon dolar ediyor" dedi.
Bir sanat eseri veya sanatçının gördüğü ilgiyi kaybetme sebeplerine de değinen Norman sözlerini şöyle sürdürdü: "İnsanlar bir sanatçıya önce çok ilgi duyar daha sonra öyle bıkarlar ki unuturlar. 20 yıl sonra yeniden üzerinde dururlar ve 'Ne dersin?' derler. Bir de Cezanne gibi çok rağbet gördüğü için sürekli tablo yapması istenince sıkılan ve yarattığı akım yerine ortalama bir sanata yönelen sanatçılar tablolarında değer kaybına sebep olurlar."
Seminerin sonunda 1990-2006 yıllarında sanat eserleri pazarını değerlendiren Norman, 90'ların başında zengin Japonlar'ın sanat eserlerine yatırımlar yaptığını ve eserlere hisse senedi gibi baktığını vurguladı. Bu akımla 90'larda alınan eserlerin bazılarının yüzde 30-40 değer kaybettiğine dikkat çeken Norman, "Alınan eserleri kimsenin satmaya cesareti yoktu. Ruslar ise mücevher yumurtalarının müzayede satışlarıyla yeniden sanat müzayedelerine gelmeye başladı. Günümüzde Rus, Çin, Hint sanatları rağbet
görüyor ve müzayedelere Ortadoğu'dan da gelenler var. Seurat'ın pointilizmi 6-7 yıl önce 25 bin dolar ediyordu. Sotheby'sde Henry Moore heykelleri 4 milyon dolara, Rothko'nun savaşı anlatan imajlarla dolu eseri 46 milyon dolara, Koons eserleri ilk kez 36 milyon dolara alıcı buldu. Son yıllarda ekspresyonizme dair eserler de 2 milyon dolar ile 7-9 milyon dolar arasında değer görürken birdenbire 24 milyon dolara değer biçilmeye başlandı" diyerek semineri tamamladı.
Katılımcılardan gelen "Türkiye'de sanata gösterilen değeri nasıl görüyorsunuz?" sorusu üzerine Norman, "Ekonominizde ilerliyorsunuz, sanatı desteklemenizi beklerdim. Hemen yarın bir sanat eseri almanızı da değil, düşünmeli, uzun dönem alan bir konu olarak değerlendirmelisiniz" yanıtını verdi.
Seminer öncesinde İHA'nın sorularını yanıtlayan Akbank Private Banking Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder Türkiye'de yatırım aracı olarak sanat eserlerini "Her şeyde olduğu gibi seçici olmak burada da en önemli kural. Son yıllarda çağdaş, modern sanat Türkiye'de zaman zaman en hızlı değer artışlarını sağlıyor ve en çok ilgiyi çekiyor. Fiyatları eski ustalardan daha çok artıyor" sözleriyle değerlendirdi. Uzmanların hesabına göre çağdaş sanat fiyatlarının son 5 yılda geçmiş 25 yıldan daha fazla arttığına
dikkat çeken Norman, yıl hesabına vurulduğunda yüzde 25'in üzerinde fiyat artışların kolaylıkla sağlandığını ifade etti. Fiyat artışlarını dünyada global likiditeye bağlayan Önder, "Global likidite her şeyde, yatırım araçlarında olduğu gibi sanatta da fiyatları etkiliyor" diye konuştu.
Norman ise dünya sanat pazarında Hindistan'ın gelişmesiyle birlikte son günlerde Hint sanatının yükselişte olmasının, Rusya, Çin, Ortadoğu ve finansal pazar açısından ABD'de yaşananlardan farksız olduğunu ifade etti. Norman, "İnsanlar artık hedge fonlara yatırım yapıyor. Tüm bu ülkelerde insanlar yatay bir hareketle önce kendi ülkelerine ait sanat eserlerini alıyor. Çağdaş veya tarihe ait eserlerini alıyorlar, bu hareket sanat pazarında ilk kayıp olarak belirtilir. Daha sonrasında yaşanan bir grup
insanın uluslararası açıdan düşünmeye başlamasıdır. Kendi sanatları kadar Batı sanat pazarına da ilgi gösteriyorlar" dedi.
Türkiye'de çok heyecan verici ekonomi hareketlerinin cereyan ettiğini bildiğini söyleyen Norman, "Türkiye'de geleneksel Türk sanatları koleksiyonerliği uzun bir geçmişe dayanıyor. Batı sanat eserlerinin de toplandığını görmek heyecan verici bir durum" diye konuştu.
Sotheby'sin Türkiye'ye gelmesinin, büyük bir öncelik olduğunu kaydeden Norman, güçlü ortaklıklar kurarken ortaklık için acele etmediklerini, öncelikle ülkelerin ekonomisini, sanatını ve halkını anlayıp öyle hareket ettiklerini kaydetti.
"Dünyada her zaman sanat eseri hırsızlığının var. Hırsızlık zor bir şey olmasına karşılık halen tablolar uluslararası pazarlarda satış için çalınıyor "diyen Norman, artık James Bond filmlerinde yer alan hırsızlıkların benzerlerinin görülmediğini ifade etti. Norman, "Hırsızlıklar genellikle çalındıkları yere geri satış denemeleri ile sonlanıyor. Çalınan bir eser hemen bulunabiliyor" şeklinde konuştu.
Sanat zevkinin yalnızca zengin kişilere ait olmadığını hatırlatan Norman, tüm dünyada sergilerde yüzbinlerce katılımın görüldüğünü, Van Gogh, Picasso ve Monet'yi tüm dünyanın sevdiğini ve kişilerin birbirini anlayabildiği ortak bir dile dönüştüğünü vurguladı. Norman, ABD ve diğer ülkelerde çok kişinin müzeleri ziyaret ettiğinin altını çizdi.
(FÖ-ERÖ-ÖK-E)















