Yapısal (Structural) Realizm: Mearsheimer ve Kenneth Waltz'un gözünden Yapısal Neorealizm nedir?

Neorealizm olarakta bilinen Yapısal Realizm uluslararası sistemi ve büyük güçlerin adımlarını anlamak için Mearsheimer ve Kenneth Waltz tarafından geliştirilen bir uluslararası ilişkiler teorisidir. Bu teori sayesinde büyük devletlerin amaçlarını anlamak ve yorumlamak kolaylaşabilir. Peki, Yapısal Realizm yani Structural Realism nedir? Mearsheimer ve Kenneth Waltz Yapısal Realizm kuramı nedir?
İki büyük kanaat önderinin Yapısal Realizm hakkındaki fikirleri hâlâ güncelliğini korumakta ve günümüz olaylarını analiz etmekte bizlere fayda sağlamaktadır. Bu yazımızda sizler için Yapısal Realizm yani Structural Realism nedir? Mearsheimer ve Kenneth Waltz Yapısal Realizm kuramı nedir? Sorularını cevaplandırdık. İşte detaylar…
YAPISAL (STRUCTURAL) REALİZM NEDİR?
Neorealizm olarak da bilinen yapısal realizm, Uluslararası İlişkiler alanında devletlerin uluslararası sistemdeki davranışlarını bu sistemin yapısal kısıtlamaları ve dinamikleri temelinde açıklamaya çalışan teorik bir çerçevedir. Waltz ve Mearsheimer gibi akademisyenler tarafından geliştirilen yapısal realizm, klasik realizmin sınırlamalarına bir yanıt olarak ortaya çıkmış ve uluslararası politikanın daha sistematik ve teorik olarak temellendirilmiş bir anlayışını sağlamayı amaçlamıştır.
Kenneth Waltz
MEARSHEİMER VE WALTZ'A GÖRE YAPISAL REALİZM NEDİR?
Mearsheimer bir neorealist olarak ofansif savunma kuramını değerli bulmaktadır. Kenneth Waltz ile ayrıştıkları konu tam olarak burada başlamaktadır. Waltz, defansif savunma olarak bilinen terimi ortaya atmaktadır. Yapısal Realizm, küçük ülkelerle ilgilenmez. İlgi alanı büyük devletler yani dünyadaki süper güçlerdir. Waltz ve Mearsheimer'a göre dünya multipolar yani çok kutuplu sisteme bölünmüş durumdadır. Bu kutuplar Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Çin olarak açıklanmaktadır. Waltz'a göre büyük güçler uluslararası arenada hayatta kalabilmek için defansif politikalar izlemelidir. Askeri gücü arttırmak komşu devletlerle olan ilişkileri sekteye uğratacağı gibi komşu devletlerin tehdit altında hissetmesine neden olacaktır. Dolayısıyla tehdit altında hisseden bu devlet savunma sanayisine daha çok yatırım yapacak, daha çok silahlanacak ve dünyadaki saldırgan tutum daha da çoğalacaktır. Mearsheimer ise yapısal realizm yani neorealizmde saldırgan realizm kuramını geliştirmiştir. Basitçe söylemek gerekirse Mearsheimer küresel güçlerin daha çok silahlanarak ve askeri kapasitesini arttırarak uluslararası arenada hayatta kalabileceğini anlatmaktadır. Askeri gücü artırmanın yolununda nükleer silahlardan geçtiğini ve en güçlü nükleer mühimmatlara ev sahipliği yapan ülkenin daha güçlü olduğunu anlatmaktadır. Mearsheimer güç dengesini uluslararası ilişkiler için şöyle özetler: Para ekonomi için ne ise güç de uluslararası ilişkiler için aynı önemdedir.
Basitçe örneklemek gerekirse Waltz oturduğumuz mahallenin güvenliğini sağlamak gerektiğini ve komşularımızla işbirliği yaparak bölgemizi daha güçlü ve korunaklı yapabileceğimizi söylerken Mearsheimer herkesin bireysel olarak silahlanmasını ve kendi evini korumasını söyler. Bu fikrini ise komşunuzun size ne zaman saldıracağını bilemediğinizi anlatarak açıklar. Ona göre büyük kırmızı butona (nükleer silah) hangi küresel gücün ne zaman basacağı belirsizdir ve bu riski göz önünde bulundurup buna göre ülkelerin savunmalarını güçlendirmeleri gerekmektedir.
John Mearsheimer
NEOREALİZM'DE OFANSİF SAVUNMA (OFFENSIVE DEFENCE) NEDİR?
Neorealizm'in fikir babalarından Mearsheimer'ın görüşlerine göre büyük güçler hayatta kalabilmek için savunmalarını güçlendirmek zorundadır. Tehditin ne zaman ve nereden geleceği bilinmezliğini korur. Mearsheimer argümanlarını birkaç anahtar kelimeyle böler bunlar:
- Anarşi ve Kendi Kendine Yardım
- Güvenlik İkilemi
- Denge
- Hegemonların Limitleri
olarak açıklanabilir.

ANARŞİ VE KENDİ KENDİNE YARDIM
Mearsheimer burada uluslararası sistemde bir büyük otoritenin bulunmadığını ifade ederken düzenin anarşik olduğunu söyler. Ona göre tüm küresel güçler kendi uluslararası çıkarlarını korumakla ve savunmasını güçlendirmek ile mükelleftir.
GÜVENLİK İKİLEMİ
Bu konsept yapısal realizmin göbeğinde bulunmaktadır. Devletler güçlerini güvenliğe harcarken kendi savunmalarını arttırırken aynı zamanda komşu ülkeleri ve diğer süper güçleri tehdit etmektedirler. Hiçbir ülke komşusu sınırlarını büyütürken o sınırlardan birgün kendilerine kurşun sıkılmayacağını ön görmeden hayatını idame ettiremez. İşte tam da burada Mearsheimer Waltz ile ayrılır.
DENGELEME
Bu kuramda denge uluslararası barışı mümkün kılmak için bir araç olarak kullanılır. Bu konsepte göre devletler diğer devletlerle müttefikler oluşturabilir ve işbirliği yapabilir. Böylelikle bölgesel çıkarlar korunabilir ve diğer devletler tehdit altında hissetmeyebilir. Bu şekilde büyük devletlerin güçleri bir kurum ile dengede tutulmuş olur.

HEGEMONLARIN LİMİTLERİ
Hegemon ülkeler yani süper güçler tarihin her kesitinde olduğu gibi günümüzde dahi güçlerini arttırmakla ve dünyayı tek kutuplu bir yer haline getirmek amaçlarıyla meşgullerdir. Bu ülkeler tek süper güç olarak dünyayı domine etme gayesi arzulamaktadırlar.





















