Ece Ayhan şiirleri - En güzel kısa 15 Ece Ayhan şiiri

Ece Ayhan şiirleri - En güzel kısa 15 Ece Ayhan şiiri

Ece Ayhan şiirleri - En güzel kısa 15 Ece Ayhan şiiri
Haberler.com - Haberler | Gündem

Tam adı Ece Ayhan Çağlar'dır. Babasının mal müdürlüğü göreviyle bulunduğu Datça'da, ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Ece Ayhan Türk şair, etikçi. İkinci Yeni şiir akımının öncülerindendir. İşte Ece Ayhan şiirleri - En güzel kısa 15 Ece Ayhan şiiri

Ece Ayhan geride birçok eser bırakmıştır. Ünlü ve akıllarda kalan birçok şiiri ve kitapları yer almaktadır. İşte Ece Ayhan şiirleri

ECE AYHAN ŞİİRLERİ

En güzel kısa 15 Ece Ayhan şiiri

1. Açık Atlas

Hayattan ders veriyor diye öğretmenleri kızdıran

Tuzu bir bulmuş çocukları saklamadan güldüren dünyaya

Su kaçırmaz bir eşeğin sesine açıktır penceresi

Bir sınıfın, batı son dersinde, kuşluk vakti

Meşeler yapraklanınca bir tuhaf olurlar işte

Koparılmış kürt çiçekleri, hatırlayarak amcalarını

Azınlıkta oldukları bir okulda bile, sorarlar soru

Neden feriklerin ve eşeklerin memeleri vardır?

En arka sırada çift dikişliler, sınavda en öne

İntihara ve denizde nasıl boğulmaya çalışırlar

Yalnız Orta Doğu'da el altında satılan bir atlas

Kim demiş on sekiz yaşından küçükler okuyamaz

Bakıldı ki kum saati, ters çevrilmiş, çıt, usul isa asi olmuş

İkinci karnede babası yarısını silahıyla dışarda bırakıp

Öyle öğretildiği için saygılı, sınıfa giren parmak çocuğun

Boş yerine, girilmeyen bir dersin denizi, gelip oturmuş

Açık kalmış atlası, deniz taşmıştır, darılmasın Fırat ama

Hayatın orta öğretmeni sustu, dondu gülmeleri çocukların

Bir cenaze töreninde daha ölümlü karşılamaya götürüleceğiz

Efendiler! Eşekler susabilirler

Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi?


2. Akdeniz Pencereleri

Açın pencereleri açın

akdeniz'de sabah oluyor

küçük harfli musa

hep böyle gökyüzünde

Kıvanç duyuyorum bu akçalı güneşten

çürümüş bankalar borsalar

birazdan açılacak yeryüzüne

ayaklarımız altında kezlerce deniz çayımızı içerken

On beş kuruş uzattı seninki

on beş kuruş bir gazete

aydınlık yüzlü bir kadn bize sesleniyor

birdendire

Akdeniz akdeniz'de çay içerken yaratılıyor

şu bizim dev dudaklı

ve küçük harfli musa için

açın pencereleri açın.


3. Anahtarlar

Çünkü kapıları

götürüyorlar (öyle yanlış ki)

Cam kırıkları üzerinde

Gülüyor ve

Gülen artık çingene değildir

Değil mi değil

Bilmem şu uzakta odaların

Pancurlarını açmışlar

Açmışlar mı açmışlar

Denize karşı

(deniz yoktur ya)

İçerdekiler içerlerde

Dışardakiler dışarlarda kalmışlar

Kalmışlar mı kalmışlar

Anahtarları çalan bir çingenedir

Bir çingene mi bir çingene bireeE

4. Apaş Paşa Şapa Oturdu

Merhaba diyoruz ölü teyzelerimize çocuklar

merhaba diyorlar o şiirlerimizin eşikleri

Mum tacirlerinin kızları ne temiz porselen

yüz çiçeğe yüz ay çıkarırmış bu tabaklar

Yüzüklerinde altın parmaklar takılıymış ve

çarşılar grevsiz deli olurmuş yalnızlık işte.

5. Benaresin Ölünmüş Kadınları

Sanskrite çekilmiş atlar gibi geceleri

o geceleri soyutlanmış uykular

ağdı durdu parmaklarından estamplara

Şarkıları delindiler sokaklarında

ve çarşambaları ırmakta

boğulup gittiler hep

çamaşırların üstünde uzanan bulutlar

Şimdi benares'in

en eski orospuları gibi bayramlarda

birdenbire sanskrit ölümlere çarpıp

şarkılara şarkılara düşen kadınlar var şarkılarında.

6. Bir Elişi Tanrısı İçin Ağıt

Peki nasıl oldu da hatırladı denizde boğulduğunu

nasıl oldu da peki anlatamıyorum biliyorsun

Öyle ölüme düşkündü ki biyoloji sıfır

bir şarkı yiyor şimdi şapkalarını orospular eksiliyor

Ama yok ne olur ağlama böyle ama yok

şunun şurasında tramvaysız, çocuk olmak turunç olmak

Kantocu peruz sahiden yaşadı mı patron?


7. Çapalı Karşı

Kollarında eski balık dövmeleri

teodor kasap perhiz ahali içmez

ey türkçe rakı çıkmıştır kapalı

ve geniş muhlis sabahattin'den

ayşe opereti ne güzel bir hiç

Üç yıllar var ki minyatürlere mahkum

teodor'un o eski balık dövmeleri

ay osmanlılaşmış abi tüfekçi olmuş

ve korkunç taş gülmekler muhlis'te

gibi merdivenli bir sokaklar uzatmış

çiçek bahçelerine kaçabilsin ayşe

atlı tramvaylarla ne güzel bir hiç

İşte o biçim gecelerde kucaklamış

getirir enflasyon arkadaşlarını

kova abdülhamit akşam gazeteleri

dağlar gibi yalnızlık ne güzel bir hiç.


8. Denizin Altındaki Bandolar

İşte ölüm şu derin taçlı şiirdir bak

Duman adamları maskeli katanalarıyla geçiyor

Çalan bir bandonun eşliğinde

Şimdiye dek ölünmeyen kentimizin üzerinden

Hiç değilse sokaklarında

- Sayın padişahım muhbir

Denizin altındaki bandolar da çalıyor muydu?

Parmak çocuk sorusu karşılığını da içinde taşır

- Ama şurasını unutuyorsun hep

Boğuldukları zamanki yaşlarıyladır çalgıcılar

Herhalde böyle bir şiire başlayan onu bütünler.


9. Fayton

O sahibinin sesi gramofonlarda çalınan şey

incecik melankolisiymiş yalnızlığının

intihar karası bir faytona binmiş geçerken ablam

caddelerinden ölümler aşkı pera'nın

Esrikmiş herhal bahçe bahçe çiçekleri olan ablam

çiçeksiz bir çiçekçi dükkanının önünde durmuş

tüllere sarılmış mor bir karadağ tabancasıyla

zakkum fotoğrafları varmış cezayir menekşeleri camekânda

Ben ki son üç gecedir intihar etmedim hiç, bilemem

intihar karası bir faytonun ağışı göğe atlarıyla birlikte

cezayir menekşelerini seçip satın alışından olabilir mi ablamın


10. Gökyüzünde Bir Cenaze Töreni

Düşmemiş Hezarfen Efendi'yle karşılaşır mı acaba?

Bir bakmışım baloncusu uçmuş kan mavisi balonlar

Kuşların vurulduğu mevsim Üsküdar iskele alanında

Bir bakmışım gökyüzünde gömülmez bir cenaze töreni

Ve aşağıda, yıkanmış balonlar demetinin başında

Kurşun ayaklı bir parmak çocuk, kırılır ağlamaz

Ölümü ustaca oyalayan babam öldürülmüş ben satarım

Kopmuş bir kocakarının da eteklerinde azat kuşları

Oğlum öldürülmüş ben satarım Üsküdar iskele alanında


11. Üç Gencin Kalbi

Bir gemici tanırım

Kalbini bir limanda bırakmış

Ya kaybolursa?

Ağlar çocukluğundaki gibi

Kalbini almaya gidecek hâlâ

Bir oğlan tanırım

Derin yeşil gözlü

Gönlü güney denizlerinin dibi

Kalbi ise yerinde

Birine vermeye gidecek

Bir gemi arar durur

Bulutlardan.

Bir şair tanırım

Onunki içler acısı

Kalbini asla vermemiş

Çalmışlar

Kalbi eski bir efsanede saklı.


12. Kudüs Fareleri

Dördüncü konuşmamızda

(ben neredeyim?)

isa'dan önce bu kentte

bir karınca taciri

Günahkar bir hayalet için

(biraz ölüm)

uyluk kemiğiyle acı çekecek

saraylarında

Beşinci konuşmamızda

(anlatmak diye bir şey yoktur burada)

arsenik götüren bir uşak

efendisine

Vebalı gecelerden

(makasla kesilmiş sarı bir ay)

kurtulacaklarına

inanırlardı

Biz vaktinde ölmüş olduğumuz için

(satranç taşları gibi)

kireçlerden korkmuyorduk

bir de kudüs fareleri

bir de kudüs fareleri

Bir öyle fareler

bir öyle fareler


13. Kınar Hanımın Denizleri

Bir çakıl taşları gülümseyişi ağlarmış karafaki rakısıyla

şimdi dipsiz kuyulara su olan kınar hanım'dan

düz saçlarıyla ne yapsın şehzadebaşı tiyatrolarında şapkalarını

tüketemezmiş hiç

İşte kel hasan bu kel hasan karanlığı süpürürmüş

ters yakılmış güldürmemek için serkldoryan sigaralarıyla

işte masallara da girermiş bir polis o zamanlardan beri sürme

kirpiklerini aralayarak insanları çocukların

Ve içinde birikmiş ut çalan kadın elleri olurmuş hep

gibi bir üzünç sökün edermiş akşamları ağlarken kuyulara kınar

hanım'ın denizlerinden.


14. Meçhul Öğrenci Anıtı

Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında

Bir teneffüs daha yaşasaydı,

Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür

Devlet dersinde öldürülmüştür.

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:

- Maveraünnehir nereye dökülür?

En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:

- Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor

Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:

Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik

Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazmıştır:

Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:

Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında

Her çocuğun kalbinde kendinden büyük bir çocuk vardır

Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek

15. Mısrayim

Kaçtığı bilinmeyen bir ülkesinde cinler padişahının, bir

yeniyetme. Değiştirmiştir adını, saçlarını kazıtmıştır. Soğuk bir

tabanca yastığının altında, uyuyabilir ancak. Bir yelek giymiştir

dimi; kuşbilime çalışır, omuzunda simruğ kuşu, eskiden

ötermiş.

Bir tehlikeye yaslanmıştır; uçurtma uçurur, yüzlüğü düşmüş.

Yakalanır ming izleyicilere, bileği incecik. Bir kılıçla keserler

kirpiklerini uzun. Kırarlar eklemlerini, pantolonunu sıyırıp gümüş

bir şamdana oturturlar, ziftle boğarlar teknede, damgalarlar.

Uçsuz bucaksız kucağındadır barbar anasının, bir yeniyetme.

Büyük bir alınla karşılar ölümü de, alkışlayarak karşılar; unutbeni

mavisinden bir yelkenliye binmiştir. Hamsin yelleri eser

Mısrâyim'den, kırk gün. Saçlarını uzatmıştır, yalnızlığı sever.

Kaynak: Antoloji.com - Ece Ayhan şiirleri

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Çok Okunan Haberler

title