Anadolu'nun Termal Zenginlikleri - İstanbul Termalde de İddialı

Anadolu'nun Termal Zenginlikleri - İstanbul Termalde de İddialı

HARUN POLAT - İstanbul'un Tuzla ve Esenyurt ilçelerindeki termal tesisler, her yıl binlerce hastanın deva arayışına cevap verirken, yorgunluk atmak isteyenlere de sağlıklı, neşeli ve eğlenceli vakit geçirebilecekleri imkanlar sunuyor.

ÇİĞDEM ALYANAK - HARUN POLAT - İstanbul'un Tuzla ve Esenyurt ilçelerindeki termal tesisler, her yıl binlerce hastanın deva arayışına cevap verirken, yorgunluk atmak isteyenlere de sağlıklı, neşeli ve eğlenceli vakit geçirebilecekleri imkanlar sunuyor.

İstanbul, trafik, kalabalık ve uzun kuyruklar nedeniyle sebep olduğu stresin aksine herkes tarafından pek bilinmese de aynı zamanda şifa dağıtıyor. Bu şifanın kaynağı ise Tuzla ve Esenyurt'taki termal kaplıcalar.

Tuzla ve Esenyurt'taki kaplıcaların şifalı suları, bağışıklık sistemini güçlendirip, zihni ve bedeni yenilemesinin yanı sıra romatizma ve cilt hastalıklarına derman oluyor.

Vatandaşlar bu kaplıcalara genellikle eklem kireçlenmesi, iltihabi veya yumuşak doku romatizması, bel ve boyun ağrıları, sedef hastalığı, egzama, akne, sinir ucu iltihabı, felç sonrası dönem, miyokart enfarktüsü sonrası dönem tedavileri için gelirken, kimi vatandaşlar sağlıklı bir yaşlanma için anti-yaşlanma kürleri, strese karşı anti-stres kürleri, aşırı kilo sorununda anti-obezite kürleri, daha dinç bir vücut ve sağlıklı organ fonksiyonları için koruyucu kürlerinden yararlanmak için tercih ediyor.

Depremin ardından ortaya çıktı

Esenyurt'ta, 1999 yılında meydana gelen 17 Ağustos depreminin ardından yaklaşık bir kilometre derinlikten çıkan kaynak üzerine inşa edilen Esenyurt Belediyesi Termal ve Kür Tedavi Merkezi, iki yıldır hastalara şifa dağıtıyor.

Hipertermal zengin mineralli yer altı sularının doğal sıcaklığı 36 derece ve toplam mineralizasyonu 4527 mg/L'nin üzerinde olan Esenyurt'taki kaplıca, bu özelliği ile "termomineral sular" sınıfında yer alıyor. Ayrıca insan sağlığı üzerine olumlu etkileri veya tedavi edici özellikleri açısından değerlendirildiğinde, 3716 mg/L düzeyinde tuz içermesi nedeniyle "tuzlu sular" grubunda bulunuyor. İçeriğindeki 5 mg/L düzeyindeki kükürt dolayısıyla da "kükürtlü özel balneolojik su", 5.2 Mg/L düzeyindeki florür ile de "florürlü özel balneolojik su" olarak nitelendiriliyor.

Esenyurt Belediyesi Termal ve Kür Tedavi Merkezi Hidroklomotoloji Uzmanı Ayşe Eşref, termalin yaklaşık 4 gram mineral içeriğinin bulunduğunu, 36 derece civarında çıktığını, kükürt, sodyum klorür, florür, sülfür ve bikarbonattan zengin olduğunu söyledi.

Eşref, yaklaşık iki yıldır hizmet veren tesiste daha çok romatizma, kas ve iskelet hastalıkları ile kükürt içeriğinden dolayı cilt hastalıklarının tedavisinin yapıldığını, çeşitli kırık sekelleri ve ameliyat sonrası sekellerin rehabilitasyonunun gerçekleştirildiğini belirtti.

Kaplıcada günde 400 hastayı ayakta tedavi edebildiklerini anlatan Eşref, tesiste banyo tedavisinin yanında çamur ve masaj tedavilerinin de uygulandığını dile getirdi. Rehabilitasyon amacıyla su içinde egzersiz tedavilerinin uygulandığını, engelli hastalara yönelik iki engelli havuzunun bulunduğunu belirten Eşref, gerektiği takdirde bazı hastaların sıra banyolarda tedavi edildiğini kaydetti.

Ayşe Eşref, kaplıcada ayrıca Türk hamamı ve saunanın da yer aldığını, arzu eden hastaların ve vatandaşların bu bölümlerden yararlanabildiğini söyledi.

Şifa bulmaya geliyorlar

Kaplıcaya nefes darlığı sorunu ve kaslarını güçlendirmek için Van'dan gelen 72 yaşındaki Enver Carus, "İlk kez geliyorum. Güzel bir nimet. Allah büyüklerden razı olsun böyle bir hizmeti bu şehre vermişler. İnsanlar eskiden uzak yerlere giriyordu, şimdi elhamdülillah ayaklarına gelmiş." dedi.

Tedavi için Halkalı'dan gelen 65 yaşındaki Sadrettin Turan, merkeze şubat ayından beri her hafta tedavi amaçlı geldiğini söyledi.

Merkezin eskiden 65 yaş üzerindeki vatandaşlara ücretsiz olduğunu belirten Turan, şimdi en azından 15 günde bir ücretsiz hizmet almak istediklerini dile getirdi. Turan, "1979 yılında safra kesesi ameliyatı oldum. Sol bacağım tamamen tutuldu, belki de bel fıtığından oldu ama şimdi normale döndüm ve hiçbir sıkıntım kalmadı. Herkese, özellikle biz yaşlı olanlara tavsiye ediyorum. Devamlı geldiğim için hayrını görüyorum." diye konuştu.

"Kaplıca suyu bir ilaçtır"

Yüzyıllardan beri içme kürü, 25 yıldır kaplıca olarak hizmet veren Tuzla Kaplıcaları da yılın her döneminde yurt içinden ve dışından yoğun ilgi görüyor. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde söz ettiği Tuzla Kaplıcaları, içerisinde bulunan magnezyum, potasyum, sülfat, bikarbonat, sodyum, sodyum klorür gibi mineraller sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirerek bazı hastalıklardan koruyor.

Kaplıcalar Derneği Başkanı ve Tuzla İçmeleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Köksal Köse, vücuttaki eksik minerallerin tamamlanması, vücut direncinin artırılması ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için en ideal metodun kaplıcalar olduğunu söyledi.

Köse, "Kaplıca suyu bir ilaçtır. Her içine girildiği ve çıkıldığı an itibarıyla da bir tablettir. Bir ilaç kutusunda kaç tablet varsa, misal 21 kür veriyorsa demek ki kaplıca kürleri 21 tabletlik bir ilaçtır. Bu ilacı normalde aile hekimlerinin dahi yazabilmesi lazım." dedi.

Türkiye'de örnek kaplıca olmaya çalıştıklarını belirten Köse, yeni olmakla birlikte klinik kaplıca olarak hizmet verdiklerini aktardı.

Tuzla Kaplıcaları'na gelen hastaların bağışıklık sistemlerini güçlendirme yönünde tedavi uyguladıklarını, sağlıklı beslenmeyi öğrettiklerini anlatan Köse, tesiste fizyoterapist, hidroklomotoloji uzmanı, fizik tedavi uzmanı ve diyetisyenin görev yaptığını ifade etti.

"Tedavi için yurt dışından geliyorlar"

Köse, Tuzla Kaplıcaları'nın, Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi dolayısıyla yüzyıllardır bilindiğini, Balkan ülkelerinden çok sayıda hastanın tedavi için geldiğini söyledi.

Tesiste 80 odanın yer aldığını ve tedavi için günde ortalama 100 kişiyi ağırladıklarını anlatan Köse, günübirlik hasta kapasitesinin 815 olduğunu ifade eti.

Günde 14 saatin üzerinde hizmet verdiklerini aktaran Köse, nitelikli kaplıcaların sayısının artmasını ve suyun insanlar üzerindeki bilimsel etkilerinin hastalara sunulması gerektiğine inandığını kaydetti.

Kaplıcalar, Sağlık Bakanlığı'ndan destek bekliyor

Türkiye'deki ilaç tüketiminin dünya ortalamasının üstünde olduğuna dikkati çeken Köse, kaplıcaların şifalı suları sayesinde hem ilaç tüketimini azaltacağını hem de Sağlık Bakanlığı'nca yapılacak yeni düzenlenmelerle bazı hastalıkların tedavisinde doktorların ilaç yerine kaplıcaları tavsiye etmesiyle ülke ekonomisine katkıda bulunulacağını ifade etti.

İlaç ve muayene bedelleri gibi kaplıca tedavisinin bedellerinin de ödenmesi gerektiğini ifade eden Köse, "Zaten ilaç bedellerini ödemiyor mu? Ödüyor. Muayene bedellerini ödemiyor mu? Ödüyor. O zaman kaplıcaları da ödesin. Çünkü kaplıcalar da bir ilaç. Sağlık Bakanlığı kaplıcaları keyfi bir işlem olarak gördüğü sürece sektör canlanmaz. Türkiye'de yılda 20 milyar lira ilaç tüketiliyor ve bunun yüzde 37'si hiç kullanılmadan çöpe atılan ilaçlar. Bu yüzde 37,7 milyar lira gibi bir rakama tekabül ediyor ki dünya ortalaması yüzde 15'tir. Arada yüzde 22 fark var. Bu yüzde 22 fark da 5 milyar lira gibi bir rakam yapıyor. Bu 5 milyar, kaplıcaların desteklenmesiyle Türkiye'nin cebinde kalacaktır." diye konuştu.

"Artık bilek güreşi bile yapabiliyorum"

Tuzla Kaplıcaları'nda günde iki terapi alan Asım Coşkun, "Buraya geldiğimde sol kolum ağırdı, külçe gibiydi. Doğru düzgün hareket edemezken şimdi sıkmaya ve itmeye başladım. Artık bilek güreşi bile yapabiliyorum." dedi.

Tuzla'daki bu modern kaplıcanın iyi bir terapi merkezi olduğunu ifade eden Coşkun, fizik tedavi ve fizyoterapi gibi bir çok tedavi yönteminin aynı tesis içinde bulunmasının, hastalar açısından avantaj olduğunu vurguladı.

Kaynak: AA