AK Parti'nin Diyarbakır Mitingi

AK Parti'nin Diyarbakır Mitingi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Partisinin Diyarbakır Mitinginde, Cumhurbaşkanlığı Seçimine Katılmayan Muhalefet Partileri İçin "Bunlar Kaçacak Delik Bulamayacaklar" Dedi.

AK Parti'nin Diyarbakır Mitingi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Diyarbakır mitinginde, cumhurbaşkanlığı seçimine katılmayan muhalefet partileri için "Bunlar kaçacak delik bulamayacaklar" dedi.

Başbakan Erdoğan, mitingin yapılacağı İstasyon Meydanı'nda "Adını Surlara, Sevgini Gönüllere Yazdık" pankartıyla karşılandı. Başbakan Erdoğan, Dişişleri Bakanı Abdullah Gül, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve Diyarbakır milletvekili adayları ile birlikte vatandaşlara karanfil attı. Mitinge İstanbul milletvekili adayı Ertuğrul Günay da katıldı. Meydanda ellerinde AK Parti ve Türk bayrakları bulunan yaklaşık 30 bin kişiye seslenen Dışışleri Bakanı Abdullah Gül, meydanı dolduranlara ve kendilerine sevgi

gösterisinde bulunanlara teşekkür etti. Gül, yolları dolduran küçük çocukların gözlerinden öptüğünü de dile getirdi. Abdullah Gül, "Bu meydanları herkes futbol maçı gibi seyrediyor, hepsi de mesajını alıyor. Adıyaman'da 42 dereceydi sıcaklık, yine hıncahınç doluydu. Bütün bunların sebebi var tabii ki. Sizler partimize, AK Parti'ye kurulduğu günden beri çok büyük değer verdiniz, önem verdiniz. Sağolun, varolun. Bugün de bu desteği verdiğinizi burada herkese karşı gösteriyorsunuz. Sizde 4.5 yıl takip

ettiniz. Nasıl gece gündüz koşturduğumuzu bu ülkede huzuru sağlamak için, ülkeyi kalkındırmak için, bu ülkede insanların çektiği çileyi bitirmek için ne kadar uğraştığımızı sizler de biliyorsunuz. Bu memlekette huzur olduğunda, kardeşlik pekiştiğinde, barış olduğunda, sevgi olduğunda inanın ki bütün eksikliklerimizi en kısa sürede bitiririz. Suyu olmayan, yolu olmayan köylerimize yol gitti, şehirlerarası yollar çift yol oldu. Havaalanlarımız genişledi. Hastanelerimiz yenilendi. Okullarımız, ister devlet

ister üniversite hastanesi, isterse özel hastane olsun hepisine gidebilir hale geldiniz. Niye daha önce yapmadılar bunları? Yollardaki bu çocuklar daha iyi okumalı, daha iyi hastanelere gitmeli. Bizim işimiz, gücümüz bu olmalı ve bunun için çaba sarfettik. Diğer partiler ise sadece konuşuyorlar. Hiç yuhlamayın, biz işimize bakarız, işimizi yaparız. Siz bize vekalet verdiniz, size hizmet vermek de bizim borcumuz, biz bunu yapıyoruz" dedi. Kalabalık "Vur vur inlesin CHP dinlesin" sloganları atınca Abdullah

Gül, "Hiç vurmaya gerek yok. Vurmadan da sizin bu anlamlı kalabalığınız, sevginiz zaten takip ediliyor" diye konuştu.

"CUMHURBAŞKANLIĞINI MİLLETE AÇACAĞIZ"

"Türkiye'nin bu tepkilerinin bir nedeni de Cumhurbaşkanı seçimlerinin böyle olması" diye devam eden Gül, "Bunun böyle olmaması gerekirdi, Türkiye'ye yakışan bu değildi. Türkiye'ye yakışan, anayasa maddesi bundan önce 3 Cumhurbaşkanı seçilirken nasıl uygulandığıysa aynı şekilde uygulanmasıydı. Ama ne yazık ki birden telaşlandılar. Yuha gerek yok. Çankaya'yı inşallah bütün millete ayrım yapamadan bütün millete açacağız. Ama yapılanlar, oynanan oyunlar da 24 Temmuz'da herhalde yanlarına kar kalmayacak.

Herhalde 'millet bunları unuttu, farkında değildir' demiyorlar. Şimdiden görüyorlar milletin tepkisini. Onun için de bu konuların konuşulmasından adeta rahatsız oluyorlar. Tabii ki konuşulacak, millete sorulacak. Madem ki mecliste milletvekillerinin kararına tahammül edemediniz, bir sürü numaralarla bu işi bu noktaya getirdiniz, o zaman gelin millete soralım, millet ne istiyorsa onu yapalım dediğimizde de gördünüz ne olduğunu. Şu işe bakın ki 'cumhurbaşkanını millet seçsin' demek bile bu memlekette suç

olarak gösterilmeye başlandı. Ve ne yazıkki 'cumhurbaşkanını millet seçsin' deyince korkulmaya başlandı. Neden korkuyorsun kardeşim? En büyük hakem yine millet, sor, kimi istiyorsa onu seçsin. Ama biliyorsunuz bunlar hiç bir zaman milletin oyuyla bir yerlere gelmezler. Onun için de demokrasi falan bunların işine geldiğinde var, işine gelmediğinde ise yoktur ama AK Parti iktidarı 4.5 yıl içinde sadece ekonomiyi değil Türkiye'yi daha demokratik ve hür özgür bir ülke haline getirdi. Bütün bu haksızlıkları

gidermek için bu kardeşlerinizi meclise bir daha göndermenizi istiyoruz. Yoksa tekrar 90'lı yılların kaosları, istikrarsızlıkları, iç çekişmeler bunlar kayıp yıllardır. O günlere dönmemek gerekir, güven istikrar içinde bize 'yola devam' deyin. Siz bize 'yola devam' deyince biz de hizmete devam edelim" dedi.

Abdullah Gül'den sonra kürsüye gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, "Bismil'i Çermik'i Çınar'ı ÇüngüşDicle'yi Eğil'i, Ergani'yi, Hani'yi, Kocaköy'ü, Kulp'u, Lice'yi ve Silvan'ı bütün köyleriyle buradan selamlıyorum. Ben sizlerle gurur duyuyorum. Bölgede gördüğüm coşku, buraya da transfer olmuş. Türkiyemizin dört bir yanını bu heyecan, bu coşku seli almış 22 Temmuz'a götürüyor. 22 Temmuz'da sandıklardan daha güçlü bir Türkiye çıkacak. Sandıklardan daha güçlü bir demokrasi çıkacak. Sandıklardan daha

güçlü bir hukuk devleti çıkacak. Şimdi ülkemizi çok daha ileri götürmek için yeni bir dönemin başındayız. Yeni dönemde AK Parti iktidarıyla Türkiye'nin demokratik yürüyüşü, ülkemizin kalkınması devam edecek. Şunu unutmayın; kardeşliğimiz daha çok derinleşecek, hukukumuz daha büyük güvencelere kavuşacak, devlet-vatandaş ilişkileri daha sağlam temellere ulaşacak. Gördüğünüz gibi bizim iktidarımızda devlet öncelikli anlayış olmadı. İnsan öncelikli bir iktidar olduk. 'Önce insan' dedik, 'sonra devlet' dedik.

Onun için de insanı yücelttik, 'devlet yücelsin' dedik. Çünkü insanı güçlü olmayan bir ülkede devlet güçlü olamaz. İnsanı zayıf olan bir ülkede bilesiniz ki insan da zayıftır. İnsanların arasında dargınlık, küskünlük, kin, nefret tohumları eken bir ülke güçlü olamaz. Biz bunu bilerek yola koyulduk. Biz diğer siyasi partiler gibi söylemlerle değil, yaptıklarımızla konuşuyoruz. Farkımız bu. Onlar konuşuyor, onlar lafla peynir gemisi yürütecekler, onlar bol bol laf salatası yapacaklar, biz ise icraat. Şu ana

kadar yaptığımız hizmetlerle alnımız yere bakmıyor. Alnımız dik, açık yola böyle devam ediyoruz. Ben ekonomik başarılarımızı anlatacak değilim. Bunları siz yaşıyorsunuz. Ama bir şey söyleyebilirim. Anneler sizi 3 Kasım öncesine götürmek istiyorum. 3 Kasım öncesine gidin. Tüm Türkiye'ye sesleniyorum buradan. Ne olur başınızlete açacağız. Ama yapılaı iki elinizin arasına alın ve 3 Kasım öncesine gidiniz. Acaba asgari ücretle 3 Kasım öncesinde ne kadar peynir alıyordunuz, kaç litre süt alıyordunuz, kaç ekmek

alıyordunuz? Bugünün asgari ücretiyle ise ne kadar alıyorsunuz, bir mukayesesini yapınız. Eğer bugün de daha az alıyorsanız AK Parti'ye oy vermeyin. Ama bugün daha fazla alıyorsanız, durmak yok yola devam diyorum. Niye biz hesap kadrosuyuz? Biz lafla değil, icraatla konuşuyoruz. Yaptıklarımız ortada ve yapacaklarımızı da gösteriyor. Halep oradaysa Diyarbakır burada. Onun için rahat arşınlarız. Sıkıntımız yok" dedi.

"MİLLET HERKESE AYNI GÖZLE BAKAN YÖNETİCİ İSTİYOR"

"Türkiye'nin milli geliri 181 milyar dolardı. Kaç yılda, 79 yılda" diye devan eden Başbakan Erdoğan, "Türkiye 181 milyar dolara ulaşmış. Peki 4.5 yılda biz bunun üzerine 219 milyar dolar koyduk. Şimdi ne oldu, 400 milyar dolar. Bunlar yatarak olmuyor, çalışarak oluyor ve benim vatandaşımın imkanları böyle artıyor, daha da artacak. Biz eğer şu anda Diyarbakırımız'a yatırımlar yapıyorsak, bütün bunlar bu imkanlarla oluyor. Bize göre milletimizin tek bir gündemi var. Adalet ve kalkınma istiyor, demokrasi ve

istikrar istiyor, kardeşlik istiyor, barış istiyor ve yarınlara böyle gitmek istiyor. Çözümsüzlük değil, çözümden yana olduğunu her vesileyle söylüyorum. Seçimden seçime maske takanları değil, bütün millete bütün ülkeye aynı gözle bakan yöneticiler istiyor" ifadelerini kullandı. Erdoğan şöyle devam etti:

"Biz kavga için gelmedik, bizim işimiz sevgi için. Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldik. Biz buyuz. Biz sayın Baykal'ın kimliğinde değiliz. Aynı kimliğin insanları olamayız. Onların koalisyon ortaklıklarının da bu ülkeye neler yaptıklarını, neler kazandırdıklarını bilirsiniz. Onlar akşam başka, sabah başka. Güvenin, itibarın hiçbir zaman temsilcisi olmadılar. Siyasete alavereyi dalavereyi ne yazık ki onlar getirdiler. Bunları tarihlerinde görürsünüz. Gördünüz demokrasiye tuzak kuranların,

milletin huzurunu bozanların hepsi mahkum oldu. Adalet terazisine taş koyanlar milletin gönlünde yer bulamayacaklardır. Gerilim siyaseti, kavga siyaseti, ayrımcı siyaset bugüne kadar kimsenin ekmeğini büyütmedi, kimsenin derdine derman olmadı. Oysa bu millet Ergani'den Keşan'a, Lice'den Çankaya'ya aynı millettir ve aynı şeyleri istiyor. Millete efendilik olmaz. Millete hizmetkarlık olur. Biz milletimizin hizmetkarıyız, efendisi değiliz. Onun için bu seçim Türkiye'ye yeni bir imkan sunuyor. Millete

güvenmeyenler, millete yukarıdan bakanlar bu seçimde tekrar bir yaprak dökümü yaşayacak. Doğru istikamette olanlar hesaplarını düzgün tutanlar bu seçimde kazanacaklar. Halka hizmet hakka hizmettir. Bizim anlayışımız bu. Biz bu yola çıkarken bir şey söyledik. Cumhuriyetçi misin, cumhurun sesine kulak ver. Halkçı mısın, halkın sesine kulak ver. Milliyetçi misin, milletin sesine kulak ver. Ama bunlar cumhuriyetçi olamaz çünkü cumhuru dinlemiyor. Bunlar halkçı olamaz çünkü halkı dinlemiyor. Bunlar milliyetçi

olamaz, çünkü milletten kaçıyor. İşte cumhurbaşkanlığı seçimini yaptık. Mecliste bunların ne olduğunu gördük. Seçim esnasında bunlar genel kuruldan kaçtılar, gelmediler. Nereye gittiler, Anayasa Mahkemesi'ne gittiler. Bunlara kaçacak delik bırakmayacağız. Er veya geç bunları, egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğuna göre millete getireceğiz. Kararı kim verecek, millet verecek."

"BU DEVLET, BU CUMHURİYET, BU BAYRAK HEPİMİZİN"

Meydandaki vatandaşlar "DYP, CHP hesap verecek" sloganları atınca Başbakan Erdoğan, "Onlar hesabı size verecek" dedi. Başbakan Erdoğan," Bizim siyasette bir arzumuz var, o da gönül kazanmak istiyoruz. Bizim derdimiz bu. Bunu yaparken kin ve nefret istemiyoruz. Bunu yaparken ülkemizin tüm bölgelerini kucaklayalım istiyoruz. Onun için diyoruz ki AK Parti'de etnik milliyetçilik yok, AK Parti'de bölgesel milliyetçilik yok, AK Parti'de dinsel milliyetçilik yok. Niye? Ülkemizde ne kadar etnik unsur olursa

olsun Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı Çerkez'i, Arnavut'u, Boşnak'ı, kim olursa olsun biz hepsine aynı mesafedeyiz. Çünkü bizler, her birimiz tek tek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Aramıza fitne fesat sokmak isteyenlere, bölmek isteyenlere bu topluluk fırsat vermeyecektir. Onun için diyorum ki tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Böyle yürüyeceğiz geleceğe. Eğer böyle olursak çok daha güçlü olacağız. Böyle olursak muassır medeniyetlerin seviyesine çıkacağız" dedi. Erdoğan şöyle devam etti:

"Peki Diyarbakır'a neler yaptık? Vatandaşla devletin ilişkilerini nereden nereye getirdik? Önce eğitim dedik ve Diyarbakır'a bin 500 derslik kazandırdık. Yıl sonuna kadar Diyarbakırımız'a 500 derslik daha kazandıracağız. 25 bin kız çocuğumuzu Haydi Kızlar Okula kampanyasında okula kazandırdık. 211 öğrenciye her ay şartlı nakit yardımı yapıyoruz. Eğitimde bu adımları atarken, üniversite öğrencilerimize biz göreve geldiğimizde 45 milyon burs veriliyordu, şimdi ise 150 milyon veriliyor. Acaba bilgisayar

yeni mi icat oldu, peki niye gelmedi bugüne kadar? Hani bunlar ilericiydi, hani bunlar çağdaştı. Çağdaşlığı kim kaybetti ki bunlar bulsun. İşte biz geldik ve okullarımız bilişim teknolojisi sınıflarıyla buluştu. Biz geldik, şimdi yavrularımız hamdolsun bilgisayarla tanıştı. Diyarbakırımız'ın bütün okullarında bilişim teknolojileri sınıfları var. ADSL sistemi var. Bunlarla birlikte yavrularımızı geleceğe çok daha güçlü hazırlıyoruz."

"GEÇMİŞTE MODERN HIRSIZLAR ÇALIYORDU"

Başbakan Erdoğan, şimdiye kadar göreve gelen hükümetlerin hep borçlandığını belirterek, "Biz göreve geldiğimizde IMF'ye 23.5 dolar borç vardı. Şimdi 8.5 milyar dolara düştü. Merkez Bankası'nın kasasında 26 milyar dolar vardı, şimdi ise 66 milyar dolar var. Bunlar hortumcuydu, şimdi hortum yok artık, sen varsın. Enflasyon indi, faiz düştü. Bütün bunlar benim milletimin, halkımızın cebinde kalıyor. Bundan önce ise ne olurdu, çalınıyordu. Kim çalıyordu, modern hırsızlar çalıyordu. Her gece yatıp

kalkıyorlardı, hep 6 tane sıfır koydular. Bedelini kim ödedi, sen. Biz ne yaptık, 6 sıfırı attık. Dediler ki 'enflasyon patlar'. 'Hayır' dedik, 'atacağız' dedik. Attık, ne oldu enflasyon, patlamadı, çatladı" diye konuştu. "Şimdi ben diyorum ki burada 27 gün kaldı. 27 günde ne olacak? Durmak yok. İlçe ilçe, belde belde, mahalle mahalle, köy köy çalışmaya hazır mıyız?" diye soran Erdoğan, kabalalıktan "Evet" yanıtını alınca, "Ben inanıyorum ki siyasette de israfın yanında yer almayacaksınız. Siyasetinde

israfı var. Nedir, oylar boşa gitmesin. Niye boşa gitmesin? Size hizmet verecek olan ancak bir iktidar olur. İktidar gücü olmayanın size hizmet verme gücü var mı? Diyarbakır ne istiyor, hizmet istiyor. Öyleyse bu hizmet için bir olacağız. Beraber olacağız. Bu dediğiniz 10 var ya 10, sandıklarda patladığı anda hukukun üstünlüğü, bu ülkede birlik beraberliğimiz çok daha güçlü olacaktır. Demokrasinin üzerinde oyun oynayanların oyunları bozulacaktır. Tuzak kuranların tuzakları kendi başlarına dönecektir" dedi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını, herkesten ellerini kaldırmasını isteyerek, "Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda, şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bize her şey sizi hatırlatıyor. Her şey Diyarbakır, Türkiye için. Silvan'da şehit olan köy korucumuza Allah'tan rahmet diliyorum yaralımıza şifalar diliyorum. Tüm ülkenin barışı huzuru için güvenlik güçlerimize görevlerinde başarılar diliyorum" diyerek bitirdi.

(AŞ-AŞ-OK-Y)