Mersin'de Olası Depreme Karşı....

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Mersin'de olası depreme karşı alınabilecek önlemleri tartışmak üzere, Yenişehir Belediyesince "Depremlerin binalar üzerindeki etkileri ve alınacak tedbirler" konulu konferans düzenlendi.

Mersin'de olası depreme karşı alınabilecek önlemleri tartışmak üzere, Yenişehir Belediyesince "Depremlerin binalar üzerindeki etkileri ve alınacak tedbirler" konulu konferans düzenlendi.

Belediye Başkanı İbrahim Genç, açılışta yaptığı konuşmada, yeni bir yerleşim yeri olan Yenişehir'i oluşturmaya çalışırken, bizden sonraki nesillere çevresiyle, yeşiliyle hepsinden önemlisi insanların barındığı sağlıklı ve sağlam bir kent bırakabilmenin endişesini yaşadıklarını söyledi.

Düzenlenen konferansla olası bir deprem felaketinde can ve mal kaybını en aza indirebilmek için nasıl ve hangi teknikleri kullanarak bir yapı yapılabileceğinin gündeme getirilmesini istediklerini anlatan Genç, "Bizleri kırmayıp buraya kadar gelerek, değerli bilgilerini bizlerle paylaştığı için kendisine teşekkür ediyorum" dedi.

Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Ersoy ise, depremlerde yıkılan veya ağır hasar gören yapıların büyük bir çoğunluğunun, betonarme değil, beton ve çelik kullanılarak yapılan, yapı türü olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

"Bir binanın betonarme olarak nitelendirilebilmesi için elemanların monolitik olması, donatının bilinçli detaylandırılmış olması, betonun minimum bir dayanıma sahip olması ve kritik bölgelerin sık etriyelerle sarılmış olması gerekir. Uzun süredir, depremlerden sonra yaptığım gözlemlerin ışığında, ülkemizde betonarme binalarda gözlenen hasarın nedenlerini üç grupta toplayabiliriz. Yanlış veya uygun olmayan sistem seçimi, yanlış ve yetersiz donatı detayları, yapım aşamasında denetim eksikliği. Bence ülkemizde gözlenen hasarın en az yüzde 90'ı bu üç sebepten dolayı oluşmuştur."

Depreme uygun olmayan bir mimariye sahip binayı depreme dayanıklı duruma getirmek çok zor ve bazı durumlarda olanaksız olduğuna işaret eden Ersoy, "Çoğu kez taşıyıcı sistem seçiminde de büyük hatalar yapılmaktadır. Birçok binada yatay deprem kuvvetlerini karşılayacak çerçeveler oluşmamakta, taşıyıcı sistem depreme göre değil, düşey yüklere göre düzenlenmektedir. Taşıyıcı sistem düzensizlikleri çok yaygındır. Binanın deprem davranışını olumsuz etkileyen kısa kolona, yumuşak kata, kuvvetli kiriş-zayıf kolona çok sık rastlanmaktadır. Kolon kesitlerinin küçük tutulması ve perde kullanılmaması nedeniyle hasar gören veya yıkılan binaların çoğunun yanal rijitliği istenen düzeyde değildir. Tüm bunlar, bina davranışını olumsuz yönde etkilemektedir. Nitekim 1998 Ceyhan ve 1999 Marmara depremlerinde bu tür yapılar yerle bir olmuştur" diye konuştu.

Türkiye'de depremlerden sonra yapılan gözlemlerde en sık rastlanan kusurun, kolon ve kiriş uçlarında yeterli sargı donatısının bulunmaması olduğuna dikkati çeken Ersoy, şunları kaydetti:

"Birkaç yıl öncesine kadar ülkemizde yapılar denetlenmiyordu. Bugün bir denetim mekanizması oluşturulmuşsa da bu yeterli olmaktan oldukça uzaktır. Yapım aşamasındaki en büyük sorun, projenin uygulanmaması veya haber verilmeden değiştirilmesidir. Deprem sonrası hasarlı binalar üzerinde yapılan incelemelerde, bunların tamamına yakın bir bölümünde projede ön görülen sargı donatısının bulunmadığı gözlenmiştir. Etriye uçlarının çekirdekte kenetlendiğine ise hemen hiç rastlanmamıştır. Yine birçok binada kolon boyutlarının yapım aşamasında küçültüldüğü ve eksik donatı konduğu saptanmıştır. Etkili bir denetim sağlanamazsa, proje ne kadar iyi olursa olsun, birçok zayıflık ve eksiklik içererek oluşturulan yapının depreme dayanması beklenemez. Nitekim bu şekilde inşa edilen binalar çökmüş veya ağır hasar görmüştür. Sonuç olarak, ülkemizin deprem mühendisliği konusunda en önemli iki sorunu, eğitimsizlik ve denetimsizliktir. Teknik elemanlarımızı deprem mühendisliği konusunda yeniden eğitmezsek ve etkili bir denetim sağlayamazsak, Marmara ve benzeri depremlerde yaşanan felaketleri yeniden yaşamak kaçınılmaz olacaktır."

- MERSİN

Kaynak: AA