Prof. Dr. Hasan Okuyucu Yazıları

 Prof. Dr. Hasan Okuyucu
Prof. Dr. Hasan Okuyucu
Yazarın Profili
02.11.2026 21:40

Ekonomide Soğuk Savaş Dönemi (mi?)

Haber Detay Image

Pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı, Çin’in küresel ekonomideki artan ağırlığı ve Trump’ın ABD’de ikinci kez göreve gelmesiyle belirginleşen jeopolitik gerilimler, adeta ikinci bir Soğuk Savaş’ı andıran bir ortam yarattı. Soğuk Savaş sonrası dönemin küreselleşme ve serbest ticaret anlayışı geride kalırken, bu yeni ortamın bir sonucu olarak dünya ekonomisinin öncelikleri de değişiyor.

Uzun yıllar temel soru “Bir ürünü en düşük maliyetle nerede üretebiliriz?” idi. Üretim ülkelere dağıldı, stoklar azaltıldı, tedarik zincirleri tam zamanında teslimata göre düzenlendi. Başarının başlıca ölçüsü maliyet ve verimlilikti.

Bugün bu hesabın yanına başka sorular ekleniyor. Ticaret yolları kapanırsa üretim sürer mi? Kritik hammaddeyi aldığımız ülke ihracatı durdurursa ne yaparız? En ucuz tedarikçimiz, kriz gününde de güvenebileceğimiz tedarikçi midir?

Ekonomik bağımlılıklar artık aynı zamanda bir güvenlik meselesi olarak değerlendiriliyor. Ülkeler ve şirketler stratejik bölgesel ortaklıklara, alternatif tedarikçilere, kritik üretim kapasitesine ve kesintilere dayanıklı sistemlere daha fazla önem veriyor. Tek kaynağa bağımlılığın yerini, seçenekleri çoğaltma arayışı alıyor.

Gita Gopinath ’in IMF için kaleme aldığı makalesinde güvenlik kaygılarının ticaret ve yatırım ilişkilerini yeniden şekillendirdi belirtiliyor. Makalede büyük ticaret şokları ihtimali yükseldiğinde kritik girdilerde kaynak çeşitlendirmenin, bazı verimlilik kayıplarına rağmen fayda sağlayabileceği belirtiliyor.

Ancak buradan “Her şeyi kendimiz üretelim” sonucu çıkmıyor. OECD, üretimi bütünüyle ülke içine taşımanın dayanıklılığı kendiliğinden artırmadığını vurguluyor. Farklı ülkelerle kurulan dengeli ilişkiler, tek bir kaynağa bağımlılıktan daha güvenli olabiliyor.

Türkiye açısından sanayi politikamızı yalnızca ucuz işçilik, teşvik ve ihracat rakamları üzerinden değerlendiremeyiz. Hangi teknolojilerde yetkiniz? Hangi hammaddelerde kırılganız? Üniversitelerimiz, araştırma merkezlerimiz ve işletmelerimiz bu kırılganlıkları azaltmak için birlikte çalışabiliyor mu?

Ar-Ge desteklerinin başarısını ölçerken ekonomik getirinin yanında hangi bağımlılığı azalttığını, hangi yetkinliği kalıcılaştırdığını da sormalıyız. Kritik bir malzemede ithalat tutarını bilmek yetmez; alternatif tedarikçileri, bunların devreye girme süresini ve yerli geliştirme kapasitemizi de bilmeliyiz.

Bu yaklaşım, kamu desteklerinden firma yatırımlarına kadar karar ölçütlerimizi genişletmeyi gerektiriyor. Bugün biraz daha pahalı görünen bir seçenek, yarın üretimin durmasını önlüyorsa toplam maliyet açısından daha doğru olabilir.

Yeni dönemde rekabet gücü, uygun maliyetle üretmenin yanında kriz sırasında üretmeye devam edebilme kabiliyetidir.

Güvenliğin yolu, dünyayla bağlarını korumak, bağımlılıklarını tanımak ve seçeneklerini çoğaltmaktır.

Yazarın Yazıları