ABD'de kişi başına düşen millî gelir, 1990 yılında 23.889 dolarken 2025 yılında 90.027 dolara yükselerek 3,77 katına çıktı.
Aynı dönemde dünyanın en zengin kişisinin serveti ise 16 milyar dolardan 342 milyar dolara ulaşarak 21,4 katına çıktı. Yani en büyük kişisel servet, kişi başına düşen gelirden çok daha hızlı büyüdü. 2026 yılında ise çok daha büyük rakamlar ortaya çıkacağa benziyor.
1990 yılında dünyanın en zengin 10 kişisinden beşi Japonya'dan, ikisi ABD'den, diğerleri ise İsveç, Kanada ve Güney Kore'dendi. 2025 yılında ise ilk 10'daki dokuz kişi ABD'li, biri Fransız.
Bu veriler, yalnızca servet birikiminin hızındaki büyük farklılaşmayı değil, küresel servetin coğrafi merkezindeki değişimi de ortaya koyuyor. Dünyada zenginliğin nasıl biriktiği, kimlerin elinde yoğunlaştığı ve gelir dağılımının nereye doğru evrildiği üzerine düşünmek için oldukça çarpıcı bir tablo.
Bizde ise fonlar üzerinden yürütüldüğü iddia edilen usulsüz işlemlerle küçük yatırımcının birikimleri tehdit altındayken, dünyada sermaye ve servet birikiminin ölçeği ve yapısı köklü biçimde değişiyor. Küresel sermaye yeni alanlarda büyüyüp yoğunlaşırken, bizim hâlâ yatırımcının güvenini, tasarruflarını ve sermaye piyasasının temel işleyişini koruma sorunlarıyla uğraşmamız düşündürücü.








