Şirket ortaklarının, sahip oldukları hissenin büyük veya küçük olmasına bakılmaksızın, şirketin mali yapısını ve ticari itibarını koruma konusunda dikkatli davranmaları günümüzde her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır.
Şirketin ortaklarının piyasadaki itibarı, mali davranışları ve ticari güvenilirlikleri de şirketin kredibilitesini doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle ortaklar, hem şirket içerisinde hem de kendi özel ticari hayatlarında bazı temel kurallara uymak zorundadır.
Özel Hayatta Özen
Şirket ortağı olmak, kişinin özel hayatındaki ve şirket dışındaki ticari faaliyetlerindeki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ortakların kendi adlarına yaptıkları ticari işlemler, aldıkları krediler, verdikleri şahsi kefaletler, borç ilişkileri ve üçüncü kişilerle olan mali ilişkileri, bazı durumlarda ortak oldukları şirketi de zor durumda bırakabilir.
Özellikle piyasada aynı isim, marka veya aile ile özdeşleşmiş şirketlerde bu risk çok daha büyüktür. Bir ortağın kişisel ticari başarısızlığı, zaman zaman yalnızca o kişiyi değil, şirketin diğer ortaklarını ve şirketin itibarını da etkileyebilmektedir.
Ortaklar ödeyemeyeceği borçların altına girmemeli, gereksiz şekilde yüksek finansal risk almamalı, şahsi borçları nedeniyle şirketi ve diğer ortaklarını dolaylı olarak riske atabilecek işlemlerden kaçınmalıdır.
Ortaklık Payını Zarara Uğratmama
Bir ortağın sahip olduğu hisse, kendisine ait olsa da bu hisse aynı zamanda diğer ortaklarla birlikte geçmişten günümüze kadar oluşturulmuş bir emeğin karşılığıdır.
Ortağın şahsi borçları nedeniyle hissesine haciz, rehin veya benzeri hukuki işlemler gelmesi; ortaklık yapısında ciddi sorunlara, diğer ortakların haklarının tartışmaya açılmasına ve şirket yönetiminde istikrarsızlığa neden olabilir. Bu durum bence helal hara anlamında da sıkıntı oluşturmaktadır. Zira bir ortak kendi hatasından dolayı diğer ortaklarına zarar verip, haklarına girmekte, onların hisselerini de riske atmaktadır.
Şirketi Riske Sokan Ortağa Karşı Tedbir Alınmalı
Şirkete verilen zarar konusunda gerekli inceleme yapılmalı ve zarar ile orantılı tedbirler zaman kaybetmeden uygulanmalıdır. Gerekli durumlarda görevden alma, şirket bünyesinde çalışmasının sona erdirilmesi gibi tedbirler alınarak, şirket, ortağın kendisi ve diğer hisseler korunabilir.
Uygulamada bazen borç batağına giren bir ortağın borçları şirket tarafından kapatılmakta ve ortak finansal açıdan yeniden ayağa kaldırılmaktadır. Böyle bir çözüm, doğru şartlarda ve kontrollü şekilde uygulandığında hem ortağın hem de şirketin geleceğini koruyabilir.
Paranın kaybı telafi edilebilir; ancak ticari itibarın kaybedilmesi çok daha zor telafi edilir.
Ortağın yanlış ticari hareketleri sonucunda hissesine haciz, rehin veya benzeri bir işlem gelmesi durumunda, diğer ortakların öncelikle şirketin ve ortaklık yapısının geleceğini düşünmesi gerekir.
Ancak bu destek, sürekli olarak yapılan bir “borç kapatma” uygulamasına dönüşmemeli, gerekirse yaptırımlarla desteklenmelidir.
Bu tür sorunların kriz haline gelmeden çözmek gerekir. Aile şirketlerinde aile anayasasında veya ortaklar arasındaki sözleşmelerde, ortakların şahsi ticari faaliyetlerinde uyması gereken mali ve etik kurallar önceden belirlenebilir.
Bir şirket ortağının en önemli sorumluluklarından biri yalnızca şirketten kazanç sağlamak değildir. Aynı zamanda ortak olduğu yapının devamlılığını, finansal itibarını, marka gücünü ve ortaklık yapısını korumaktır.
Ortaklar kendi özel hayatlarında ve ticari faaliyetlerinde istedikleri gibi risk alabileceklerini düşünebilirler. Ancak bu risklerin şirkete, diğer ortaklara veya ortaklık paylarına yansıması kabul edilemez. Bu durum bana göre helal de olmaz.
Çünkü bazen bir ortağın şahsi borcu, şirketin borcu haline gelebilir; bir ortağın ticari hatası, şirketin itibarı haline gelebilir; bir ortağın kişisel başarısızlığı, yıllarca oluşturulmuş bir markanın güven kaybına dönüşebilir.










