İş hayatında belirlenen hedeflere ulaşmak ve büyük başarılara imza atmak isteyen yönetici ve işletme sahiplerinin, öncelikle bazı bedelleri ödemeyi kabul etmeleri gerekir. Her yatırımın, her değişimin ve her gelişimin belirli bir maliyeti vardır. Bu bedelleri göze alamayanlar ise çoğu zaman çeşitli gerekçeler üreterek harekete geçmekten kaçınırlar. Sonuç olarak da hedeflerinden giderek uzaklaşırlar.
Bugün üretim yapan ve güçlü bir satış altyapısına sahip birçok işletmeyi düşündüğümüzde, maddi imkânları ve insan kaynağı yeterli olmasına rağmen hâlâ e-ticaret yatırımı yapmayan firmalarla karşılaşabiliyoruz. Görüştüğüm bazı iş insanları bu durumu; "Bu işi bilmiyoruz, amiral gemimiz bu iş değil.", "Çok para harcadık ama sonuç alamadık." veya "Bizim sektörümüze uygun değil." gibi gerekçelerle açıklıyor.
Oysa çoğu zaman sorun, işin yapılamaz olması değil; o alana girecek cesaretin gösterilememesidir.
Elbette e-ticaret kolay bir alan değildir. Bilgi, sabır, yatırım ve profesyonel yönetim gerektirir. Ancak doğru planlama yapıldığında ve süreç kararlılıkla yönetildiğinde başarılı sonuçlar alınabileceği artık herkes tarafından bilinmektedir. Bu nedenle birçok işletme için asıl engel işin zorluğu değil, değişime karşı duyulan çekingenliktir.
İş hayatında ne aşırı korku, ne de ölçüsüz cesaret doğru sonuçlar doğurur. Başarılı işletmeler, riskleri doğru analiz ederek cesaret ile temkin arasında sağlıklı bir denge kurabilen işletmelerdir. Çünkü birçok büyük yatırım ve yenilik, korku nedeniyle hiç başlamadan rafa kaldırılmaktadır.
Aşırı garantici olmak da işletmeler için önemli bir risktir. Sürekli mevcut düzeni korumaya çalışan şirketler, zamanla rekabet güçlerini kaybedebilirler. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde veya sektörlerin yeniden şekillendiği zamanlarda cesur davranabilen işletmeler, krizleri fırsata dönüştürerek rakiplerinin önüne geçebilmektedir.
Ancak cesaret ile pervasızlığı birbirine karıştırmamak gerekir. Başkalarını zor durumda bırakacak, şirketin geleceğini tehlikeye atacak veya yeterli analiz yapılmadan alınacak kararlar gerçek cesaret değildir. Cesaret; bilgiye, hazırlığa ve sağlam bir plana dayanmalıdır.
İş ortamlarında yöneticilerin tutumu da çalışanların davranışlarını doğrudan etkiler. Cesur ama bilinçli kararlar alan yöneticilerle çalışan ekipler zamanla daha fazla sorumluluk almaya, yenilik üretmeye ve inisiyatif kullanmaya başlarlar. Buna karşılık sürekli hata yapmaktan korkulan, her fikrin eleştirildiği ve risk almaktan kaçınılan kurumlarda çalışanların cesareti zamanla azalır. Böyle ortamlarda üretkenlik ve yenilikçilik de zayıflar.
Cesaret Kırıcı Ortamlardan Uzak Durulmalıdır
Sürekli temkinli davranılan, hata yapmanın cezalandırıldığı ve her yeni fikrin engellendiği çalışma ortamları, çalışanların özgüvenini ve cesaretini zamanla yok eder. Buna karşılık fikirlerin desteklendiği, planlı risk almanın teşvik edildiği kurumlarda hem çalışanların hem de yöneticilerin gelişimi hızlanır.
Elbette burada sözünü ettiğimiz cesaret, "cahil cesareti" değildir. Bilgisizce alınan riskler işletmelere ciddi zararlar verebilir. Gerçek cesaret; araştırılmış, analiz edilmiş, hesaplanmış ve iyi planlanmış adımları atmaktır.
Sonuç olarak iş hayatında birçok hedefin önündeki engel, çoğu zaman işin zorluğu değil; o ilk adımı atacak cesaretin eksikliğidir. Başarıya ulaşan işletmeler, korkularını yok sayanlar değil; onları doğru yöneterek cesur kararlar alabilenlerdir. Çünkü rekabette fark oluşturan, çoğu zaman en güçlü olan değil; değişime en cesur şekilde uyum sağlayabilenlerdir.










