Firmanın büyüklüğü, ortaklık yapısı ve kurumsallaşma seviyesi farklılık gösterse de, ortaklı işletmelerde bazı problemler neredeyse kaçınılmazdır. Özellikle aile şirketlerinde bu konular daha hassas bir zeminde ilerler. Gerekli önlemler alınmadığında ise bu konular, işletme sahiplerinin gündemini sürekli meşgul eder.
Yönetim
danışmanlığı tecrübelerimden yola çıkarak en sık karşılaşılan bazı konuları
aşağıda özetlemeye çalıştım:
Ufuk
ve Vizyon Farklılığı
Ortakların
bilgi birikimi, tecrübesi ve eğitim düzeyleri farklı olabilir. Bu durum aynı
konuya farklı açılardan bakılmasına neden olur. Yönetilemeyen bu farklılıklar
zamanla fikir ayrılığına, ardından da ciddi çatışmalara dönüşebilir. Özellikle
farklı kuşakların da devrede olduğu ortaklıklarda bu farklı bakış daha da
derinleşmekte ve ortaklıkların ayrılmasına kadar giden sonuçlar doğurabilmektedir.
İletişim
ve Güven Problemleri
Düzenli
ve sağlıklı iletişim kuramayan ortaklar arasında zamanla güven zedelenir.
Özellikle şeffaf olmayan yönetim yapısı, mali yapı ve yetersiz raporlama
sistemleri bu problemi büyütür. Ortaklar bazen çok doğru yaklaşımlar sergilese
de karşılık bulamayacak bir seviyeye gelinebilmektedir. Düzenli ve gündemleri
olan ortaklar arası toplantılar ile standart raporlama sistemi bu problemleri
önemli ölçüde azaltacaktır. Bu tür şirketlerde bir mağazanın tabelasının
tasarlanıp yaptırılması ve asılması aylar alabilmektedir.
Görev
Alanlarına Müdahale
Görev,
yetki ve sorumluluklar net olsa bile kurumsallaşmamış işletmelerde ortaklar
birbirlerinin alanlarına müdahale edebilir. Örneğin, depodan sorumlu ortağın,
finansı bilgilendirmeden büyük bir yatırım başlatması ve bununla ilgili ödeme
planını bile yaptığı durumlarla karşılaşabiliyoruz. Bu gibi durumlar ortaklar
arasında kaos oluşturmakta, güveni zedelemekte ve firmanın finansal risk yaşamasına
neden olabilmektedir.
Karar
Alma Süreçlerinde Tıkanma
Ortaklar
çoğu zaman, operasyonel kararlar ile stratejik kararları ayırt edemez ve her
konuya müdahil olmak ister. Bu da karar süreçlerini yavaşlatır ve işletmenin
reflekslerini zayıflatır. Burada oluşturulacak basit bir görev, yetki ve sorumluluk
tablosu çoğu karışıklıkları ortadan kaldıracaktır.
“Ben
Daha Çok Çalışıyorum” Yaklaşımı
Özellikle
aile şirketlerinde sık görülür. Bazı ortaklar; kendilerini vazgeçilmez görür, diğer
ortakların katkısını ise küçümser. Sabahın erken saatlerinde işe başlayan ve
kendisi ile hareket etmeyen diğer ortaklarının yeterince verimli olmadığını
düşünen ortaklar sıkça karşımıza çıkmaktadır. Oysa sürdürülebilir bir işletmede;
fiziksel emek kadar, zihinsel katkı ve strateji üretimi de kritiktir.
Bilgi
Paylaşmama
Ortaklardan
biri yürüttüğü faaliyetlerle ilgili diğer ortakları bilgilendirmiyorsa, bu
durum zamanla; güvensizlik, yanlış kararlar, iç çatışmalar doğurur. Oysa ki; en
doğru hareket ortağa sormadan bilgi verilmesi ve bununla ilgili bir iç iletişim
sistemi kurulmasıdır.
Ortaklıklar
doğru yönetildiğinde büyük bir güç; yanlış yönetildiğinde ise ciddi bir risk
haline gelir. Gerek aile bireyleri ve gerekse de normal ortaklıklarda başarının
temelinde; şeffaf iletişim, yönetim şeması ve görev tanımlarının belirlenmesi,
ortak vizyon, bilgi ve belge paylaşımı gibi konular yatmaktadır. Bu unsurlar
sağlanmadığında sorunlar kaçınılmaz; sağlandığında ise ortaklık, işletmenin en
büyük rekabet avantajı haline gelir.









