Birçok alanda olduğu gibi bu alanda da, bana göre fıtratımızın gereğini yerine getirmediğimiz için kaos oluşturduğumuz konulardan biri de hak arama anlayışımızdır.
İnsanoğlu yaratılışına uygun davranabilseydi, aslında ne haksızlığa uğrar ne bir hakkı gasp edilir ne de hakkını koruma ihtiyacı duyardı.
Günümüzde birçok kişi; yaşı, konumu, yaptığı iş gibi etkenlere bağlı olarak hangi haklara sahip olduğunu bilme konusunda ciddi sıkıntılar yaşayabilmektedir. Öncelikle, içinde yaşadığımız toplumun bir ferdi olarak hangi haklara sahip olduğumuzu bilmek bize düşen bir sorumluluktur. Ne var ki bu konuda ciddi eksiklikler yaşandığını görmekteyiz.
Hakkı olmadığı halde kendini hak sahibi zannedip hak arayışına giren, bu yüzden de aslında haklarını yeterince bilmeyen insanlarla karşılaşabiliyoruz. Her gün iletişim kanallarımızda bu türden birçok habere rastlıyoruz.
Elbette bu arayışımızı, başkalarının haklarını da gözeterek hukuk çerçevesinde sürdürmeliyiz. Bunu yaparken yaşadığımız toplumun örf ve adetlerine, aynı zamanda hukuki usullere de riayet etmeliyiz. Tam olarak emin olmadan hiçbir arayışa girmemeliyiz.
Bazı toplumlardaki hak arama yollarını ve anlayışlarını gördükçe, birçoğumuzun içinde "keşke bizde de böyle olsa" duygusunun uyandığını düşünüyorum.
Nedeni ne olursa olsun, eşinden boşandığı için bir kadının eski eşi tarafından hunharca katledilmesi ve bunun bir hak arayışı olarak görülmesi, asla anlaşılabilir bir zihniyet olamaz.
Bizim inancımızda da görülen bir haksızlığı düzeltmenin yöntemi net biçimde belirtilmiştir: önce elimizle, olmazsa dilimizle, bu da mümkün değilse, o kötülüğü yapana kalben buğz etmenin dışında başka bir yaptırım ya da hak arama yolu sunulmamıştır.
Buna rağmen, yaşadığımız toplumlarda akıl almaz hak arama yöntemlerinin icat edildiğini görmemek için, gelecek nesillere bu konuda gerekli eğitimler verilmeli ve kamu spotlarının sayısı artırılmalıdır.
Zira günümüzde yaşadığımız toplumda, hukuka uygun pek çok ciddi hak arama yolu ve yöntemi önümüze imkan olarak sunulmaktadır. "Sonuç alamıyoruz", "adalet yok", "insan ayrımı yapılıyor" gibi bahanelere sığınmadan, hakkımızı sonuna kadar aramalıyız.










