TBMM Okul Olaylarını Araştırma Komisyonu toplandı
TBMM'deki komisyonda, öğrencilerdeki şiddet davranışlarının nedenleri ve çözüm önerileri tartışıldı. Uzmanlar, öğretilmiş davranışların etkisine dikkat çekerken, erken tespit ve sosyal faaliyetlerin önemini vurguladı.
'ÖĞRETİLMİŞ DAVRANIŞLAR ETKİLİ OLABİLİR'
Komisyonda, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mustafa Otrar, sunum yaptı. Otrar, "Söz konusu şiddet ve suç olduğunda, öncelikle tek nedene ve tek sonuca indirgenmesi mümkün olmayan bir durumdan bahsediyoruz. Bu da elimizi zorlaştırıyor. Ben birkaç örnek vereyim. Akademik alanda baktığımız zaman, 'Bir insan niye şiddet uygular, şiddet davranışları sergiler' diye sorduğumuzda; engellenmişlik buna sebep olabilir, pekiştirilmiş davranışlar, öğretilmiş davranışlar etkili olabilir. Başkalarından model alarak gözlemlediği davranışlar etkili olabilir. Daha önce şiddet görmüş ya da şiddete tanıklık etmiş olması, bunun ardından şiddet davranışlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu önemlidir. Hatta, o kadar ki, ya hormonlar bile tiroksin hormonunun biraz fazla salgılanması bir insanın kolay alevlenmesi ve kolay şiddet içeren davranışlar üretmesi için sebep olarak bile gösterilebilir. Bunların dışında, psikolojik bazı problemlerin, kişilik bozukluklarının, söz gelimi, hani düşük yoğunluklu olsa da dürtüselliğin bir etken olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, bu arada hemen şunu söylemeliyim; Az önce geçen bir konu olarak, ben şimdiye kadar öğrenme güçlüğünün şiddetin bir nedeni olduğuna dair hiçbir bulguyla karşılaşmadım; onu da arz etmek isterim" diye konuştu.
'SOSYAL FAALİYETLERİNİ ARTIRMAYA ÇALIŞIYORUZ'
Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Mustafa Canlı ise "Son üç senedir ailelerin çocuklarının eğitim süreçlerine daha yoğun bir şekilde katılması ve çocuklarıyla yakından ilgilenmesi konusunda çalışmaları da Sayın Bakanımızın talimatıyla bütün Bakanlığın ilgili birimlerinin ortak çalışmalarıyla yürütmeye başladık ama dijital ortamda baktığımızda, bugün tartışılan konulardan biri, çocukların bu dijital teknolojiler alanında sosyalleşmesi yani burada bir proje yapması, etkinlik yapması, bu konuda bir ürün geliştirmesi arkadaşlarıyla, evde tek başına bir cihazın, internetin başında kalmadan bunu bir gerçek dünya becerisine endeksli bir iş birliği faaliyeti içerisinde yürütmesi. Bizim de iki senedir yürüttüğümüz 'GENÇTEK' diye bir çalışmamız var. Bu sene 62 ilden binlerce öğrencimizle beraber yaptık ve oyun tasarımından e-ticarete, siber güvenlikten dijital sanata, yapay zekadan açık kaynağa, dijital yürüyüş gibi pek çok alanda akran öğrenmesi modeliyle öğretmenlerimizin rehberliğinde öğrencilerimizin birbirlerine bu konuda iş birliği ve paylaşım yaparak dijital teknolojiler ekseninde sosyal faaliyetlerini artırmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra, tabii ki TEKNOFEST'e katılan binlerce öğrencimiz oluyor, MEB Robot Yarışması'na katılan öğrencilerimiz oluyor. Harezmi modelini binlerce okulda işletiyoruz ve öğrencilerimizin grup çalışmasıyla birden fazla 4 ila 5 öğretmenimizin katılımıyla gerçek dünya problemlerini teknoloji eksenli çözümler üretmesi gibi çalışmaları, öğrencilerimizin bu teknolojileri sosyal sorumluluk bilinci ve arkadaş ortamında kullanması için yaygınlaştırmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
'OKULLARIMIZDA HİÇBİR EKSİKLİK YOK'
Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali, okullarda milli, manevi değerlerin eğitimiyle ilgili bir eksiklik olduğunu düşünmediğini ifade ederek, "Bununla ilgili çünkü hem temel dini bilgileri içeren seçmeli derslerimiz var hem de maarif modelimizde tüm konulardan hareketle değerler eğitimine bizi yönlendiren bir programımız var şu anda ve bunun yönergesi, her şeyi öğretmene hazır olarak sunuluyor. Bu yönde okullarımızda hiçbir eksiklik yok. ve bu şiddet sürekli öğrencilerimize pompalanıyor dolayısıyla öğrenci bu şiddeti normalleştiriyor. Peki, bu şiddeti aile öğrendiğinde, en büyük çözüm ortağımız olan aile öğrendiğinde ne yapıyor? Hemen inkara kalkışıyor maalesef. 'Benim çocuğum bunu yapmaz ya da birileri onu tahrik etmiştir, kendini korumak için yapmıştır, ezileceğine ezsin.' mantığıyla hareket ediyor. İş birlikçi ve yapıcı aile çok az olduğu için sorunları çözmekte bu şiddete meyilli çocukları eğitmekte biraz zorlanıyoruz. Çözüm önerisi ne; bu çocuklarımız okul öncesi eğitimde kendilerini belli ediyor, daha agresif davranıyorlar, arkadaşlarına karşı daha şiddet eğilimli oluyorlar. Bunların bu erken çocukluk döneminde tespit edilip Aile ve Sosyal Politikalarla, Gençlik ve Spor Bakanlığı'yla, Kültür Bakanlığı'yla iş birlikleri yaparak bunların spora ve sanatsal faaliyetlere yönlendirilmesiyle, özellikle bu şiddete eğilimli olan çocukların dövüş sporlarına yönlendirilmesi çok etkili oluyor. Çünkü o sporlar, genellikle kendine hakim olmayı, şiddet uygulamamayı öğretiyor" dedi.











