Bakan Tekin: Geçmişimizi çocuklarımıza öğretmek durumundayız
- "Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu dünyanın her tarafında imrenilerek bakılan, öykünülen geçmişimizi çocuklarımıza anlatmak, öğretmek durumundayız" "Bize ait olan bütün değerleri yani eski Türk devletlerini de Selçukluları da Osmanlıları da bizim geçmişimiz olarak kabul edip gurur duyacağımız bir biçimde çocuklarımıza anlatmalıyız ki Cumhuriyete, Cumhuriyetin yaratmak istediği milli birlik projesine, Cumhuriyetin yaratmak istediği toplumsal yapıya hep beraber sahip çıkalım"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu dünyanın her tarafında imrenilerek bakılan, öykünülen geçmişimizi çocuklarımıza anlatmak, öğretmek durumundayız." dedi.
Tekin, öğretmenevinde düzenlenen "Eğitimin Yüzyılında Erzurum" programında kentte görev yapan gazetecilerle bir araya geldi.
Milli Eğitim Bakanlığının milyonlara hitap ettiğini, öğretmen sayısının 1 milyon 200 binin üzerinde olduğunu ifade eden Tekin, şöyle konuştu:
"Yani her 80 vatandaştan bir tanesi öğretmen ve bizimle beraber Milli Eğitim Bakanlığında çalışıyor. Yani nüfusun 80'de biri bizimle çalışıyor. Öğrencilerimizi aileleriyle beraber düşündüğümüzde toplumun tamamı milli eğitim ile yakından ilgili. Herkes çocuğunun okulda aldığı eğitimi, gittiği okulu, öğretmenini, ders kitabını o gün yaşadıklarını mutlaka evinde, sofrasında gündem ediyor. O yüzden her ortamda konuşulan bir bakanlığız. Hal böyle olunca herkesin kendine göre doğruları da var. Herkes kendi bakış açısını, kendi perspektifini en doğru hatta mutlak doğru kabul ediyor. Sokakta karşılaştığımızda 'Böyle yapmanız lazım.' ifadesi hepsini alt alta topladığınızda 70-80 milyon tane öneri çıkıyor. Birbiriyle belki bunlar çelişiyor. Böylesine zor bir bakanlık."
Tekin, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı'nın kutlandığını, gazetecilerin her zaman haber çalışması için yanlarında olduğunu, yoğun tempoda çalıştığını ve bu nedenle her günü bayram gibi kutlamalarını arzu ettiklerini dile getirdi.
Bugünün başka daha önemli bir anlamı olduğunu aktaran Tekin, "23 Temmuz'da Milli Mücadele'yi başlatan, yürüten, önemli kararların alındığı bir tarih ve Anadolu'nun değişik bölgelerinden katılarak Milli Mücadele'nin nasıl yürüyeceğine dair neler yapılmasına, yapılması gerektiğine dair Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarıyla beraber istişareler yapan, Milli Mücadele'yi başlatmakla onur duyan bir şehrin mensuplarıyız. 23 Temmuz bizim için Milli Eğitim Bakanı olarak benim için bu anlamda çok önemli. Çünkü bizler çocuklarımız bu ülkenin geçmişinde, bu milletin tarihinde hatırlanması gereken, önemsenmesi gereken ulusal birliğimizi, beraberliğimizi, istiklalimizi ve istikbalimizi çocuklarımızın öğrenmesi, bilmesi ve sahip çıkması için Milli Eğitim Bakanlığı olarak çaba sarf etmesi gereken ve bunu bihakkın yerine getirmeye çalışan bir bakanlığız. " diye konuştu.
"Dünyada imrenilerek bakılan geçmişimizi çocuklarımıza öğretmek durumundayız"
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne işaret eden Tekin, şöyle devam etti:
"Biz dünyada birçok devletin, birçok milletin öykündüğü, kıskandığı, şanlı bir geçmişe sahibiz. Türkistan'dan başlayıp Avrupa'nın içlerine kadar kendi medeniyet birikimini taşıyan bir milletin mensuplarıyız. Birçok ülkede akademisyenlerle, tarihçilerle konuştuğumuzda Türk devlet geleneğini bu anlamda imrenerek bizimle paylaşıyorlar. Yıllar önce Osmanlı arşivlerinde çalışmalar yaparken dünyanın çok farklı ülkelerinden çok farklı yaş kategorilerinde akademisyenlerle mesela Japonyalı bir akademisyenle sohbet etmiştik. Osmanlı ve Türk tarihini başlıklar vererek 'Şu konuları ben derinlemesine çalışıyorum. Bu konular sizin dünyaya medeniyet birikimi anlamında kazandırdığınız şeyler keşke bizim tarihimizde öyle olsa' diyen çok sayıda akademisyenle karşılaştım. Hal böyle olunca biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu dünyanın her tarafında imrenilerek bakılan, öykünülen bu geçmişimizi çocuklarımıza anlatmak, öğretmek durumundayız."
Tekin, bu durumun bugüne kadar ideolojik koşullandırmayla çocukların geçmişiyle gurur duyacakları biçimde değil, daha farklı bir formatta, daha batı literatürünün egemen olduğu biçimde anlatıldığını vurguladı.
Bugünlerde medyada bu tür kavramsallaştırmaların tartışıldığına dikkati çeken Tekin, şunları kaydetti:
"Mesela aydınlanma ifadesi kullanıyoruz. Aydınlanma dediğimiz şey batının kendi Orta Çağ'ından kurtuluşu ama onun Orta Çağ dediği dönem bizim Osmanlı'nın yükselişi dediğimiz dönem. Yani bizim dünyaya kendi medeniyetimizi sunduğumuz dönem. Niye onların karanlık çağı tanımlamasını biz kendi medeniyetimiz için yapalım? Bu kavramsallaştırmaları kendi perspektifimizle yeniden yapmamız gerekir. Bunu yaparken de bize ait olan bütün değerleri yani eski Türk devletlerini de Selçukluları da Osmanlıları da bizim geçmişimiz olarak kabul edip gurur duyacağımız bir biçimde çocuklarımıza anlatmalıyız ki Cumhuriyete, Cumhuriyetin yaratmak istediği milli birlik projesine, Cumhuriyetin yaratmak istediği toplumsal yapıya hep beraber sahip çıkalım. Dolayısıyla biz tarihimizi ele alıp geçmişimizi bilerek bugünümüze sahip çıkacak bir nesil yetiştirmemiz lazım."
Erzurum Kongresi'nde önemli kararların alındığını, o yüzden 23 Temmuz'un hem bir Erzurumlu olarak hem de Milli Eğitim Bakanı olarak kendisi için çok önemli olduğunu dile getiren Tekin, "Anadolu'nun birçok ilinde yapılan kongrelerin en kapsamlısı Milli Mücadele'ye yön veren, en önemli kararların alındığı Erzurum Kongresi. Bu vesileyle ben başta Gazi Mustafa Kemal Paşa olmak üzere bütün silah arkadaşlarını, Milli Mücadelemize destek olan sadece savaşarak değil, Tekalif-i Milliye kararları diye bildiğimiz kararlarla evindeki kullandığı malzemelerin gündelik ihtiyaçlarının bir kısmını Milli Mücadele'ye bağışlayan Anadolu insanının, köylüsünün hepsinin mekanları cennet olsun. Allah hepsinden razı olsun." ifadelerini kullandı.
"Erzurum'daki derslik sayısını üç katına çıkarmışız"
Kentteki eğitim yatırımlarından bahseden Tekin, 2002-2003 eğitim-öğretim yılında Erzurum'da 176 bin öğrenci varken şu an 158 bin 160 öğrenci olduğunu, buna karşın 2002'de 7 bin 403 olan öğretmen sayısının düşen öğrenci sayısına rağmen 12 bin 500'e çıktığını bildirdi.
2002'de kentte 5 bin 581 derslik bulunduğunu, bunların yarısının yeniden yapıldığını ve derslik sayısının 9 bin 180'e çıkarıldığını aktaran Tekin, 2002 yılında hiç bilim sanat merkezi olmayan ilde şu an 4 bilim sanat merkezi bulunduğunu kaydetti.
Erzurum'da 156 okulda spor salonu, 611 okulda laboratuvar, 551 okulda kütüphane olduğuna işaret eden Tekin, "2002 yılında sadece 260 okulumuzda laboratuvar, 160 okulumuzda kütüphane varmış. Bu rakamlar bizim açımızdan önemli. Biz hem siyasetçi olarak yaptıklarımızı içeride kamuoyuyla, seçmenlerle, vatandaşla bir araya geldiğimizde anlatıyoruz. Onlara yaptıklarımızla ilgili hesap veriyoruz. Hem de uluslararası derecelendirme kuruluşları var. Her sektörle ilgili Türkiye'nin dünyadaki pozisyonunu, konumunu değerlendiren, raporlar yazan uluslararası kuruluşlar var. Eğitimle ilgili uluslararası kuruluşların Türkiye ile ilgili raporlamalarına kaynak teşkil etmek üzere bu rakamların derslik başına ve öğretmen başına düşen öğrenci sayıları bizim için önemli. 2002 yılında Erzurum'daki ilkokullarda, ilköğretim okullarında ortalama bir derslikte 31 öğrenci varmış. Bugün Erzurum'un ortalaması 16." ifadelerini kullandı.
"Türkiye'de 2003'ten itibaren bütün bütçelerde birinci sıra eğitim-öğretim hizmetlerine ayrılmış durumda"
Türkiye'deki eğitim yatırımlarının uluslararası yansımalarına işaret eden Tekin, şunları dile getirdi:
"Bu rakamlar iç politika açısından çok bir anlam ifade etmeyebilir ama uluslararası göstergeler açısından her katıldığımız uluslararası toplantıda uluslararası kuruluşların temsilcileri, Türkiye'nin bu anlamda eğitim devrimi yaptığını, bunu nasıl başardığını kendileriyle paylaşmamız konusunda sohbetler yapıyoruz. Konuşmalarımızda göğsümüzü gere gere Türkiye'de orta öğretim kurumlarında ders başına, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ilkokullarda, ortaokullarda diye bunu göğsümüzü gere gere dünyaya örnek olacak şekilde gösteriyoruz. Bütün bu süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Başta Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum. Çünkü ülkelerin demokratikleşme göstergelerinde kullanılan en önemli göstergelerden bir tanesi ülkelerin genel bütçeden ayırdıkları payın dağılımına çok bakarız. Eğer bir ülke askeri harcamalara çok yoğun birinci sırada yer arıyorsa onu önemsediğini söyleriz. Bütçede en çok neye kaynak ayırdığından bakarak o da ülkelerin demokratikleşme skalasındaki pozisyonunu göstermesi açısından önemli. Türkiye'de 2003'ten itibaren bütün bütçelerde birinci sıra eğitim-öğretim hizmetlerine ayrılmış durumda."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekibini destekleyen herkese teşekkür eden Tekin, "1989 ile 2002 arasında Türkiye'de 11 tane hükümet kuruldu. Yani 12 yılda 11 tane hükümet. 2002'den itibaren de böyle olsaydı, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarları toplum tarafından, kamuoyu tarafından desteklenmemiş olsaydı eğer, toplumsal alanda, siyasal alanda, ekonomik anlamda ve uluslararası göstergeler anlamında bu başarı yakalanmamış olacaktı. Dolayısıyla bu sadece AK Parti iktidarının değil, bütün Türkiye toplumunun, bütün milletin ortak başarısıdır." şeklinde konuştu.
(Sürecek)
















