Arınç: Mürtecileri Şikayet Ediyorum

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 'Meclis'in İşgal Altındaki Bir Ülkede İstiklal Mücadelesini Yönetme Konusunda Çalışmalarına Ara Vermediği Bir Günde, Ülkenin Ekmek ve Su Kadar İhtiyacı Olduğu Barış ve Özgürlük Projesinin Meclis'te Konuşulmasına Karşı Çıkan Mürtecileri Diyarbakır'da Diyarbakırlılara Şikayet Ediyorum' Dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Meclis'in işgal altındaki bir ülkede istiklal mücadelesini yönetme konusunda çalışmalarına ara vermediği bir günde, ülkenin ekmek ve su kadar ihtiyacı olduğu barış ve özgürlük projesinin Meclis'te konuşulmasına karşı çıkan mürtecileri Diyarbakır'da Diyarbakırlılara şikayet ediyorum'' dedi.

Arınç, ''3-5 tane yıllanmış, kaşarlanmış siyasetçi ile uğraşmayacağız artık halkımıza gideceğiz, halkımızla bu projeyi paylaşacağız'' diye konuştu.

Bakan Arınç, laiklikliğin özgürlük, özgür düşünce demek, din ve vicdan özgürlüğü olduğunu belirterek, bunun 40 türlü tarif edilebileceğini belirtti.

''Batı laiktir ama laikçi değildir'' diyen Arınç, dünkü görüşmede Atatürk'ün adını fazlaca kullanarak, onun arkasına saklanarak, onun adete insan üstü bir varlık olduğunu söyleyip, bu görüşmelerden azap duyacağını ifade ederek Meclis'i çalıştırmamaya çalışanların, mürtecinin ta kendisi olduğunu söyledi.

Arınç, şöyle devam etti:

''TBMM, Yunan işgal askerleri Polatlı'ya kadar geldiği anda bile çalıştı. Sene 13 Eylül 1922. Yunan askerleri Polatlı'ya kadar geldi. Top sesleri Ankara'dan duyulmaya başlandı. Polatlı Ankara'ya takriben 70 kilometredir. Meclis'e bir endişe hakim oldu. Meclis'te bir kısım milletvekilleri; 'Meclisi Kayseri'ye taşıyalım' dediler. Bir kısmı 'Nevşehir'e taşıyalım' dediler. Hakikaten Kayseri'ye gidip yer araştırması yapanlar da oldu. Çünkü Yunan işgal askerleri Ankara'ya doğru geliyorlardı. İzmir'i işgal ettiler, İzmir'den sonra Manisa'yı işgal ettiler. Gele gele Eskişehir üzerinden Polatlı'ya kadar geldiler. Bütün milletvekilleri 'hayır burada kalacağız' ve direneceğiz düşüncesindeydi, ama bir tanesi çok önemli. Büyük Atatürk'ün yanında zaman zaman fotoğraflarda görünen bir kişi var. Eski Dersim mebusu Diyap Ağa. Diyap Ağa kürsüye çıktı, 'Biz buraya meclisi topladık. Biz buraya ölmeye geldik, buradan kaçmaya değil. Ankara'da kalacağız' dedi ve karar verdiler Ankara'da kaldılar.

Şimdi düşünün Meclis top sesleri duyan bir noktada, ama çalışıyor. Meclis'in işgal altındaki bir ülkede istiklal mücadelesini yönetme konusunda çalışmalarına ara vermediği bir günde, ülkenin ekmek ve su kadar ihtiyacı olduğu barış ve özgürlük projesinin Meclis'te konuşulmasına karşı çıkan mürtecileri Diyarbakır'da Diyarbakırlılara şikayet ediyorum.''

Bülent Arınç, bu düşüncelerin aşılacağını ve bunların çağı geçmiş insanların dogmatik düşünceleri olduğunu, bilimin bunu kabul etmediğini dile getirerek, ''Madem ki bir bilim evinin içerisindeyiz, mantık ve özgür düşünce olur. Bunların yaptıklarını ne bilimle ne akılla bağdaştırmak mümkün'' dedi.

-ATATÜRK'ÜN SİLUETİ-

Damal'da dağın yamacında senenin belli bir gününde güneşin ışıklarının dağa vurduğunu ve dağın yamacında belli, belirsiz bir Atatürk siluetinin meydana geldiğini anlatan Arınç, şöyle devam etti:

''Allah Allah inanılacak gibi değil. Birileri bundan, yani memnun da olmuş olabilir. Ben biliyorum ki karpuzu yararsanız içinde Allah yazıyor derler, adam inanıyor. Bunun bilimle, akılla, mantıkla ne kadar ilgisi var onu da düşün kardeşim. Şimdi güneş ışınları vurdu orada Atatürk'ün silueti meydana geldi. Orada şimdi resmi törenler yapılıyor. Herkes tam o saatte selamlıyor. Şimdi iş bu kadarla kalsa iyi. Ülkenin hatırı sayılır siyasetçilerinden birisi kulağı çınlasın ismini vermeyim, bu sene oraya gitti. Sırf onu görmeye. Ya başka bir şey için Diyarbakır'a gelmeyen adam Damal'a gidiyor. Güneş ışınları dağa vuracak da orada Atatürk silueti çıkacak da onu selamlayacak da Allah sana akıl fikir versin. Dünkü görüşmelere engel olanların büyük kısmının zihniyeti buydu.''

Arınç, birinin de konuşmasında ''akan kan dursun'' demenin suç olduğunu söylediğini ve misal olarak da Çanakkale harbi ile Kıbrıs'ı gösterdiğini, Çanakkale'de olan bitenle yıllardan beri Türkiye'nin yaşadığı acıları bir gören zihniyete çok şaşmamanın mümkün olmadığını kaydetti.

-''BİZ BİR PROJE VE SÜREÇ ORTAYA KOYMAYA ÇALIŞIYORUZ''-

''Bu projeyi beğenirsiniz beğenmezsiniz. Özgür düşünceye sahip olun, tartışın, ama karşınızdakini yok saymayın. Ben konuşayım sen dinle, sen konuş ben dinleyeyim. Bu şekilde anlayış gösterirseniz siz doğru yoldasınız demektir'' diyen Arınç, Meclis'te dün karşılaştığı zorbalığı bugüne kadar görmediğini, küfürleşmeyi bugüne kadar duymadığını, çok üzüldüğünü ve bir ara dışarı çıktığını ifade etti.

Arınç, şöyle konuştu:

''Konuşulmaya bile tahammülleri olmayan bir zorba güruh, ağızlarına ne geliyorsa kürsüye kadar yürümek suretiyle milletin Meclisi'nde, milletin kürsünü işgal etmeye kalktı. Bundan hicap duyuyorum, bundan utanıyorum. Birbirimizi yok sayamazsınız. Biz bir proje ve süreç ortaya koymaya çalışıyoruz. Hepsi yanlış olabilir. Peki bize yanlışlığımızı söyleyin. 'Şöyle yapsanız daha iyi olur' diyin. Diyelim hepsi doğru olabilir. O zaman doğru olan şeye katkı sağlamak gerekmez mi? Bunun üzerinden iktidarı yıpratırız da sıra bize gelir diyorsanız memlekete yaptığınız kötülüğün farkında mısınız?

Ülkenin buna ihtiyacı var. Konjonktür de buna müsaitse bunu çözelim. Bizden evvel kimse taşın altına elini koymamış. Kucağımızda nur topu gibi bir sorun gördük. Ne yani biz de mi halının altına süpürseydik. Artık halının altı filan kalmadı. Ülkenin huzursuzluğu her şeyi belli edecek bir noktaya geldi. Biz bunu bugün başaramazsak, hele hele çözemezsek inanın bizden sonra gelenlerin işi çok zor. Hiç kimse buna cesaret edemez, elini taşın altına sokamaz. Daha kötü durumlarla karşılaşırız. Daha çok sıkıntılar Yaşarız. Halbuki biz bunu istemiyoruz.''

Arınç, Rektör Jale Saraç'ın okuduğu Cahit Sıtkı Tarancı'nın ''Memleket İsterim'' şiirini hatırlatarak, öyle bir memleket istediklerini ve güzel bir memlekete, herkesin desteğine ihtiyaç duyulduğunu belirterek, siyasette bulamadıkları mutabakatı halkla birlikte bulacaklarını söyledi.

''3-5 tane yıllanmış, kaşarlanmış siyasetçi ile uğraşmayacağız artık halkımıza gideceğiz, halkımızla bu projeyi paylayacağız'' diyen Arınç, Antalya'da, Burdur'da, Adıyaman'da, Şanlıurfa'da bunu konuşacağını, bütün bakan ve milletvekillerinin bu çalışmayı yapacaklarını, neden buna ihtiyaç duyulduğunu, neden akan kanların durması gerektiğini anlatacaklarını ifade etti.

Arınç, ''Gözyaşı kurumadan artık güzel bir memlekete kavuşmalıyız, ama siyasetçilerin bu çabası da yetmez. Üniversiteler ne olur kendi aranızda bunu konuşun eksikliklerimizi bize bildirin, sivil toplum kuruluşları bu çabanıza ihtiyacımız var. Göreceksiniz o zaman bu siyasi partilerin başındaki, önündeki olan insanlar da sizden gelen bu taleplere ilgisiz kalamayacaklar'' dedi.

Kaynak: AA